|
22 Temmuz seçimlerinde AKP'nin yüzde 47 oranında oy alması, genelde büyük iyimserliğe neden olmuştu. Türkiye, güçlü bir hükümetle yoluna devam edecekti. Ekim ayı ortalarına vardık. Gelişmeler hiç de beklendiği gibi değil. AKP hükümeti, seçim ve Abdullah Gül'ü Çankaya'ya çıkarma başarılarının sevincini tam olarak yaşamadan çetin dış politika sorunları ile karşı karşıya. Sanki birileri düğmeye bastı. Türkiye, her yandan baskı altında. Herkes bir fatura çıkarmış önüne koyuyor. Hükümet ve kamuoyu devamlı bu durumla meşgul. Hükümetten beklenen büyük icraatlar arka planda.
İnsanın aklına ister istemez "neden şimdi?" sorusu takılıyor. Dış politikada zamanlama çok önemli. Dört yandan gelen baskılar raslantı mı? Birileri bunun zamanlamasını yapmış mı? AKP'nin elde ettiği seçim zaferinin bu gelişmelerde payı var mı? Dış güçler "bu iktidarla istediğimizi elde edebiliriz, bastırma zamanı" diye mi düşünüyorlar? AKP'nin beş yıldır izlediği dış politikanın bu gelişmelerde payı var mı? İşte size bir dizi zor soru.
Beş yıl önce iktidara geldikleri zaman AKP yöneticileri dış politika konusunda deneyimsizdi. Ancak, esas sorun bu deneyimsizlikten çok, kendini büyük dış politika uzmanı sanma yanılgısıydı. Deneyimsiz insan öğrenebilir. "Ben herşeyin en doğrusunu bilirim, benden önceki herkes yanlış yapıyordu" diyen insan öğrenmeye kapalıdır. Daha çok hata yapar. Hatırlanacağı gibi AKP dış politikada büyük iddialarla yola koyuldu. Ellerindeki sihirli değnekle Türkiye'nin önemli dış politika sorunlarını çözümleyip ülkeyi nurlu ufuklara götüreceklerdi. Bunlar güzel idealler. Ancak hayatın gerçekleri var. Bu gerçekler hesaba katılmadan dış politika yapılamaz. Yapmaya kalkarsanız baltayı taşa vurursunuz. Şimdi varılan nokta bu. Çözümleneceği söylenen sorunlar yerinde duruyor. Bunlara yenileri de eklendi.
Beş yıllık süreç içinde AKP hükümeti dış politika konusunda deneyim kazanmadı mı? Elbette kazandı. Bu nedenle ilk dönemlerdeki söylemler rafa kaldırıldı. Eski iyimserliğin yerinde yeller esiyor. Çok güvenilen dağlara kar yağdı. Ancak, hataların faturası ortadan kalkmıyor. Kalkması için mentalite değişikliği gerekir. Böyle bir değişim yaşandı mı? Dışta ABD ve AB'ye, içte borsaya dayalı dış politika yürütme anlayışı hâlâ devam ediyor. Yanlış anlaşılmasın! Türkiye, ABD ve AB ile kavgalı olmalı veya borsaya önem vermemeli demiyorum. ABD, AB ve borsanın güdümünde başarılı dış politika olmaz diyorum. Ortak çıkarlar temelinde ABD ve AB ile işbirliği çok iyi bir şey. Ama, çıkarlar çelişiyorsa, her ülke önce kendi çıkarlarını düşünür. Genel kural budur. ABD ve AB bunu yapıyor.
Her ülke, kendi çıkarlarını nasıl koruyacağına kendi karar verir. Ancak bu konuda dış dünyaya verilen mesajlar son derece önemlidir. Diplomatlar, görev yaptıkları ülkenin hükümetinden gelen mesajları, çalışmaları yorumlayarak kendi hükümetlerine iletirler. Bu analizler temelinde sözkonu hükümetin kararlılık oranı belirlenir ve ona göre politikalar geliştirilir. Kararsız bir hükümete daha fazla baskı yapılır. Daha fazla taviz koparılmaya çalışılır. Kararlı olan ve bu kararlılığını pratikte kanıtlayan hükümetlere daha dikkatli yaklaşılır. Türkiye'ye karşı şimdi uygulanan politikalar, son beş yılın analizlerine dayanıyor.
Başbakan Erdoğan, şimdi sert açıklamalar yapıyor. İyi de, bu sert açıklamalar inandırıcı olur mu? Ciddiye alınır mı? İsrail Başbakanı sert açıklama yaparsa, buna herkes inanır. Çünkü, İsrail söylediğini hayata geçirdiğini defalarca kanıtladı. Başbakan Erdoğan'ın açıklamaları etkili olacak mı? Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Dış politikada başarılı olmak için dışa verilen mesajlar kadar ülke içinde yapılanlar da önemlidir. Dış politika sorunlarının her zaman iç boyutları vardır. İçte güçlü olmayan ülkeler, dış politikada güçlü olamazlar. Türkiye'nin dış politikada etkili olabilmesi için ekonomisini, sosyal adaleti, eğitimi, demokrasiyi ileri götürmesi, bölgeler arası uçurumları ortadan kaldırması gerekir.
22 Temmuz seçimleri öncesinde, seçimleri kim kazanırsa kazansın, Türkiye'nin en önemli sorununun Irak konusu olacağını yazmıştım. Gelişmeler bunu doğruladı. Tabii, bu soruna bir de ABD Temsilciler Meclisi'ndeki gelişmeler eklendi. Dış politikada çetin bir sonbahar yaşanacağı ortada. AKP iktidarı gerçekten sınavda. Bakalım sonuçta nasıl bir karne alacak.
|