|
Kısa süre önce gazetemizde yayınlanan bir haberde boşanma ile aile içi şiddet arasındaki bağ vurgulanmıştı. "Kadınlar şiddetten dolayı boşanıyor" başlıklı haberde, Doç. Dr. Mehmet Çakıcı'nın yaptığı araştırmaların sonuçları ortaya konmuştu. Buna göre, boşanan kadınların neredeyse yarısı aile içi şiddet nedeniyle bu kararı alıyor. Aldatma, ihmal ve cinsel zorlama da boşanma nedenleri arasında. Boşanmalarla aile içi şiddet arasındaki bağın ortaya konması çok önemli. Tabii boşanma, aile içi şiddetin sonuçlarından sadece biri. Ayrıca, boşanma cesareti gösteremeyip hayatının sonuna kadar şiddete maruz kalan kadınların durumunu unutmamalıyız.
Aile içi şiddet konusu bilinmeyen bir konu değil ama üzerinde az konuşulan bir konu. Aile içi şiddetin olumsuz sonuçları çoktur. Sadece şiddete maruz kalanları değil, tüm toplumu ilgilendirir. Toplumsal sonuçları vardır. Bu nedenle, üzerinde ciddi olarak durulması, tartışılması, araştırılması ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekir. Aile içi şiddet konusunun gerektiği şekilde tartışıldığı, bu alanda ciddi hukuki ve pratik önlemler alındığı toplumlar genelde Batı toplumlarıdır. Batı'da aile içi şiddet konusu tabu olmaktan çıktı. Doğu toplumları bunu görmemezlikten gelmeyi tercih ediyor ve faturasını ödüyorlar. Bizde konunun gerektiği gibi tartışıldığı söylenemez. Bu nedenle, Sn. Çakıcı'nın çalışması çok önemli. Aile içi şiddet konusunun boşanma dahil tüm yönleri ile hükümet, parlamento, sivil toplum örgütleri, eğitim kurumları tarafından tartışılması, çözüm önerileri üretilmesi gerekir.
Aile içi şiddet denince genelde erkeğin eşini dövmesi akla gelir. Dayak şiddettir. Aile içi şiddetin en yaygın şeklidir. Ancak, şiddet kavramını sadece dayakla sınırlamak yanlış olur. Boşanma nedenleri arasında sayılan cinsel zorlama da bir tür şiddettir. Devamlı olarak hakarete uğramak, aşağılanmak da şiddettir. Belki fiziki travma yaratmaz ama neden olduğu ruhi travmalar fiziki travmalardan daha derin ve kalıcı olabilir.
Aile içi şiddetin kurbanı genelde kadınlardır. Fiziksel, ekonomik gücü ve toplumun kendine bu hakkı tanıdığı, cezası olmadığı inancı ile birçok erkek eşine şu veya bu şekilde şiddet uygular. Ancak, aile içi şiddetin kurbanları sadece kadınlar değildir. Çocuklara atılan dayak, onlara yönelik küfürler, aşağılamalar aile içi şiddetin parçasıdır. Annelerinin şiddete uğramasına tanık olmak da çocuklarda travmalara neden olur. Bunlara maruz kalan çocukların kişiliğinde meydana gelen tahribat, kendine güvensizlik, toplumun geleceğini, yeni kuşakların nasıl insanlar olacağını etkiler. Aynı zamanda, aile içi şiddetin yeniden üretilmesini sağlar. Aile içi şiddete maruz kalmış, tanık olmuş bir çocuğun ileride aynı şiddeti kendi eşi ve çocuklarına uygulaması ihtimali yüksektir.
Çocuklara yönelik şiddet toplumda daha çok kabul görür. Çocuk hem babadan, hem de anneden dayak yiyebilir. Çocukları dövmenin erdemleri üzerine çok atasözlerimiz var. "Kızını dövmeyen dizini döver". Çocuklara dayak atmanın pedagojik "yararları" ile ilgili inançlar tüm dünyada yaygındı. Çocuğun dayak yemesi aile içinden okula uzanıyordu. Öğretmenlerin çocuklara dayak atması, eğitimin bir parçası sayılıyordu. "Eti senin, kemiği benim". Şimdi, okullarda dayak artık kabul görmüyor. Ama, okuldan kaybolan şiddet evde devam edebiliyor. Yine Batı toplumları, çocuk haklarını ciddi olarak tartışıp yasalaştırdı. Çocuğa dayak atmanın, şiddet uygulamanın cezası var. Çocuk hakları konusu bizde henüz yeni.
Sokakta, işyerinde, genelde kamusal alanda bir kişiyi dövmenin, ona küfretmenin, cinsel tacizde bulunmanın yasak olduğu ve bu yasağı çiğnemenin cezalandırılmakla sonuçlanacağı iyi bilinir. Bunun çok önemli caydırıcı etkisi var. Aynı şiddet, özel alanda, evin dört duvarı arasında yapılınca durum değişiyor. Şiddet uygulayanın cezasız kalması ihtimali çok yüksek. Halbuki yapılan şey aynı. Dövmek, hakarette bulunmak, cinsel taciz veya zorlamada bulunmak. Acaba kamusal alanda mı, yoksa dört duvar arasında mı daha çok şiddet meydana geliyor? Aile içi şiddet daha yaygındır. Kamusal alandaki şiddet kolayca kayda geçirilebiliyor. Aile içindeki şiddetin kayda geçirilmesi çok zor. Aile içi şiddetle mücadele etmek zordur. Ancak bir yerden başlamak gerek. Ciddi çalışmalarla aile içi şiddetin oranı azaltılabilir ve giderek kamusal alanda olduğu gibi şiddet kültüründen uzaklaşma sağlanabilir. Hukukun caydırıcı gücü artırılabilir.
Aile içi şiddet konusunu yok saymak, bu olguyu ve olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Konunun üzerine gitmek gerek. Eşine dayak atmayı, hakaret etmeyi, cinsel zorlamada bulunmayı, çocuklarına şiddet uygulamayı hak sanan kişilere, bunun suç olduğu, cezası olduğu mesajının toplum tarafından güçlü bir şekilde verilmesi gerek. Şiddete maruz kalanların hukuk tarafından korunduklarını, kendilerine yardım eli uzatılacağını bilmeleri, şikayet etme cesaretlerini artıracaktır. Aile içi şiddetle mücadelede şiddete maruz kalanın şikayet etme cesaretini göstermesi çok önemlidir. Bu konudaki yasaların en kısa zamanda AB standartlarına yükseltilmesi gerek.
|