|
Futbol Federasyonu kulüplerin topladığı imzalar sonrasında cumartesi olağanüstü genel kurul yapıyor.
Bu çok kritik bir genel kurul olacak.
Tabloyu netleştirelim.
Federasyonun iki yıldır süren ve her kesimi de dahil ettiği çalışma sonrasında ortaya çıkan ve 1 Temmuz'da yürürlüğü koyacağını açıkladığı yeni transfer tüzüğü ve yeni lig statülerinin uygulanması için hazırlıkları sonuçlandı.
Bu çalışmalara muhalefet eden bazı kulüp ve bazı çevreler de yeni transfer yönetmenliğinin kulüpleri maddi zora sokacağı ve yeni lig statülerinin 3. ligi kaldıracağı gerekçesi ile uygulanmaması için çalışma içerisine girdiler.
Bu çalışmaların odağında olan ve 3 trilyonluk bir başlangıçla sözü verilen havuz konusunda Başbakanlık Müsteşarı Öntaç Düzgün ile Futbol Federasyonu arasında bu paranın kullanılması konusunda transfer tüzüğü ve lig statülerinin uygulanması şartı ile bir protokol imzalandı.
Şimdi eğer olağanüstü genel kurulda 42 takımın yarısından fazlası hayır biz bunların uygulanmasına karşıyız derse film kopacak.
Ne mi olacak?
Başbakanlık Müsteşarı Öntaç Düzgün'ün defalarca açıkladığı gibi devlet bundan sonra takımların malzeme, sağlık, saha ve kulüp binası bakım ile hakem paralarını ödemeyecek.
Futbol Federasyonu ise uygulayamayacağı bir protokolün ortadan kalkması ve futbolda devrim olarak nitelediği yenilikleri yapmamanın verdiği sıkıntı ile nereye kadar gidebilecek bilinmez.
Bu durumdaki bir federasyonun genel kurulun yaptığı yeniliklere şu veya bu nedenle hayır demesi durumunda süratle istifa ederek onurlu bir davranış sergilemesi gerekmektedir.
Federasyon yönetiminde bu yaklaşımları aşırı hassasiyetle karşılayan ve istifa etmezsek onursuz mu olacağız yaklaşımda olanlar varsa hiç demagojiye girmesinler.
Kendilerine bağlı kulüplere söz geçiremeyen, attığı her adımdan geri dönmek zorunda bırakılan, verdiği sözleri tutmayan, federasyon yönetmesi sadece maç günleri belirlemek, hakem atamak ve saha bulmakla sınırlanan bir federasyonda görev yapmayı mideleri kaldırıyorsa bu onların bileceği bir iştir.
İnsan bir kez ölür.
Hergün korku ile ölmekten beter olmaktansa bir kez onuru ile ölünür ve biter.
Kulüpler siyasi ihtiraslar, günlük çıkarlar, eski hesaplaşmalar, küçük beklentiler ve ülke futbolu değil de kendi egolarına yönelik bir davranış içine girecek ve verecekleri oyun getirisi ile götürüsünü hesaplamadan genel kurula gideceklerse bu da onların bileceği iştir.
Önümüzdeki sezon eskiden olduğu gibi hakem paralarını herkesten üç beş kuruş toplayarak denkleştirerek hakemlerden lisansları alabildikleri günlere geri dönecek, nostaljik bir lig yaşayacaklar.
KULÜPLER "YA DEVAM, YA TAMAM"
Bakanlık da "Ya herro, ya merro"
Duvar
HAVUZ ALTINDA ZIPKINLA HEDEF VURMA YARIŞI VAR. DENİZLERDE BALIK KALMADI NE YAPACAĞIMIZI ŞAŞIRDIK
Güler misin?
Bizim gibi sıcaklara alışık ülke insanlarının bile kaldırmadığı sıcak günler yaşıyoruz. Akşam saatlerine kadar süren ve insanı bezdiren bu sıcaklarda 22 teknik direktör adayı antrenörümüz iki hafta boyunca ter döküyor. Hem de nasıl bir tempoda. Günün 6-7 saatini sahadaki pratik uygulamalarla geçirmek durumunda olan teknik direktör adayı antrenörlere geçen yıl yapılan kursun ilk aşamasında olduğu gibi bu yıl da "Spor medyası-teknik direktör ilişkileri" konusunda bir sunum yaptım. O aşırı sıcağın ısıttığı ve konsantrasyonun bozulmasının doğal olduğu ortama karşın bütün teknik direktör adaylarının büyük bir dikkat ve katılımla sunumu izlemeleri keyif vericiydi. Futbol olgusunda birbirlerinden beslenen teknik direktörler ve spor medyasının varılacak hedef konusunda pek farkları yok. İki taraf da ülke gençlerini, ülke futbolunu düşünüyor. Tabii bu yolda yürürken eleştiriler, muhabbetler, kızgınlıklar, kırgınlıklar, sevinçler, övgüler, küsmeler de olacak. Yeter ki ilişkiler saygı ve yazılı olmayan kurallar çerçevesinde olsun. Teknik direktör adayı pırıl pırıl genç antrenörler spor medyasının kendilerini anlamalarını, dinlemelerini, olumlu yönde eleştirmelerini, yargısız infazla mahkum etmemelerini istiyorlar. Et de, bıçak da elinde spor medyasından fazla birşey istemiyorlar.
