Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Yoksa eski başkana yeni bir teşhis mi?

Türem Delikurt

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Ocak 2007, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Mısır' da, 2001 yılında düzenlenen bir sepmozyumda biraraya gelen bilim adamları, Amerikanın en eski başkanlarından Abraham Lincoln'un eski resimlerine ve hakkındaki (saklanmış olan) tıbbi raporlara dayanarak, Marfan Sendromundan etkilenmiş olup olamayacağını tartışırlar. Hernekadar, bu sempozyumun sonunda eldeki delillerin kesin bir karar vermeye yeterli olamayacağı anlaşılsa da, olayın medyaya yansıması, tarihçesi 1896'ya dayanan bu hastalığın ilgi çekmesine neden olmuştur.

Sanırım bu sempozyumu duyan çoğu insanın aklına ilk gelen soru 'Marfan Sendromu nedir?' Ve büyük ihtimalle ikincisi de 'Başkan Lincoln ile ne alaka?' olmuştur. Hatta belki de köşemizin ilk paragrafını okur okumaz sizde ayni soruları sormuşsunuzdur.

Düzenlenmiş olan bu sempozyum, aslında çok uzun yıllardır speküle edilmekte olan bir konuyu ele almıştı. Şöyle ki, Başkan Lincoln'un Marfan Hastalığından etkilenmiş olabileceği teorisi, ilk olarak 1961 yılında tıp dünyasına sunulmuştu. Tıp dünyasında kimi kesim bunun bir ihtimal olabileceğini kabul ederken bazıları da karşı çıkmıştır.

Peki Marfan Sendorumu nedir?

Kalıtsal bir genetik hastalık olan Marfan Sendromu, bağlayıcı dokuyu etkiler. Bağlayıcı dokunun görevi, tıpki adının da tarif ettiği gibi, vücudun büyümesi ve gelişimi için bir çerçeve oluşturmasına yardım etmektir. Bağlayıcı doku, vücudun pek çok bölgesinde bulunduğu için, Marfan Sendromu iskelet, gözler, kalp ve kalp damarları olmak üzere vücudun bir çok bölgesini etkisi altına alır.

Marfan hastalarında göze çarpan en belirgin belirtilerden birisi, insanın boyunun aşırı uzun, veya ailesine oranla aşırı uzun olmasıdır. Eski Amerika Başkanı Abraham Lincoln'un boyunun özellikle o döneme ve hatta günümüze göre çok uzun olması bu teorinin ortaya çıkmasında büyük rol oynamıştır.

Ancak şunu vurgulamak çok önemlidir ki bir kişiye Marfan Sendromu teşhisi konması için sadece aşırı uzun olması kesinlikle yeterli bir belirti değildir. Marfan Sendromunun teşhisi, ancak uzman kişiler tarafından dikkatli bir muayeneden sonra, kişinin belirtilerinin hastalığın belli başlı kriterlerine uyması halinde konmalıdır.

Uzun boyun yanı sıra, Marfan sendromu iskelet sistemini daha farklı şekilde de etkilemektedir. Marfan hastalarının kolları, bacakları, parmakları ve ayak parmakları özellikle uzun, yüzleri ise genellikle uzun ve dar olur. Hastalarda omurga eyriliği (skolyoz) ve farklı göğüs kemiği şekli de görülebilmektedir. Hastalık ayni zamanda gözleri de etkileyebilir. Göz merceğini bağlayıcı doku yerinde tuttuğu için, hastalarda, göz merceklerinden biri veya ikisi yerinden kayabilir. Ayrıca Marfan Hastaları genellikle uzağı göremezler.

Vücutta Marfan Sendromunun etkilediği ve en ciddi sorunlara neden olabilecek bölge kalp ve kan damarlarıdır. Marfan sendromundan etkilenmiş kişilerde, kanı kalpten vücuda taşıyan ana kan damarı 'aorta' nın duvarları zayıflayabilir ve yırtılmaya yatkın olabilir. Erken teşhis, özellikle, bu yüzden çok önemlidir. Marfan Hastaları kalplerini düzenli bir şekilde çek ettirmeli ve hayat stillerini buna göre belirlemelidirler. Örneğin, Marfan Sendromundan etkilenen kişiler, kalp ve kan damarlarının durumuna bağlı olarak bazı aşırı yorucu sporlardan uzak durmalıdırlar. Ayrıca bayanlarda teşhisin gebelikten önce konulması, kalp ve kan damarlarının kontrol edilmesi çok önemlidir. Gebelik sırasında kadınların kalbi daha fazla miktarda kan pompalamak zorunda olduğu için zorlanır. Marfan Sendromundan etkilenmiş bir bayan için bahsedilen kalp sorunlarının gebelik sırasında ortaya çıkma riski daha fazladır. Dolayısıyla, izleme ve tedavi seçenekleriyle, komplikasyonlar en alt düzeye indirilebilir ve hatta önlenebilir.

Yapılan araştırmalara göre, Marfan Sendromu teşhisi konmuş kişilerin yaklaşık %75'inin ebeveyinlerinden birisi de Marfan Hastalığından etkilenmektedir. Geri kalan Marfan Sendromu vakalarının yaklaşık %25 ise ailede ilk defa ortaya çıkabilmektedir. Yani, ailede hastalığa neden olan genetik değişim ilk defa bu kişilerde meydana gelir. Marfan Sendromu teşhisi konmuş bir kişinin, hastalığa neden olan genetik hatayı ve dolayısıyla hastalığı çocuklarına aktarma riski %50 dir.

Sevgili okurlar bir sonraki köşemizde buluşmak üzere, huzur ve mutluluk dolu günler sizlerin olsun.

   2882 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Temmuz 2008, Salı   Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım
27 Haziran 2008, Cuma   Multipl Skleroz
03 Haziran 2008, Salı   BÜNYE FARKLILIKLARI
20 Mayıs 2008, Salı   Bir umut ışığı...
08 Nisan 2008, Salı   Bir babanın anlatımıyla...
25 Mart 2008, Salı   Yani her şey için bir 'gen' var mı?
12 Mart 2008, Çarşamba   Klinefelter (XXY) Sendromu nedir?
27 Şubat 2008, Çarşamba   Huntington hastalığı
13 Şubat 2008, Çarşamba   Nörofibromatosis Tip 1 (NF1)
05 Şubat 2008, Salı   Dünyada neler oluyor...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital