Eleştirelgenç kuşaklar

Dr. İsmail Kemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Şubat 2012, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

 Genç kuşakları ve toplumu kendi düşünce sistemi doğrultusunda şekillendirme özlemi (sosyal mühendislik) yeni bir şey değil. Bu tür söylemler otoriter, totaliter rejimleri çağrıştırır. Bu projelerin başarılı olma şansı az. İnsanların çoğu korkudan dayatılanlara uyabilir ama içten benimsemezler. Bu çabalar uzun vadede başarısızlığa mahkumdur. Tarihe ve günümüze baktığımızda bu girişimlerin genellikle ters teptiğini görürüz. Gençleri genç yapan, yukarıdan birilerinin “Bu sizin için daha iyidir” diye ürettiği reçeteleri kolayca kabul etmemeleri, konformist olmamalarıdır. Tarih bunu öğretiyor. Şu anda Türkiye’yi yönetenler bunun örnekleri. Bırakın gençken devletin kendilerine dayatmaya çalıştığı kalıba girmeyi kabul etmemeyi, yıllarca destekledikleri liderleri ile de ters düşmüş, kendilerine göre bir çizgi oluşturmuş insanlar. Kendi deneyimlerini düşünsünler.
   Genç kuşakları (ve toplumu) şekillendirme projelerinin amaçları çok farklı, hatta tamamen zıt olabilir. Eski sosyalist ülkelerde gençleri ateist olarak yetiştirme amacı vardı. Çin’de resmi ideoloji hala bu. İran’da, 1979 devrimi sonrasında, dindar gençler yetiştirme politikası uygulanıyor. Amaçlar farklı olabilir ama mantık aynı. İktidarın düşüncesini topluma dayatma. Bu çabalar ne eski sosyalist ülkelerde, ne İran’da, ne Çin’de,  ne de başka yerlerde başarılı oldu. İnsanlar biraz özgürlük soluduğu anda yukarıdan dayatılan düşünceleri çöpe atarlar. Gerçek düşünce ve inançlarını ortaya koyarlar. Tekdüze toplum yaratılamaz. Farklılıklar olacaktır. Buna saygı göstermeyi öğrenmeliyiz. Bir toplumda dindar olanlar, olmayanlar, farklı kimlikleri, çeşitli konularda farklı tercihleri olanlar, azınlıkta olanlar, kendilerini özgür ve eşit hissetmeli, aşağılanmamalı. Bunu sağlayacak olan devlet ve yasalardır.
   İnsanların düşünce tercihlerini özgürce yapamadığı, bunları özgürce ifade edemediği, farklı düşüncelere hoşgörü gösterilmeyen, hakim görüşü diğerlerinden daha üstün ve değerli sayan ve dayatmaya çalışan toplumlar demokratik toplumlar değil. Bu yaklaşım “fikir polisi”, “düşünce bakanlığı” yaratmaya kadar gidebilir. “Durumdan görev çıkaran” gönüllü “hafiyeler” üretebilir.
   Genç kuşaklara aşılanması gereken bir şey varsa, o da yaratıcı ve eleştirel düşünme yeteneğidir. Sorgulama, bilgi Çin’de dahi olsa gidip arama yaklaşımıdır. Gençlerin bilgili olmaları, propaganda öğelerinden arınmış iyi eğitim almaları önemli. Bunu sağlamak devletin görevi. Ondan sonrasına gençler kendileri karar verebilir. Gençlere güvenmek ve tercihlerine saygı göstermek gerek. Korkuyu, dayatmaları kaldırın, özgür ortam yaratın, AB standartlarını uygulayın yeter.
   Devletin görevi gençlere inanç veya ideoloji enjekte etmek olmamalıdır. Devlet, gençler ve vatandaşları arasında düşünce ve inançları temelinde ayrım yapamaz. Tercihte bulunamaz. Bir grubu diğerlerinden daha değerli sayamaz. Herkese eşit davranmakla yükümlüdür. Sadece yasaları çiğneyenlere müdahalede bulunabilir. Bunun dışında düşüncesi ne olursa olsun, her insan değerlidir. Nobel ödülü alan insanlar arasında dindar olanlar, ne dindar, ne dinsiz olanlar, agnostik veya ateist olanlar var. Ama, hepsi değerli. Hepsi, bilime ve insanlığa önemli katkılarda bulunmuşlar. Önemli olan Nobel ödülü alacak genç kuşaklar yetiştirmek. Türkiye, bilim dallarında neden Nobel ödülü alamıyor? Devlet ve hükümet buna baksın.
   Kendi düşüncesini paylaşmayanları öcüleştirmek, toplumda bölünme ve kutuplaşmayı beraberinde getirir. Önemli olan insanlara görüş farklılıkları konusunda hoşgörülü ve saygılı olmayı aşılamaktır. Marifet, bizden farklı düşünen insanlara saygılı ve hoşgörülü olmayı öğrenmek. Güçlü toplumlar, bu saygı ve hoşgörüye sahip toplumlardır. Fikirsel tartışmalar elbette olacak ama bu olgun ve medeni bir düzeyde yapılmalı. Devletin görevi bu hoşgörüyü oluşturmak, herkese eşit davranmaktır. Dindar olanlara hoş görü ile yaklaşmayan toplumlarla, dindar olmayanlara hoş görü ile yaklaşmayan toplumlar arasında fark ne? Ayrıca, kim dindardır, kim dindar değildir? Bunun ölçüsü nedir? Kim ölçecek? Hükümet mi? Devletin görevi insanları düşünce ve inanç kategorilerine ayırmak mı? Sezen Aksu’nun kulakları çınlasın. “Beni kategorize etme!”
   Dünyada, nüfusunun çoğunluğu dindar diye nitelenebilecek ülkeler var. Ülkelerin çoğu bu grupta. Nüfusunun çoğunluğu dindar olmayan ülkeler de var. Bunlar azınlıkta. Genellikle Batı Avrupa ülkeleri. İnsanlar inanç ve düşüncelerini hangi ülkelerde özgürce yaşayabiliyor? Mesele bu. Yeni nesillere yapılacak en büyük hizmet AB standartlarının uygulandığı bir ülkede yaşamalarını sağlamak.

 

   870 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
13 Mayıs 2012, Pazar   ABD-Türkiye ilişkileri: Yeni Ortaklık
10 Mayıs 2012, Perşembe   Kelebek etkisi
06 Mayıs 2012, Pazar   AB’nin ikilemi
03 Mayıs 2012, Perşembe   Yunanistan kritik dönemeçte
29 Nisan 2012, Pazar   Avrupa projesi sorgulanıyor
26 Nisan 2012, Perşembe   Saddam’dan beter
22 Nisan 2012, Pazar   Silah, rüşvet, iflas
19 Nisan 2012, Perşembe   Elveda Sarkozy
15 Nisan 2012, Pazar   Global şehirler
12 Nisan 2012, Perşembe   Suriye’de ne olacak?


Yorum Sayısı:   1
  Eleştirel Genç         - Sitem 08 Şubat 2012, Çarşamba 22:10 
KKTC\'de gençler değil avrupa standardı KKTC\'nin kendi standartlarının altında yaşamaya mahkum edilmektedir. Kamusuda özeli de artık asgari ücretten başka ücreti gence reva görmemektedir !