|
Ortadoğu'da, ulusal güvenliği konusunda bir milim taviz vermeyen ülke İsrail'dir. İsrail'in ulusal güvenliğine dokunan herkes, bunun cezasız kalmayacağını bilir. Dünyanın en modern silahlarına sahip İsrail ordusu, gerektiğinde başka ülkelerdeki hedefleri vurabileceğini çok kez kanıtladı. Geçtiğimiz günlerde İsrail ile Suriye arasında yaşanan ve açıklık kazanmayan bir olay, bu tespiti yine doğruladı. İsrail savaş uçakları, Suriye'nin kuzey doğusunda önemli bir hedefi (veya hedefleri) vurdu. Olay konusunda hem İsrail, hem de Suriye suskun. İsrail'in neden suskun olduğunu anlamak kolay. Operasyon başarı ile gerçekleştirildi. İsrail hükümeti sonuçtan çok memnun. Yapılan iş, uluslararası hukuka aykırı olduğu için böbürlenmeye gerek yok. Peki, saldırıya uğrayan Suriye niçin suskun? Suriye, saldırı konusunda BM'ye şikayette bulundu. Bu şikayetten sonuç alması mümkün değil. İsrail hava saldırısının detaylarını açıklasa, kendi savunmasının zayıflıklarını itiraf etmiş olacak. Suriye hava savunma sistemi etkili olsa, saldırıyı önlerdi. Diktatörlükler, zayıflıklarının duyulması istemezler.
İsrail'in yaptığını başka bir ülke yapsa dünya ayağa kalkardı. Örneğin, Türkiye'nin kendi ulusal güvenliğini korumak için böylesi bir operasyon yaptığını farzedelim. Avrupa Birliği (AB) hemen üyelik müzakerelerini askıya aldığını açıklar, ABD sert tepki gösterir, BM harekete geçerdi. Halbuki, İsrail hava saldırısı konusunda dünyada da suskunluk var. Kimse ağzını açıp konuşmak istemiyor. Demek ki, uluslararası hukukta çifte standart var. Bu hukuk, İsrail gibi ülkeler için geçerli değil. Çünkü İsrail'in arkasında ABD ve Batı dünyası var. Kimse çıkıp İsrail'e "egemen bir devletin hava sahasını nasıl ihlal edip, topraklarına füze atarsın?" diye sormaz. Olayın bir yönü bu.
İsrail savaş uçaklarının Suriye'deki hedefi neydi? Bu konu henüz açıklık kazanmadı. Çeşitli spekülasyonlar var. Beyaz Saray kaynakları, İsrail'in yakın geçmişte Suriye'nin nükleer tesislerinin fotoğraflarını çektiği haberini sızdırdılar. Nükleer programından vazgeçme konusunda ABD ile anlaşma imzalayan Kuzey Kore'nin, elindeki nükleer malzemeleri Suriye ve İran'a sattığı söyleniyor. New York Times gazetesi, Beyaz Saray kaynaklarına dayanarak, İsrail hükümetinin Kuzey Kore'nin Suriye ve İran'a nükleer malzeme sattığına inandığını yazdı. Bu senaryoya göre İsrail, Suriye'nin nükleer tesislerini bombaladı. Bir diğer senaryo, İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah örgütüne gönderilecek silahları vurduğu yönünde. Olayla ilgili gerçekler gün gele ortaya çıkacak. İsrail, kendi güvenliği için tehlikeli gördüğü hedefleri yok etti. Bu kesin.
İsrail'in Ortadoğu'da attığı adımlar genelde ABD politikaları ile uyum içindedir. İsrail hava operasyonunu bu açıdan da değerlendirmek gerek. ABD, Ortadoğu'da Suriye ve İran'la kavgalı. İsrail hava saldırısı, Suriye ve İran hükümetlerine ABD'nin uyarısı olarak yorumlanabilir. Suriye rejimine, "istersek topraklarınıza girip sizi bombalarız ve hiç bir şey yapamazsınız" mesajı iletilmiş oldu. Suriye'yi yönetenlerin bu mesajı ciddi olarak göz önünde bulunduracağına kuşku yok. Suriye ordusu, hiç bir zaman İsrail ile boy ölçüşecek durumda olmadı. Suriye, Hizbullah türü örgütler aracılığı ile İsrail'i zayıflatma taktikleri uyguluyor ama İsrail ordusu ile karşı karşıya gelmeyi hiç istemez.
İsrail'in Suriye'ye yönelik hava saldırısının üzerindeki giz perdesini CNN aralamaya çalıştı. ABD hükümetinin Suriye ve İran'a verilen mesajdan memnun olduğunu duyurdu. Ancak, hava operasyonunun hedefleri ve detayları konusunda CNN de henüz somut bir şey ortaya koymadı. Operasyonun sadece hava operasyonu olup olmadığı bilinmiyor. Kimi kaynaklar, İsrail askerlerinin Suriye topraklarına inerek savaş uçaklarını hedeflerine yönlendirdiğini ileri sürüyor. Suriye bunu reddediyor. Olayın bu yönünü belki hiç bir zaman öğrenmeyeceğiz.
Bu olay, Ortadoğu'nun ne kadar tehlikeli bir bölge olduğunu bize yine hatırlatıyor. İsrail'in kendi güvenliği konusunda ne kadar kararlı olduğunu ortaya koyuyor. Irak'ta zor durumda olsa da, tek süper güç ABD'nin bölgede uzun vadeli stratejisinden vazgeçmediğini ve vazgeçmeyeceğini vurguluyor. Bölge ülkeleri, bu olaydan gerekli dersleri çıkarmak durumunda. Ortadoğu'da herkesin anladığı ortak dil güçtür. Güçlü olan haklarını korur. Güçlü olmayan yediği darbeleri sineye çeker ve laf üretir.
|