|
Teşekkür etmek bir nezaket kuralı. Bize iyiliği dokunan, yardımcı olan, emeği geçen, hayırlı iş yapan insanlara teşekkür ederiz. Peki ama, bize hiç faydası dokunmamış, hatta aleyhimizde işler yapan birine teşekkür eder miyiz? Böyle bir davranış nasıl karşılanır?
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği konusunda Almanya ve Fransa hükümetlerinin tavrı çok iyi biliniyor. Bunu bilmek için uzman olmaya gerek yok. Almanya ve Fransa, Türkiye'nin tam üyeliğine karşıdır. Tam üyelik yerine "imtiyazlı ortaklık" öneriyorlar. Ola ki bu gerçeği anlamayan kaldı diye Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicola Sarkozy, kısa süre önce, ortak basın toplantısında, Türkiye'nin tam üyeliğine karşı olduklarını ve "imtiyazlı ortaklık" önerdiklerini üzerine basa basa tekrarlamıştı. İki ülkenin en yetkili ağızları hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, açıklıkla politikalarını ortaya koymuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'ya yapmakta olduğu ziyaret çerçevesinde Başbakan Angela Merkel ile görüştü ve ortak basın toplantısında Türkiye'nin AB üyelik sürecine verdiği "destek" nedeniyle Bayan Merkel'e teşekkür etti. Televizyonda bu açıklamayı izlerken kulaklarına inanamadım. Kimileri "Başbakan Erdoğan'ın yaptığı kurnaz bir politika" diye düşünebilir. Bu, olsa olsa Şark kurnazlığıdır ve Garp'ta geçmez. Nitekim, Bayan Merkel, aynı basın toplantısında, teşekkür eden Başbakan Erdoğan'ın gözlerinin içine bakarak, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu tekrarladı. İmtiyazlı ortaklık önerdi.
Batılı politikacılara yüz kere, bin kere teşekkür etseniz de onlar tavırlarını kendi çıkarlarına göre belirlemeye devam eder. "Aman şu Türkler ne nazik insanlar. Kendilerini istemediğimizi söylüyoruz, bize teşekkür ediyorlar. Onlara biraz daha insaflı davranalım" diye düşünmezler. Çıkarları ne gerektiriyorsa onu yaparlar. Teşekkürün bu işte rolü yok. Almanya hükümeti, Türkiye'nin tam üyeliğinin kendi çıkarına olmadığını düşünüyor. İstediğiniz kadar teşekkür edin bu tavır değişmez. Boş teşekkürler, sadece bunu dile getiren ülkenin prestijini sarsar ve biraz da komik kaçar.
Başbakan Erdoğan, ortak basın toplantısının ertesi günü, imtiyazlı ortaklık ifadesini çok çirkin bulduğunu açıkladı. "Varılacak yer, diğer üyelerle eşit koşullarda tam üyeliktir. Zaman zaman bazı Avrupalı dostlar, Türkiye için imtiyazlı ortaklık gibi ifadeler kullanır. Bunu çok çirkin buluyoruz...Türkiye'nin AB'ye tam üyelik dışında hiçbir alternatifi dikkate almayacağını tekrar vurgulamak istiyorum." dedi. Doğru tavır budur ve Sn. Erdoğan'ın bu görüşleri Bayan Merkel'le ortak basın toplantısında söylemesi gerekirdi. Almanya'ya teşekkür etmek yerine, yukarıda söylediklerini dile getirmeliydi. İnanın teşekkürden çok daha etkili olurdu. Bayan Merkel, hiç sıkılmadan kendi ülkesinin politikasını ortaya koydu. Başbakan Erdoğan da hiç sıkılmadan "biz imtiyazlı ortaklık önerisini çirkin buluyoruz ve kabul etmeyiz" demeliydi. Uluslararası ilişkiler böyle yürütülür.
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'le Ankara'da düzenledikleri ortak basın toplantısında da Başbakan Erdoğan, AB üyelik sürecine verdiği destek için Yunanistan hükümetine teşekkür etmişti. Yunanistan Türkiye'nin AB üyelik sürecine ne kadar destek veriyor? Türkiye'nin bazı müzakere başlıklarının buzdolabına kaldırılması ve açılan başlıkların kapatılmayacak olması kararının arkasında Yunanistan da yok mu? Var. Yunanistan'ın politikası, Almanya ve Fransa'nın politikasından farklılıklar içerir. Yunanistan, "imtiyazlı ortaklıktan" söz etmiyor. Ancak, Türkiye ile tüm anlaşmazlıklarını fatura olarak önüne koyuyor. Yani, koşullu bir destek sözkonusu.
Bilindiği gibi Başbakan Erdoğan, yakın gelecekte Fransa Cumhurbaşkanı Nikola Sarkozy ile de görüşecek. Umarız, düzenlenecek ortak basın toplantısında Türkiye'nin AB üyelik sürecine Fransa'nın verdiği "destek" nedeniyle Sarkozy'e de teşekkür etmez. Sarkozy ile Bayan Merkel Türkiye konusunda ortak bir tavır içinde. Bayan Merkel'e teşekkür edildi. Aynı mantık ve yaklaşım izlenirse Sarkozy'e de teşekkür edilebilir.
Kişisel ilişkilerde olduğu gibi devletlerarası ilişkilerde de teşekkür etmenin suyunu çıkarmamak gerek. Uygun olan hallerde teşekkür etmek doğal ve gereklidir. Ama, uygun olmayan durumlarda gereksizdir. Götürüsü getirisinden fazladır. Türkiye'nin AB üyeliğine gerçekten yardımcı olan ülke ve liderlere mutlaka teşekkür edilmeli. Ama, "imtiyazlı ortaklık" gibi Başbakan Erdoğan'ın deyimi ile çirkin önerilerde bulunanlara teşekkür etmek en hafif deyimle gariptir. Gereksizdir. Hiçbir olumlu sonuç getirmez.
|