|
Geçen yılın son hafta yazısında başlığı; "Golsüz oyunun tadı olmuyor" şeklinde atmıştım. Çetinkaya'nın Binatlı'ya attığı on golle sonuçlanan maçtan sonra, demek ki gollü de olsa, maça tat katması mümkün olmayan maçlar da oynanıyormuş demek zorundayım.
Lefkoşa Atatürk Stadyumu'nda yer alan lig mücadelesinde Çetinkaya, antrenman havasında oynarken, rakibi Binatlı ise bu antrenmanda rakibinin oyun düzenine ayak uydurarak, minareleri görünen gidilecek köyün yol hazırlıklarını yapar haldeydi.
Kıbrıs Türk futbolunu yakından takip etmeyen birisi bu stada gelip, bu lig maçında sergilenen futbolu izlese, atılan on gole rağmen, birinci ligimizle ilgili olumlu düşüncelerle ayrılmazdı sanıyorum. Sahada iki takım vardı ama birisi, sadece gol atmaya programlanmış, diğeri ise onu seyretmekle görevli gibiydi.
Çetinkaya'nın golcülerinden Yasin, Gol Krallığı yarışında çok gerilerde kalmanın hırsıyla, tam altı gol kaydetti. Dört gole eklenen bu rakamla Yasin de yarışa katılmış oldu.
Oyunun genelinde, ara sıra gelişen Binatlı ataklarının sonuçsuz kalmasıyla, tek takımın gol şovu izlendi. Soğuk hava nedeniyle çok az sayıda futbolseverin izlemeye geldiği maçta görevli muhabirler, yazacak başka şey olmayınca, sadece golleri kaydetmekle yetinme zorunda kaldılar.
Gole programlanmış bir oyunla sahaya yayılan Çetinkaya karşısında, ligin son sırasına demir atmış Binatlı, bir arada hiç antrenman yapmamış, sadece bir tek futbolcusunun geliştireceği hücumlarda sonuca gitmeyi hedefleyen, rakibi durdurma gibi bir gailesi olmayan takım görünümündeydi.
Çetinkaya, aldığı bu galibiyete rağmen, alt sıralardan henüz uzaklaşmış değil. Ancak, bir haftalık aradan sonra, takıma egemen olan pozitif düşüncenin, onları daha yukarılara taşıyacağı da bir gerçek...
Binatlı'ya gelince... Kadro genç ve deneyimsiz olabilir ama rakibi seyreden futbol anlayışıyla yenilgilere abone olmaktan kolay kolay kurtulacak gibi görünmüyor. Devre arasında yapılacak akıllı transferlerle bu kadro kötü gidişattan kurtulur mu, kolay cevaplandırılacak bir soru değil...
|