Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yine polis, yine dayak
Kuzey Kıbrıs Turkcell'den sonra KKTC Telsim de (Vodafone) , hükümetten lisansını aldı
Yaşadığını zannettiği olaylar, ceza yemesine neden oldu
Şimdilik uyardılar süresiz grev kapıda
Zeyna, göreve hızlı başladı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Teşekkürün suyunu çıkarmak

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Teşekkür etmek bir nezaket kuralı. Bize iyiliği dokunan, yardımcı olan, emeği geçen, hayırlı iş yapan insanlara teşekkür ederiz. Peki ama, bize hiç faydası dokunmamış, hatta aleyhimizde işler yapan birine teşekkür eder miyiz? Böyle bir davranış nasıl karşılanır?

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği konusunda Almanya ve Fransa hükümetlerinin tavrı çok iyi biliniyor. Bunu bilmek için uzman olmaya gerek yok. Almanya ve Fransa, Türkiye'nin tam üyeliğine karşıdır. Tam üyelik yerine "imtiyazlı ortaklık" öneriyorlar. Ola ki bu gerçeği anlamayan kaldı diye Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicola Sarkozy, kısa süre önce, ortak basın toplantısında, Türkiye'nin tam üyeliğine karşı olduklarını ve "imtiyazlı ortaklık" önerdiklerini üzerine basa basa tekrarlamıştı. İki ülkenin en yetkili ağızları hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, açıklıkla politikalarını ortaya koymuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'ya yapmakta olduğu ziyaret çerçevesinde Başbakan Angela Merkel ile görüştü ve ortak basın toplantısında Türkiye'nin AB üyelik sürecine verdiği "destek" nedeniyle Bayan Merkel'e teşekkür etti. Televizyonda bu açıklamayı izlerken kulaklarına inanamadım. Kimileri "Başbakan Erdoğan'ın yaptığı kurnaz bir politika" diye düşünebilir. Bu, olsa olsa Şark kurnazlığıdır ve Garp'ta geçmez. Nitekim, Bayan Merkel, aynı basın toplantısında, teşekkür eden Başbakan Erdoğan'ın gözlerinin içine bakarak, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu tekrarladı. İmtiyazlı ortaklık önerdi.

Batılı politikacılara yüz kere, bin kere teşekkür etseniz de onlar tavırlarını kendi çıkarlarına göre belirlemeye devam eder. "Aman şu Türkler ne nazik insanlar. Kendilerini istemediğimizi söylüyoruz, bize teşekkür ediyorlar. Onlara biraz daha insaflı davranalım" diye düşünmezler. Çıkarları ne gerektiriyorsa onu yaparlar. Teşekkürün bu işte rolü yok. Almanya hükümeti, Türkiye'nin tam üyeliğinin kendi çıkarına olmadığını düşünüyor. İstediğiniz kadar teşekkür edin bu tavır değişmez. Boş teşekkürler, sadece bunu dile getiren ülkenin prestijini sarsar ve biraz da komik kaçar.

Başbakan Erdoğan, ortak basın toplantısının ertesi günü, imtiyazlı ortaklık ifadesini çok çirkin bulduğunu açıkladı. "Varılacak yer, diğer üyelerle eşit koşullarda tam üyeliktir. Zaman zaman bazı Avrupalı dostlar, Türkiye için imtiyazlı ortaklık gibi ifadeler kullanır. Bunu çok çirkin buluyoruz...Türkiye'nin AB'ye tam üyelik dışında hiçbir alternatifi dikkate almayacağını tekrar vurgulamak istiyorum." dedi. Doğru tavır budur ve Sn. Erdoğan'ın bu görüşleri Bayan Merkel'le ortak basın toplantısında söylemesi gerekirdi. Almanya'ya teşekkür etmek yerine, yukarıda söylediklerini dile getirmeliydi. İnanın teşekkürden çok daha etkili olurdu. Bayan Merkel, hiç sıkılmadan kendi ülkesinin politikasını ortaya koydu. Başbakan Erdoğan da hiç sıkılmadan "biz imtiyazlı ortaklık önerisini çirkin buluyoruz ve kabul etmeyiz" demeliydi. Uluslararası ilişkiler böyle yürütülür.

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'le Ankara'da düzenledikleri ortak basın toplantısında da Başbakan Erdoğan, AB üyelik sürecine verdiği destek için Yunanistan hükümetine teşekkür etmişti. Yunanistan Türkiye'nin AB üyelik sürecine ne kadar destek veriyor? Türkiye'nin bazı müzakere başlıklarının buzdolabına kaldırılması ve açılan başlıkların kapatılmayacak olması kararının arkasında Yunanistan da yok mu? Var. Yunanistan'ın politikası, Almanya ve Fransa'nın politikasından farklılıklar içerir. Yunanistan, "imtiyazlı ortaklıktan" söz etmiyor. Ancak, Türkiye ile tüm anlaşmazlıklarını fatura olarak önüne koyuyor. Yani, koşullu bir destek sözkonusu.

Bilindiği gibi Başbakan Erdoğan, yakın gelecekte Fransa Cumhurbaşkanı Nikola Sarkozy ile de görüşecek. Umarız, düzenlenecek ortak basın toplantısında Türkiye'nin AB üyelik sürecine Fransa'nın verdiği "destek" nedeniyle Sarkozy'e de teşekkür etmez. Sarkozy ile Bayan Merkel Türkiye konusunda ortak bir tavır içinde. Bayan Merkel'e teşekkür edildi. Aynı mantık ve yaklaşım izlenirse Sarkozy'e de teşekkür edilebilir.

Kişisel ilişkilerde olduğu gibi devletlerarası ilişkilerde de teşekkür etmenin suyunu çıkarmamak gerek. Uygun olan hallerde teşekkür etmek doğal ve gereklidir. Ama, uygun olmayan durumlarda gereksizdir. Götürüsü getirisinden fazladır. Türkiye'nin AB üyeliğine gerçekten yardımcı olan ülke ve liderlere mutlaka teşekkür edilmeli. Ama, "imtiyazlı ortaklık" gibi Başbakan Erdoğan'ın deyimi ile çirkin önerilerde bulunanlara teşekkür etmek en hafif deyimle gariptir. Gereksizdir. Hiçbir olumlu sonuç getirmez.

   757 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Temmuz 2008, Pazar   G-8 zirvesi
03 Temmuz 2008, Perşembe   Sarkozy'nin Akdeniz projesi
29 Haziran 2008, Pazar   Batı ve Türkiye
26 Haziran 2008, Perşembe   İsrail İran'ı vuracak mı?
22 Haziran 2008, Pazar   Petrol zirvesi
19 Haziran 2008, Perşembe   AB krizde (mi?)
15 Haziran 2008, Pazar   Dünya petrol krizi
12 Haziran 2008, Perşembe   Cengiz Aytmatov
08 Haziran 2008, Pazar   Dünya gıda krizi
05 Haziran 2008, Perşembe   Obama ve değişim



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ESAS YÜZLEŞME...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Usanmadım dersem yalan olur... Ve sesiz se...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (24)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

"KÖPEKLER GELDİ!.." (*)

Bilbay Eminoğlu

Gitti gider bu ülke!

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

EŞEL MOBİL KAVGASI

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital