|
Sevgili okurlar, bu haftaki köşemizde bir okuyucumuzun isteği üzerine, nadir bir hastalık sayılan ve adını onu tanımlayan Türk doktorundan alan Behçet Hastalığı ya da diğer adıyla Behçet Sendromundan bahsedeceğiz. Bu hastalık Çin'e kadar uzanan 'ipek yolu' üzerinde bulunan ülkelerde, diğer ülkelere nazaran, daha sık görülmektedir.
Daha önceki köşelerimizden de hatırlayacağınız gibi aynı nedene bağlı bir grup belirtinin kişide gözlemlenmesine 'sendrom' adı verilir. Behçet hastalığı ya da sendromu da belli başlı belirtilerin (semptomların) kişide var olması ve gözlemlenmesi ile, uzmanlar tarafından, teşhis edilir. Ancak tüm belirtilerin kişide aynı anda ortaya çıkması teşhis için şart değildir. Hastalık herkesi farklı farklı etkileyeceği gibi, ilk yıllarda ortaya çıkmayan bazı hastalık belirtileri daha sonraki senelerde ortaya çıkabiliyor.
'Mutlisistem' bir hastalık...
İlk defa 1937 yılında Dr. Hulusi Behçet tarafından tanımlanan Behçet Hastalığı/Sendromu, 'multisistem' (birden fazla vücut sistemini etkileyen) bir hastalıktır ve genellikle 20'li ve 30'lu yaşlarda ortaya çıkar. Hastalığın en belirgin özelliği ağızda tekrarlayan yaralardır. Bu ağrılı ülserlere aynı zamanda 'aft' denir.
Hastalık belirtileri dönem dönem ortaya çıkar ve kaybolur. Hastalığın belirtilerini dört ana gruba ayırabiliriz:
- Ağız yaraları (aftlar): Genellikle hastalığın ilk belirtileri arasındadırlar ve çoğu hastada gözlemlenen bir belirtidir. Çok sayıda olmaları ve daha sık ortaya çıkmaları onları diğer basit ağız yaralarından ayırır.
- Cinsel bölge yaraları: Cinsel bölgede ağız yaralarına göre daha az sayıda ortaya çıkan ve iyileşmeleri daha uzun süren yaralardır.
- Deri belirtileri: Sivilce benzeri belirtiler ve deri damarlarının iltihaplanmasıyla alakalı belirtiler gözlemlenebilir.
- Göz belirtileri: Gözde kanlanma ve bulanık görme şeklinde belirtiler ortaya çıkar.
Bu belirtilere ek olarak, Behçet hastalığından etkilenmekte olan hastalarda, eklem ağrısı ve eklemlerde şişme gibi belirtiler de gözlemlenebiliyor.
Otoimmün bir hastalık
Behçet hastalığı 'otoimmün' bir hastalık olarak tanımlanır. Vücudumuzu korumakla görevli olan bağışıklık sistemimiz, nedeni tam olarak anlaşılmayan bir sebepten dolayı, vücuttaki dokulara karşı savaş açar. Bunun neticesinde kılcal damarlarda iltihaplanma gözlemlenir.
Daha önce de bahsettiğimiz gibi Behçet hastalığına kesin olarak neyin neden olduğu henüz bilinmemektedir. Ancak bu konudaki araştırmalar hızla devam etmekte ve teoriler geliştirilmektedir. Çoğu uzman ve araştırmacı, Behçet hastalığının, kişinin genetik yapısının onu hastalığa yatkın kılması ve virüs gibi bir dış etkenin kişide hastalığı tetiklemesinden dolayı ortaya çıktığını düşünmektedir. Hastalıkta rol oynayan faktörlerin bulunması ile, hastalığın tedavisinde de gelişmeler sağlanacaktır.
Behçet hastalığının tedavisi onu tam olarak ortadan kaldırmaz. Tedavi ilaçlarla belirtileri kontrol altına alıp hafifletmeyi içerir. İltihaplanmaları azaltmak veya bağışıklık sistemini kontrol altına almak için bazı ilaçlar mevcuttur. Her kişide aynı ilaç tedavisi aynı etkiyi vermeyebilir. Bir hastada başarı gösteren bir tedavi bir diğerinde başarılı olmayabilir.
Behçet hastalığı teşhisi konmuş kişiler, uzmanların kontrolünde ve kendilerine uygun ilaç tedavileri ile, hastalıklarının belirtilerini kontrol altına alabildikleri derecede, normal günlük hayatlarına devam edebilirler. Doktorlar ve uzmanların yanı sıra, eğer mevcut ise hasta ve hasta yakınlarına destek veren dernekler teşhis konmuş hastalara (ve ailelerine) çok yardımcı olur.
Sevgili okurlar, bir sonraki köşemizde buluşmak üzere sevgi ve huzur dolu günler sizlerin olsun.
|