|
Tıp tarihinde kazara keşfedilmiş ancak çok önemli değişikliklere ve gelişmelere neden olan bir çok keşif vardır. Örneğin;
* 1894 yılında Alman Fizikci Wilhelm Conrad Röntgen'in katot ışınları üzerinde araştırma yaparken kazara X-Ray'i keşfetmesi ve
* 1928 yılında Alexander Flemming'in nezle üzerine araştırmalarını sürdürürken kazara penisilini keşfetmesi gibi
'Kazara' keşiflere verdiğimiz bu iki örnek tıpta çağ atlanmasına yol açmıştır. Şöyle ki, penisilin tedavi açısından önemli bir antibiyotiktir ve X-Ray de halen tıbbı teşhislerde büyük rol oynamaktadır.
Tıbbın her dalından bu tip keşiflere örnekler bulabiliriz. Bu 'kazara' keşiflere bir başka örnek de genetik dünyasından verebiliriz. Amerika'da Washington Üniversitesine bağlı Tıp Fakültesindeki araştırmacılar kazara, kaşınmayla bağlantılı olan bir geni keşfettiler. Aslında araştırmacıların esas hedefleri acı ile bağlantılı olan genleri keşfetmekti ancak kazara kaşınmayla bağlantılı bir geni su yüzüne çıkardılar.
Şimdi yazıyı okuyan hemen hemen herkesin bu keşfe yüz ekşittiğini hayal edebiliyorum!. Ne de olsa bu keşif bir X-Ray ya da penisilinin keşfi kadar prestijli değil tabi! Hatta yazıyı okuyan çoğu okuyucumun psikolojik olarak kaşınmaya başladığını da hayal edebiliyorum (!!) Dilerseniz öncelikle genlerin ne olduğunu bir hatırlayalım.
Hayatın yapı taşları olan genler, vücudumuzun düzenli gelişimi, büyümesi ve çalışması için gerekli olan tüm talimatları şifreler halinde muhafaza ederler. Milyonlarca hücreden oluşan vücudumuzda, 30.000'e yakın gen bulunmaktadır. Genlerin içerdiği bu talimatların silinmesi ya da hatalı olması sonucunda genetik hastalıklar ortaya çıkabilir.
Kazara bu keşfi yapan bilim adamları bile ilk başta hayal kırıklığına uğradıklarını dile getirdiler. Ancak bu önemsiz gibi görünen keşifin ileride önemli diğer keşiflere de ışık tutabileceğinin fark edilmesi onların ve ilgili diğer herkesin fikrini değiştirmesine neden oldu.
Şöyleki; günümüzde kronik kaşınmaya neden olan ekzema gibi deri hastalıkları ya da karaciğer ve böbrek hastalıkları birçok insanı etkilemektedir. Kronik kaşınma, basit bir sinek ısırığı kaşıntısından öte, uykuları kaçırtacak derecede fazla acıya ve deride izlere neden olacak kadar da ciddi bir kaşıntıdır.
Bilim adamları uzun bir zamandır kaşıntının bir tür hafif 'acı' olduğunu düşünmekteydi. Yani acıyı ve kaşıntıyı kontrol eden genlerin ayni olduğu farzedilmekteydi. Ancak Washington Üniversitesi'ndeki bilim adamlarının fare modelleri üzerinde yaptığı araştırma, acı ve kaşınmanın farklı genler tarafından programlandığının düşünülmesine neden olmuştur.
Bilimadamları kazara, GRPR geninin (ya da 'kaşınma' geninin) 'eksik' olduğu farelerin, kaşınmaları için stimüle edildiklerinde, normal farelere oranla daha az kaşındığını keşfettiler. Bunun yanısıra bilimadamları önemli bir gözlem daha yaparlar! Şöyle ki, bu farelerin acıya reaksyonları (tepkileri) diğer normal farelerle aynidir. Bu da acı ve kaşınmanın farklı genler tarafından kontrol edildiğine bir işarettir.
Bu keşif ileride kronik kaşınmayı engelleyecek ilaçların geliştirilmesi için önemlidir. Bilim adamları GRPR geninin kaşıntıyla alakalı tek gen olduğunu düşünmüyor. Yani bu alanda daha keşfedilecek genler var.
Sevgili okurlar bir sonraki köşemizde buluşmak üzere, sevgi ve huzur dolu günler sizlerin olsun.
|