|
Büyük devrimci Ernesto Che Guevara, öldürülüşünün kırkıncı yıldönümünde tüm dünyada anılıyor. Che, 9 Ekim 1967'de, Bolivya'da öldürülmüştü. Onu öldürenler isminin unutulmasını sağlayamadılar. Tam tersine Che'nün ünü daha da yayıldı. Şimdi Che, dünyanın en çok tanınan sembollerinden biri. Bir ikon. Dünyadan habersiz kişiler bile posterini gördükleri zaman onu tanırlar. Che'nin hayatından, mücadelesinden, fazla haberdar olmayan çok sayıda insan, onun resmini taşıyan tişörtler giyer. Che'nin sattığını gören kapitalistler, bir zamanlar can düşmanı addettikleri bu kişinin resimlerini taşıyan ürünleri yoğun olarak imal ediyorlar. Bu da yaşamın bir cilvesi.
Che Guevara neden bu kadar popüler? Bilinçli veya bilinçsiz olarak, neden bu kadar çok insan hâlâ onu hatırlıyor, anıyor? Bu soruya farklı cevaplar verilebilir. Bu doğal. Çeşitli görüşten, hatta siyasete yakın olmayan insanlara hitap edebildiğine göre, yukarıdaki sorunun tek bir cevabı olamaz. Her kesimin kendi cevabı var.
Che, Marksist olduğu için mi bu kadar popüler? Nice Marksist liderin ismi çoktan unutuldu. Che'nin Marksizmi benimsediği ve öğrenmeye çalıştığı doğrudur. Ancak onun bir teorisyen olduğu söylenemez. Kitaplar, makaleler yazdı. Bunlar daha çok gerilla savaşı ile ilgili çalışmalardı. O, teorisyenden çok eylem, silahlı eylem adamıydı. Onu ünlü kılan yazdıklarından çok yaptıklarıdır. Doğduğu Arjantin'den ayrılıp Latin Amerika'yı gezmiş, yoksulluğu, sefaleti, sosyal adaletsizliği gözlemlemiş ve hayatını sosyal adaletsizliklerle mücadeleye adamış bir militan, bir liderdi Che. Meksika'dayken Fidel Castro'nun 26 Temmuz Hareketi'ne katıldı. Bu karar, onun yaşamında dönüm noktası oldu.
1959'da Küba'da Batista diktatörlüğünün yıkılması ve Küba devriminin başarısından sonra Che, yeni iktidarda merkez bankası müdürlüğünden endüstri bakanlığına kadar çeşitli görevler üstlendi. Che'nin isminin önce Latin Amerika, sonra da dünyada duyulmasında Küba devriminde oynadığı rolün büyük payı var.
Genelde iktidara gelen devrimciler bir süre sonra iktidarın rahatlığına alışırlar. Bürokratlaşırlar. Devrimci ruhlarını yitirirler. İktidarda önemli bir yere sahip olma ruhu galip gelir. Bunun için lidere tam itaat, eleştirmeme, farklı olmama, ince denge hesapları yapma, kime selam vereceğini bile bu hesaplara göre karar verme ön plana çıkar. Devrimci geçmiş, faydalanılacak bir sermayeye dönüşür. Tüm hareketlerde bunlar yaşanmıştır, yaşanıyor. İktidar beraberinde kirliliği getirir. "Power corrupts" (iktidar yozlaştırır). Buna karşı koyabilenler çok azdır. Che Guevara, bunlardan biri. İktidarda olmaya, bakan olmaya pek ısınamadı. İktidar olmanın nimetlerine özenmedi. Bakan maaşını bile almazdı. Sonuçta, 1965'te bakanlık koltuğunu terk ederek önce Kongo'ya gitti. Kongo'ya vardığında 37 yaşındaydı. Kongo'ya "devrim ihracı" başarısızlıkla sonuçlandı. Che, daha sonra Bolivya'ya devrim yapmaya gitti ve orada öldürüldü..
Sanırım Che'yi Che yapan en önemli yön, iktidarın getirdiği nimetleri bir kenara bırakarak, zorluklar ve tehlikelerle dolu bir yolu seçmesi ve bu yolda hayatını vermesidir. Küba'da bakan olarak kalsa, şimdi onu hatırlayan olur muydu? Sanmıyorum. Halbuki, Fidel Castro'nun ismi unutulduğunda bile, Che efsanesi yaşamaya devam edecek. Çünkü onun ismi, iktidar içinde kirlenme ile değil, sosyal adaletsizliğe karşı mücadelede hayatını feda etmekle bağlantılı. Davası, düşüncesi, yöntemi ne olursa olsun, iktidara, rahatlığa, ayrıcalıklara ilgi göstermeyen, basit bir yaşam sürdürerek ezilenler için hayatını feda eden kişiler hep insanlığın ilgisini, sevgisini kazanmıştır. İsa Peygamber'in çarmıha gerilişi belki bunun en ünlü örneği. Mahatma Gandi, çok basit yaşam tarzı, açlık grevleri ve sonuçta öldürülmesi ile insanlığı hala etkilemiyor mu? Bu örnekler çoğaltılabilir.
İktidarlar ve iktidar hırsı her zaman var olacak. İktidar etrafında pervane gibi dönenler de her zaman var olacak. Üstelik bunlar gerekli. Ancak dünya sadece bu tür insanlardan oluşsa çok sıkıcı olurdu. Pasifist Gandi, gerilla lideri Che gibi iktidar nimetlerini bir kenara itebilen idealistler, yüce amaçlar için mücadele eden Don Kişotlar, en az iktidarlar kadar gerekli. İnsanoğlu bencil, küçük hesaplara dayalı yapısına rağmen bu tür insanlara değer veriyor. Onlardan etkileniyor.
Che Guevara'nın düşünceleri, yaptıkları doğru muydu? Bolivya'da başarıya ulaşsa, ne yapardı? Bunlar başlı başına tartışma konuları. Ne var ki, onun silahıyla, başkalarının kalemiyle, sözüyle iktidarın sunduğu olanaklar önünde eğilmemesi, devrimci ruhunu yitirmemesi önemli.
Che, sosyalist bir toplum özlüyordu. Var olan sosyalizm başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak, sosyal adaletsizlikler devam ettiğine göre, insanlığın daha iyi bir toplum özlemi devam edecek. Che, belki bu özlemin sembolü olarak yaşıyor ve yaşayacak.
|