|
Bu satırlar yazıldığı sırada Papadopulos-Talat görüşmesi devam ediyordu. Görüşmenin sonuçları önümüzdeki günlerde yoğun olarak tartışılacak. Bu tür görüşmeler, bu görüşmelerde söylenen her kelime, karşı taraf üzerinde bırakılan izlenimler önemlidir. Dün yapılan Papadopulos-Talat görüşmesini bu çerçevede ele almak gerek. Görüşmeyi küçümsemek yanlış olur.
Görüşme talebi Papadopulos'tan gelmiş ve bu talep gelecek yıl yapılacak başkanlık seçimleri ile bağlantılandırılmıştı. Bu bağlantının kurulması doğal ve gerçekçidir. Her politikacı gibi Papadopulos'un seçim hesapları yaptığı muhakkak. Böylesi hesaplar yapmaması tuhaf olurdu. Bunca zaman görüşmeye yaklaşmazken, şimdi görüşme istemesi başka nasıl yorumlanabilir? İşin ilginç yanı, Papadopulos görüşme talebini içeren mektubu gönderir göndermez kazanç elde etmeye başladı. Bundan sonra süreçte ne gibi gelişmeler olursa olsun, Papadopulos kendi seçmenleri önünde puan toplamaya devam edecek. Kendi açısından "kazan kazan" durumu yarattı. Deneyimli ve kurnaz bir politikacı olarak Papadopulos'un akıllı bir adım attığını kabul etmek gerek. Rakipleri bunu biliyorlar ama yapabilecekleri bir şey yok.
Papadopulos, doğal olarak dün başlayan sürecin devamını isteyecek. Seçimlere kadar şu veya bu şekilde bazı gelişmeler olması, seçilme şansını artıracak. Süreç devam etmezse, bunun sorumluluğunu karşı tarafa yüklemek kolay. Peki, konu sadece gelecek yılın şubat ayında yapılacak seçimlerle sınırlı mı? Kıbrıs Rum tarafının ısrarla üzerinde durduğu konu, 8 Temmuz mutabakatının hayata geçirilmesidir. Bu konuda Rum siyasi partileri arasında konsensus var. Hepsi, amacın 8 Temmuz mutabakatının hayata geçirilmesi olduğu, başka yol olmadığı konusunda görüş birliği içinde. En sağdan en sola tüm partilerin bu görüş etrafında birleşmesinin nedeni, 8 Temmuz mutabakatının Annan Planı sürecini ortadan kaldırdığı ve yeni bir pazarlık süreci başlattığına olan inançtır. Mutabakatın bir tür temiz bir sayfa açtığı inancı var. Bu konuda haksız oldukları söylenemez. Türk tarafı, 8 Temmuz mutabakatına imza atarak, yeni bir başlangıcı kabul etmiş oldu. Papadopulos, geçen yıl mutabakatı cebine koydu ve şimdi kullanıyor. Dünkü görüşmeye bu açıdan da yaklaşmak gerek. 8 Temmuz mutabakatının yorumu konusunda taraflar arasında görüş farklılığı olduğu biliniyor. Bu farklılıkların aşılıp aşılamayacağını önümüzdeki dönemde göreceğiz.
Sokaktaki vatandaşın merak ettiği konu bir anlaşmaya varılıp varılamayacağı. Taraflar arasında Kıbrıs sorununa ilişkin derin görüş ayrılıkları devam ediyor. Taraflar, çözümden farklı şeyler anlıyorlar. Bu nedenle, kısa sürede sonuca ulaşmak çok zor. Annan Planı'nı reddeden Kıbrıslı Rumlar, bu plana yakın bir çözüm istemiyor. Yani, kendi lehlerine önemli değişilikler istiyorlar. Annan Planı'nın kabul eden Kıbrıslı Türkler ise, plana yakın bir çözüm arzuluyor. Müzakereler, aradaki görüş farklılıklarını giderebilir mi? Bunu gelecek gösterecek. Bu noktada, gelecek yılki başkanlık seçimlerinin sonuçlarını beklemek lazım. Seçim sürecine girilen bir ortamda önemli pazarlıklar yapmak kolay değil. Seçimleri kimin kazanacağını görmek gerek. Seçimleri kimin kazanacağı, kazanan kişinin seçimlerden sonra nasıl bir politika izleyeceği önemli. Seçimleri Papadopulos'un kazandığını farzedelim. Acaba seçimlerden sonra da görüşme arzusunu sürdürecek mi? Başka bir aday kazanırsa, onun öncelikleri ne olacak?
Tarafların görüşmesi, diyalog kurması elbette olumludur. Sorunlar ancak müzakereler ve diyalogla çözümlenebilir. Ancak, gerçekçi olmakta da yarar var. Büyük beklentiler, geçmişte büyük hayal kırıklıkları yarattı. Yeni hayal kırıklıklarına gerek yok.
Papadopulos-Talat görüşmesinin sonuçlarını inceledikten sonra değerlendirmelerimizi sürdüreceğiz. Umudumuz sürecin olumlu sonuçlar vermesi.
|