|
Sıcak yaz günlerinde pek çok aile çocuğunun iştahsızlığı konusunda şikayetçi... Bu dönemdeki iştahsızlığın büyük bir bölümü mevsim koşulları ve yanlış beslenme alışkanlıklarına bağlı!..
Sizden gelen yoğun soru ve öneriler üzerine bebek beslenmesinde sıkça karşılaştığımız bazı yanlış uygulamalara değinmek istiyorum bu hafta...
Önce yemek, sonra su!
İçinde bulunduğumuz yaz aylarında gerek terleme, gerekse solunum yoluyla ciddi miktarda sıvı ve tuz kaybediyor vücudumuz. Sıvı kaybının bu etkisi ise özellikle küçük bebekleri ciddi şekilde etkilemekte. Altı ayından küçük bebekler bu nedenle tercihen anne sütü ile daha sık beslenmeli, anne sütü yoksa mevcut biberon sütleri daha sık aralıklarla verilmeli. Altı ayını doldurmuş ve ek gıdalara geçmiş bebekler ise aldıkları ek gıdaların da su tutucu etkisiyle sıcak günlerde çok daha fazla sıvıya ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle 6 ayını doldurmuş bebeklere belli aralıklarla su, bitki çayı veya evde sıkılmış meyve suları verilebilir. Öğünlerden hemen önce veya beslenmenin başında içirilen sıvılar ise bebeklerin midesini doldurarak katı gıdalara karşı iştahsızlığa neden olur. Bu nedenle bebeklerimizi beslerken önce katı gıdaları sonra sıvıları vermeye dikkat etmeliyiz.
Bebeğinizi yemeğe zorlamayın!
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Profesör Dr Metin Kılınç annelerin çoğunluğun bebeğinin yemek yememesinden şikayetçi olduğunu ve bebeğe besinleri zorla vermeye çalıştığını belirtiyor.. Prof Kılınç'a göre: "Birçok anne çocuğun dikkatini televizyona ya da oyuncaklara çekerek yemek vermeye çalışıyor. Ancak bu çok yanlış. Bu yanlışı birçok anne yapıyor. Yemeği zorla yedirmeye çalışmak, anne ile bebek arasındaki ilişkiyi olumsuz yönde etkiler. Bebeğin de bir kişiliği olduğu unutulmamalı. Anne ile bebek arasındaki ilişkiyi sıcak tutmak her zaman çok önemli. Bu dönemde zorla yemek yedirilen ve bu şekilde kilo alan bebeklere, 1-1,5 yaşından sonra yemek yedirmek iyice zorlaşır".
Bebeğinizin de bir tad duyusu ve de zevk anlayışı olabileceğini lütfen aklınızdan çıkarmayın. Onu beğenmediği bir yemeği yemeye zorlamayın. Her zaman alternatifler üretin. Gerekirse bir süre sonra tekrar deneyin. Yemek sorunlarının psikolojik sorunlar olduğunu, çocuğunuzu zorlamanın kendinizin ve de onun psikolojisini bozabileceğini aklınızdan çıkarmayın.
Bebek beslenmesinde pratik yaklaşımlar
Dört ila altı aylık döneminden sonra ek gıdalara geçmiş bebekler ve daha büyük çocuklar için dikkat edilmesi gereken bazı beslenme ipuçları:
- Destekle oturmaya başladıktan sonra (5.aydan sonra) ek gıdaları mutlaka mama sandalyesinde yedirin.
- Her ek gıdayı tek başına 5-7 gün deneyerek verin. İlk kez vereceğiniz iki farklı gıdayı aynı anda denemeyin.
- TV karşısında yemek yedirmeyin.
- Mama sandalyesine oyuncak koymayın. Bebeğiniz yemek yemeyi bir çeşit oyun zannedecektir.
- Hiçbir zaman katı yiyeceklerden önce sıvıları vermeyin bebeğin midesi sıvı ile dolacak yemeğini yiyemeyecektir.
- Yemek saatlerini esnek tutun. Bebeğinizin acıkmasını bekleyin.
- Ana öğünler arasında kesinlikle abur cubur vermeyin.
- Ara öğünlerde meyve veya yoğurt türü yiyecekler tercih edin.
- Bebeğinizin tat duyusu 6.aydan sonra gelişecektir. Beğenmediği bir tat üzerinde ısrar etmeyin.
- Beğenmediği yiyeceği bir hafta sonra, aç iken, tekrar deneyin.
- Çorbaları, sebze yemeklerini mikserden geçirmeyin! Çocuğunuzun çiğneme becerisini kazanması için gıdaları yarı-katı şekilde verin.
- Yeni tadlar, yeni tarifler araştırın.
- İştahsızlık aynı zamanda kansızlık, hazımsızlık, diş çıkarma, ishal, reflü gibi hastalıkların ilk belirtisi olabilir. Bu konuda mutlaka doktorunuza danışınız.
Yoga ve Meditasyon Hipertansiyonu Tedavi Ediyor
Geçtiğimiz hafta (22-25 Ağustos) Palm Springs California'da yapılan Amerikan Natüropati Kongresi'nde hiç de alışık olmadığımız bir bilimsel çalışma sunuldu. Yale Üniversitesi'nden Dr Ather Ali ve Dr David L. Katz tarafından yapılan araştırmada, yoga ve meditasyon teknikleri ile hipertansiyon tedavisinin denendiği çalışmalar derlendi. Bu konuda yapılmış, yüksek kalitedeki 12 bilimsel çalışmaların ortak sonucuna göre yoga veya meditasyon yapan kronik hipertansiyon hastalarının tansiyon değerlerinde kısa bir süre sonra ortalama 10-20 mmHg (birim) düşüş gözlemleniyor! Araştırmacılar binlerce yıldır bilinen bir gerçeği günümüzde de tekrar gündeme taşıyorlar: Beden ve ruh ayrılmaz iki parçadır, ruh sağlığı ile ilgili sorun ve rahatsızlıklarımız bir süre sonra kendilerini yüksek tansiyon, şeker veya kalp hastalıkları gibi kronik hastalıklar olarak ortaya çıkmaktadırlar. Görünen o ki bedenimize, sağlığımıza iyi bakmak için gönlümüzü de ferah tutmamız gerekiyor!
İştahlı, Huzurlu, Mutlu ve Sağlıklı Günler...
|