Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yoldan çıkıp takla atan otomobilin sürücüsü öldü
Bebek kürtajla alınacak
Ya yasanız gidecek, ya da siz
Avrupa Parlamentosu'ndan fazla bir beklenti olmamalı
Kemal Sunal, mezarı başında anıldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

'Neden Ben?'

Türem Delikurt

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Şubat 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu soruyu kim bilir kaç defa kendi kendimize sormuşuzdur?

Çok istediğimiz bir iş olmadığında, sevdiğimize kavuşamadığımızda yada canımız çok yandığında, kısacası, hayatımızın farklı aşamalarında bazen bilerek, bazen de farkında olmadan şuur altında bu soru kafamızın içinde dönüp durmuştur mutlaka.

İnsan şüphesiz ki bir yere kadar hayatına kendi çabaları ve emeği ile bir şekil verebiliyor. Ancak bazen, tamamen kontrolümüzün ve planlarımızın dışında gelişen olaylar bizi hazırlıksız yakalayabiliyor.

'Kader kısmet' diye isimlendirdiğimiz bu beklenmeyen olaylar, beynimizde 'Neden ben?' sorusunu güm diye patlatıverebiliyor.

Kimisinin yarattığı etki belki de bir anlık iken, bazıları, hayatımızı hatta ailemizin hayatını değiştirebiliyor. Örneğin, çok ciddi bir hastalığın teşhisi hasta için zor olduğu kadar, onun durumuna seyirci kalmakta olan ailesi ve sevenleri için de yüzleşmesi zor bir gerçektir. Hele bazen, ciddi olan hastalık genetik ve kalıtsal bir hastalık ise, konulan teşhis, diğer aile bireylerini sadece psikolojik yönden etkilemekle kalmayabilir ve hatta onlarda da aynı hastalığın ortaya çıkma riskini de ortaya çıkarabilir.

Hayatın yapı taşları olarak nitelendirilen genler, içerdikleri talimatlar sayesinde vücudumuzun büyümesi ve işlevini sağlarlar. Genler, içerdikleri bu talimatların hatalı olması sonucunda, bazen genetik hastalıklara yol açabilirler yada bizi bir hastalığa karşı yatkın kılabilirler. Hatalı genlerin ailede nesilden nesile geçmesi halinde de, genetik hastalıklar kalıtsal hale gelebilirler. Kalıtsal genetik hastalıkların aile içinde nesilden nesile geçiş paterni birbirinden farklı olabilir. Ayrıca her genetik hastalık kalıtsal türde olmayabilir. Bazen ailede sadece bir bireyde görülen bir genetik hastalık sadece o şahısta şans eseri ortaya çıkmış olup, türüne bağlı olarak, ailede tekrarlanmayabilir veya başka aile bireylerini riske atmayabilir. 'Neden ben?' sorusu hastalıktan sadece kendisi etkilenmiş bir kişinin aklından geçebileceği gibi, kendisini bir genetik hastalık için riskte bulan bir aile bireyinin aklından da geçebilecektir.

Tamamıyla şans...

Vücudumuzda yaklaşık olarak 30,000 e yakın gen vardır. Her genin, biri anneden biri babadan gelmek, üzere iki kopyası vardır. Aynı şekilde biz çocuklarımıza her genimizin sadece bir kopyasını verirken, diğer kopyaları eşimiz sağlayacaktır. Yani her şey yarı yarıyadır.

Oluşumumuz sırasında ne annemizin nede babamızın bize verecekleri gen kopyalarını seçme şansı vardır. Bu tamamıyla şansa bağlıdır.

Şuç kimsenin değil...

Bazı genetik hastalıklar için genetik test yapılarak, onlara neden olan gen hatalarını bulmak mümkündür. Ancak, genetik test basit bir kan testi değildir. Çıkan sonuç hastayı olduğu kadar aileyi de etkileyeceği için genetik test hakkında genetik danışmanlık yardımıyla iyice düşünülmeli ve kişi kendisi için en doğru kararı vermelidir. Hastalığınızın hatalı bir genden dolayı sizi etkilediğini bilmek belki bir belirsizliği ortadan kaldıracaktır, ancak, bunun ortaya çıkması ile doğmuş veya henüz doğmamış çocuklarınızın belli bir risk kategorisi içine girdiğini de öğrenme ihtimaliniz olabilecektir. Ya da kendi çekirdek aileniz dışında diğer aile bireylerinize de, belki de, böyle bir gerçeğin habercisi olma görevi size düşecektir.

Yani 'Neden ben?' sorusu, genetik bir testin vereceği sonuçlarla 'Neden biz?' sorusu haline gelecektir. 'Neden ben?' sorusunun yanı sıra, genetik bir hatayı taşıdığını öğrenen kişiler, suçluluk duygusuna da kapılabiliyor (Çünkü belki de bu hatayı bir sonraki nesile geçirmiş olabilirler). Ancak yukarıda da bahsettiğimiz gibi bize geçecek olan genleri, hatalı veya hatasız, ne anne ve babamızın seçme şansı var ne de bizim. Bu kimsenin suçu değildir. Kişilerin ve ailelerinin 'Neden ben?' veya 'Neden biz?' soruları veya suçluluk duyguları genetik bir hastalık yada testle gelen bir çok psikolojik sorunlara örnektir. Dolayısıyle genetik bir hastalığın sadece neden ortaya çıktığını anlamak yeterli değildir ve onunla birlikte ortaya çıkan psiko-sosyal gerçeklerle bireylerin ve ailelerin yüzleşebilmesi için genetik danışmanlık da gereklidir.

Sevgili okurlar, bir sonraki köşemizde buluşmak üzere her gününüz huzur ve sevgiyle geçsin.

   2344 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
27 Haziran 2008, Cuma   Multipl Skleroz
03 Haziran 2008, Salı   BÜNYE FARKLILIKLARI
20 Mayıs 2008, Salı   Bir umut ışığı...
08 Nisan 2008, Salı   Bir babanın anlatımıyla...
25 Mart 2008, Salı   Yani her şey için bir 'gen' var mı?
12 Mart 2008, Çarşamba   Klinefelter (XXY) Sendromu nedir?
27 Şubat 2008, Çarşamba   Huntington hastalığı
13 Şubat 2008, Çarşamba   Nörofibromatosis Tip 1 (NF1)
05 Şubat 2008, Salı   Dünyada neler oluyor...
16 Ocak 2008, Çarşamba   İşte ürküten 'K'!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

DENKTAŞ'I DA TUTUKLARLAR MI?

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelç...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...

Bilbay Eminoğlu

Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital