Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Denizde facia
Girne'de 30 villalık site inşaatı durduruldu
Kıbrıs Türk devleti kesinlikle kurulacak
Lefkoşa-Güzelyurt Anayolu 2. Etap duble yolu hizmete açıldı
Güney'de AİHM şoku

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Kız ya da Erkek! Bu kadar kolay olmalı mı?

Türem Delikurt

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Nisan 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Eskiden ebeveyinler, çocuklarının cinsiyetini doğdukları gün öğrenirlerdi. Günümüzde ise, 17-18'inci haftadan sonra yapılan bir ultrason (görüntüleme cihazı) ile ya da 15-16'ncı haftada yapılan bir amniosentez ('göbek') testi ile çocuğunuzun cinsiyetini öğrenmek mümkün.

Peki, size bir bebeğin cinsiyetini, artık hamileliğin 5'inci haftasından bile öğrenmenin mümkün olabileceğini söylersem ne düşünürsünüz?

Bunu sağlayan testin adı 'The Early Baby Gender Mentor' yani 'Erken Bebek Cinsiyeti Belirleme Rehberi' ve bu test Amerika'da özel bir firma tarafından geliştirilerek 2005 yılında piyasaya sunulmaya başladı.(RESIM 1) 'Evde DNA testi' olarak da adlandırılan bu test, aynen evde yapılan hamilelik testi kadar basit. Hamile bir bayan, $275 dolara evde parmağından aldığı az bir miktarda kanı bu firmaya bağlı laboratuara yolladıktan yaklaşık olarak iki veya üç gün sonra çocuğunun cinsiyetini öğrenebiliyor.

Peki nasıl?

Normalde hamilelik sırasında, bebeğin bir miktar kanı annenin kanına sızar. İşte bu test de, annenin kanına karışmış olan bebek hücreleri bulunarak ve bebeğin DNA'sı incelenerek cinsiyeti belirlenir. Dilerseniz testin detayına inmeden önce, genetik olarak cinsiyeti neyin belirlediğini bir öğrenelim.

X ve Y kromozomu

Hayatımızın 'talimatlarını' içeren genler, kromozom adındaki yapılar üzerinde hücrede, hücre-çekirdeği içerisinde bulunurlar. Yumurta ve sperm hücresi hariç diğer tüm hücrelerde, 23 çift olmak üzere 46 tane kromozom vardır. 23'üncü kromozom çifti cinsiyetimizi belirler. Erkeklerde 23'üncü çift X Y, kadınlarda ise X Xdir.(RESİM 2)

'Erken Bebek Cinsiyeti Belirleme Rehber' testi, annenin kanında Y kromozomuna ait DNA'nın var olup olmadığına bakar. Eğer, Y kromozomuna ait DNA tespit edilirse bebeğin cinsiyeti erkek, yok ise kız olduğu sonucuna varılır.

Heyecan verici olduğu kadar biraz da ürkütücü değil mi?

Şüphesiz ki, bu teknoloji heyecan verici fakat bir o kadar da ürkütücüdür. Testin sadece parası olan ailelere olanak sağlamasının dışında, başka önemli soruların da gündeme gelmesi kaçınılmaz oluyor. Şöyle ki anneler ya da çiftler, bu testin sonucunda elde ettiği bilgi ile ne yapacaklardır? Eğer, bebeklerinin cinsiyeti ümit ettiklerinin dışında ise, hamileliklerini sona erdirmeye karar vermeleri halinde bu ne kadar etik olacaktır?

Evet, 'sosyal kürtaj' herkesin inançlarına ve yasalara bağlı olarak seçip seçmeyeceği bir opsiyon, ama, karar nedeninin bebeğin cinsiyeti olması ne kadar doğru olur acaba? Ya da, annelere veya çiftlere, testin sonucuna bağlı olarak hamileliklerini 5'inci haftada noktalamak, 17-18'inci hafta da noktalamaktan biraz daha kolay ve rahat gelebilir mi? Bu testin bu şekilde 'piyasa' ya sürülmesi ileride, ailelerin, bebeklerini cinsiyetine göre seçmelerine neden olabilir mi? Tüm bu sorular tabi ki yoruma açıktır ama mutlaka gözden geçirilmelidir kanısındayım.