Ağlar mısın?
Önemli konularda tarafsız gibi görünmek ve o zırhın arkasına saklanmak kadar tehlikeli bir duruş şekli olamaz. Seçimlere bakınız. Oy istikameti belli olmayan tarafsızların serseri mayın gibi kime çarpacağı, kimi patlatacağı belli değildir. Son iki yıldır futbolun gündeminde yeni transfer yönetmenliği ve yeni lig statüleri var. Antrenörler, spor yazarları, kulüp başkan ve yöneticileri, bakanlık yetkilileri, futbolcular, eski yöneticiler, hatta taraftarlar bu konuda görüşlerini ortaya koyuyor, olumlu ya da olumsuz tezlerini savunuyorlar. İki yıldır süren bu tartışmaların son günlerinde futbol hakemler derneğinin konuyu değerlendiriyoruz, daha sonra açıkama yapacağız yaklaşımı tam bir sorumluktan kaçma, tarafsızlıkla her kesime şirin görünme, korkaklık, pısırıklık ve tinyozluk örneğidir. Kişiliksiz bir duruştur. Yenilikleri savunanlarla, statükonun sürmesini isteyenler arasında iki yıldır süren bu tartışma ortamında hiçbir fikri olmayan bir kesimin hiçbir konuda ve hiçbir kararda fikri yok demektir. Fikirsiz, görüşsüz, vizyonsuz, kendi gelecekleri ile ilgili bir konuda söz söyleme yeteneğinden yoksun bir kurum olamaz. Olursa da bu şeklide olur. Hakemler bu pozisyonlarını gözden geçirsinler.
Bak sen
Spor Dairesinin parasını kim daha çok koparırım anlayışının artık değişmesi gerekir, havuz bunun için oluşturuldu (Ö. Düzgün-Müsteşar)
35 derece üzerindeki sıcaklarda futbol oynamak çok tehlikelidir, federasyon yükselme ligini ertelese iyi olur (H. Yücel-Spor Hekimi)
Tüzüğü hatalarla dolu Kulüpler Birliği bizi temsil etmiyor, yakında bu yönetimi değişmek için adımlar atılacak (Z. Ziya-Çetinkaya Bşk.)
Profesyonel adımlar atılıyorsa nizami ölçülerde olmayan Tatlısu ve Ozanköy sahalarında maç oynanmaması gerekiyor (B. Yüksekbaş-Gönyeli Bşk.)
3. ligi kaldırmayı amaçlayan bir düşünce patlamaya hazır bomba gibidir, federasyon bunu düşünmek zorundadır (Ö. Tahsin-Kul. Bir. Bşk.)
Çok merak ediyorum
Herkesin sezonu açmaya hazırlandığı bir dönemde daha başkan bulamayan Mağusa Türk Gücü'nün durumuna "Ultra Crows"lar ne diyor?
Ünlü isimlerin çekilmesi ile sadece 2-3 takımı kalan plaj voleybolunun büyük bayanlar kategorisi ne zaman kaldırılacak?
Son dönemde sık sık kullanılan ve kurulmasına karar verilen havuzun aslında içi su dolu yüzme havuzu olmadığını biliyormuyuz?
Futbol Federasyonun kader toplantısı olabilecek yarınki genel kurulda katılımcılara simit helvası mı dağıtılacak?
TEHLİKE
İnanılmaz sıcak günler yaşıyoruz.
Hava sıcaklıkları gölgede bile 40 dereceyi buluyor.
Güneşte hissedilen ise anlatılmaz.
Uzmanlar sürekli olarak güneşe çıkılmaması, evlerde oturulması, sık sık duş yapılması, bol su tüketilmesi, şapka takılması yönünde uyarılar yapıyorlar.
Bu kadar tehlikeli boyutlarda olan bu günlerde Bölgesel Terfi Müsabakları (BTM) maçları saat 17.30'da başlayarak oynanıyor.
Güneş altında durduğunuz zaman 50 derece hissettiğiniz sıcaklık, güneş altında, toprak sahada 90 dakika boyunca koştuğunuz zaman hangi boyutlara geliyor düşününüz.
Kış aylarındaki 1. lig maçlarında bile sağlıkla ilgili hiçbir önlemin alınmadığı ülkemizde bu şartlarda oynanan bu maçlar bir gerçeği ortaya koyuyor.
Takım sayısının azaltılması ve bölgesel terfi maçlarının başka statülerle daha çağdaş zemin ve zamanda oynatılmasına burun bükenler ve ille de köyümüzde takım olsun anlayışını sürdürenler, mevcut düzenin sürdürülebilir olduğuna inananlar ve insanları bu anlamda kandıranlar tablodan mutlu iseler bir diyeceğim yok.
Onları da o toprak sahada, 50 derece sıcakta, güneşin altında, futbolcularla birlikte koşturtup yaşanan trajediye ortak etmek gerekir.
Bakalım o zaman her köye, her mahalleye bir takım, her bölgeye bir çim saha diye ısrarda devam ediyorlar mı?
|