|
Önümüzdeki salı günü 11 Eylül terörist saldırılarının altıncı yıldönümü. Saldırılarda hayatını yitiren üç bin civarında masum insan törenlerle anılacak. Büyük olasılıkla yine 11 Eylül salı günü, Irak'taki Amerikan ordusunun komutanı General David Petraeus ve ABD'nin Bağdat Büyükelçisi Ryan Crocker, Kongre'de Irak'taki durum konusunda bilgi vermeye başlayacak. 11 Eylül saldırılarının altıncı yıldönümü ile ABD'nin Irak politikasının geleceğini belirleyecek Petraeus-Crocker raporunun aynı günlere rastlamasının önemli bir sembolizmi var. Bu sembolizm gözlerden kaçmayacak.
Bush yönetimi, 20 Mart 2003'te Irak'a karşı başlattığı savaşı ve ülkenin işgalini, 11 Eylül terörist saldırıları sonrasında başlattığı "terörizmle savaşla" bağlantılandırmıştı. ABD, 11 Eylül saldırıları sonrasında önce Afganistan'a, sonra da Irak'a saldırdı. Her iki ülkede da savaş hala devam ediyor. Afganistan'daki savaş NATO'ya ihale edildi. Orada durumun parlak olmadığını herkes biliyor. Ancak, ABD için en büyük sorun Irak.
Irak'ın işgalinin üzerinden dört yıl geçtiği halde ABD amaçlarına ulaşamadı. Savaş öncesinde ilan edilen amaçlar çoktan unutuldu. Şimdi çok sınırlı bazı amaçlar ortaya konuyor ama bunlar konusunda büyük tartışma var. General Petraeus ve Büyükelçi Crocker'in vereceği rapor, Irak konusunda Washington'da alınacak kararları etkileyecek.
ABD, Irak'ta kitle imha silahları bulamadı. Saddam Hüseyin'in El Kaide ile ciddi bağlantıları olduğunu kanıtlayamadı. Demokrasi kuramadı. Ama, El Kaide şimdi Irak'ta. Amerikan askerlerine karşı saldırılar düzenliyor ve mezhep çatışmalarını kışkırtıyor. ABD'nin Irak'ı işgali sonucu, bu ülke terörizm üreten bir bataklığa dönüştü. Ülke olarak Irak felakete sürüklendi. Dört yıl içinde ölen Iraklı sivillerin sayısı en iyimser rakamla yüz bin. Büyük olasılıkla bu rakam çok daha fazladır. Aynı dönemde, 3700 Amerikan askeri ve 300 civarında koalisyon askeri Irak'ta hayatını kaybetti. Ülkede merkezi yönetim yok. Irak hükümeti denen şey çok zayıf. Irak ordusu ve güvenlik güçleri, ülkede güvenlik sağlama yeteneğinden yoksun. Şii milisler bu kurumlara çok güçlü bir şekilde sızmış durumda.
Gelinen noktada ABD'nin ciddi kararlar alması gerekiyor. ABD halkı, Irak savaşını desteklemiyor. Kongre'de çoğunlukta olan Demokrat Parti, askerlerin geri çekilmesini istiyor. İktidardaki Cumhuriyetçi Parti içinde de bu konuda Bush yönetimine muhalefet devamlı artıyor. ABD'de gelecek yıl başkanlık seçimleri var. Başkan Bush yeniden seçmenlerin önüne çıkmayacak ama Cumhuriyetçi Parti adayları seçmenlerin ne istediğini düşünmek zorunda. Irak'taki gelişmelerin seçim sonuçları üzerinde etkili olacağı kesin. Şimdiki durumu devam ederse, Cumhuriyetçi Parti'nin seçimleri kazanması çok zor olur.
Başkan Bush, Irak konusunda alınacak önemli kararlar arifesinde 3 Eylül'de bu ülkeyi ziyaret etti ve durumu yerinde gördü. Bush, uyguladığı politikaların kısmi bazı başarılar elde ettiğini ve bu başarıların üzerine yenilerinin inşa edilebileceği konusunda kamuoyunu ve Kongre'yi ikna etmeye çalışıyor. Ancak Washington'da Irak'a "kaybedilmiş bir dava" olarak bakanların sayısı giderek artıyor. Cumhuriyetçi Parti'nin ağır toplarından Richard Lugar, bunlar arasında. Lugar, askerlerin geri çekilmesi için Irak'ın terörizm yuvası olmaması, bölgesel istikrarsızlığa yol açmaması, İran'ın bölgeye hakim olmaması ve ABD'nin imaj kaybının sınırlı olması koşullarını ortaya koydu. Tabii, bunları istemek kolay, hayata geçirmek zor. Irak'ta başarısızlığa uğramış bir ordu ve diplomasi, bunları nasıl gerçekleştirecek? Bu sorunun cevabı belli değil.
ABD, ordusunu Irak'tan geri çekme konusunu tartışıyor. Kimileri hemen, kimileri de zamana yayarak geri çekilmeyi savunuyor. Ama, geri çekilme olacak. ABD, güçsüz ve yenilgiye uğramış izlenimi ile değil, güçlü olarak ayrıldığı izlenimini yaratmak için çaba harcıyor.
Şimdi, ABD'nin Irak'tan geri çekilmesinin hem Irak, hem de bölge ülkeleri açısından ne gibi sonuçlar doğuracağı üzerinde kafa yorma zamanı. Burada önemli olan Türkiye, İran ve Suriye'dir. Baker-Hamilton Raporu, Irak'ta ve bölgede istikrar sağlama konusunda Irak'ın komşuları ile işbirliği yapmanın önemini vurgulamıştı. Bush yönetimi bu raporu göz ardı etti. ABD'nin İran ve Suriye ile ilişkileri gergin. Irak bağlamında Türkiye ile ilişkilerinin istenen düzeyde olduğu söylenemez. Irak'ın geleceği ve toprak bütünlüğü Türkiye için son derece önemli. Yeni AKP hükümetinin en önemli dış politika görevlerinden biri Irak'tır. Hem ABD yönetimi, hem de İran ve Suriye hükümetleri ile Irak'ın istikrarı ve toprak bütünlüğü konusunda işbirliği yapmak, girişimlerde bulunmak gerek.
ABD, Irak konusunda önemli kararlar alma arifesinde. Bölgemiz için önemli sonuçlar doğuracak bu kararları iyi değerlendirmek gerek.
|