Sevgili okurlar, bir sonraki köşemizde buluşmak üzere baharla birlikte gelen her gününüzün bahar gibi sevgi dolu ve huzurlu geçmesini dilerim.

   3178 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
16 Temmuz 2008, Çarşamba   Kordon Kanı Bankacılığı: Gerçekten biyolojik bir sigorta mı?
08 Temmuz 2008, Salı   Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım
27 Haziran 2008, Cuma   Multipl Skleroz
03 Haziran 2008, Salı   BÜNYE FARKLILIKLARI
20 Mayıs 2008, Salı   Bir umut ışığı...
08 Nisan 2008, Salı   Bir babanın anlatımıyla...
25 Mart 2008, Salı   Yani her şey için bir 'gen' var mı?
12 Mart 2008, Çarşamba   Klinefelter (XXY) Sendromu nedir?
27 Şubat 2008, Çarşamba   Huntington hastalığı
13 Şubat 2008, Çarşamba   Nörofibromatosis Tip 1 (NF1)


Yorum Sayısı:   2
  Kerem Terali         - Londra 06 Nisan 2007, Cuma 04:09 
Batili devletlere ornek olarak Birlesik Krallik (UK) ele alindiginda, kurtajin halen keyfi bir uygulama olmadigi goze carpiyor. 1967'de gecen yasa geregi, hamile bir kadina kurtaj hakki ancak belli basli sartlar saglandigi takdirde veriliyor. Bebegin ciddi fiziksel/zihinsel aksakligi bulunmasi, annenin hayatinin tehlikede olmasi bunlardan sadece ikisi. Kurtaj ozgurlugunun sinirlari, bu sekil bazi kurallarla belirlenmisken, ailenin, bebegin cinsiyetini ogrenme arzusunun onunu kesmeye pek kimsenin hakki olacagini dusunmuyorum. Test, ticari bir (biyo)urundur ve arz-talep carki icinde kendine musteri bulmasi kacinilmazdir.
  Nilay         - Lefkosa 04 Nisan 2007, Çarşamba 16:26 
Bati ulkelerini bilemeycegim ama bu testin Hindistandaki sex-selective abortion'i cok daha rahat bir duruma getirecegi kesin..Boyle geri memleketlerde da ayrimciligin cocuk dogmadan yapilmasi cok daha iyi..Hindistan'in kimi bolgelerinde istenmeyen kiz cocuklari gerek ihmal yoluyla gerek bilincli olarak olduruluyorlar..Batili memleketlerde ise bu teste bagli kurtajin ayrimciliktan degil da, petshop'tan bilmem ne cinsi kopek secen insanlardaki bencillikle ayni kivamdaki bir icgududen kaynaklanabilecegi kanaatindeyim ve dolayisiyla da etik olarak karsiyim.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2119 1.2203
1 STERLİN 2.4281 2.4462
1 EURO 1.9293 1.9429



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS'TA DARBEYİ KİM YAPACAKTI?

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Otuz dört sene yetmedi...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Erdoğan'ın ziyareti, "Türkiye olar...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

1974'ten birkaç yaprak

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Cilt kanseri ve risk faktörleri

Dr. Umut Altunç

Plaj Çantanızda Bulunması Gereken 10 Şey

Aysu Basri

RESM-İ İŞKENCE

Sevilay SADIKOĞLU

Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Kordon Kanı Bankacılığı: Gerçekten biyoloj...

Dr. İsmail KEMAL

Su, geleceğin en önemli sorunu

Emin AKKOR

Ahtapotun kollarından kurtuluş yok

Oğuz Metiner

Kıyamet ne zaman ve nasıl kopacak?

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

Döşünden Yaralı Dağlar

Beste SAKALLI

ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR

Psikolog Ayla Kahraman

Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Sağlık için Güvenli gıdalar... ne zaman?

Osman Ertuğ

Ayrılma hakkı

Bener HAKERİ

NOTLAR Unutulanlar mı, bilinmeyenler mi?

Ata ATUN

İKİ ÇİPİL GÖZDEN ANILARIMDA KALAN

Mehmet RATİP

Olağanüstü hallerimiz

Dr. Orhan Aydeniz

Taş ocakları sorunu

Harid Fedai

Sünühât Gazetesi Yüksek Katına

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital