|
Dost ve kardeş oldukları kadar renktaş iki ekip Dr. Ali Özsoy Stadı'nda mücadele etti.
Genelde kulüplerin dostluğu ön planda tutuldu ama zaman zaman futbolcuların hırsı daha ağır bastı ve sert hareketler, tartışmalar sahadaki güzellikleri biraz gölgeledi.
İlk yarı oyunda ve son dakikalarda Türk Ocağı, ikinci yarıda ise ev sahibi Tatlısu daha iyi oynadı. Direklerden dönen toplar, altı pas içerisinden kaçırılan fırsatlar da sonuçta etkili oldu.
Tatlısu ileride Ertaç - Ertan ikilisini bırakarak, yabancı futbolcularının taşıdığı toplarla rakip kale önünde gol aradı. Özellikle Morris'in ikinci yarı oyundaki gayretleri golün gelmesinde etkili oldu. Ertaç da golcülüğünü bir kez daha kanıtladı ve maçın sonucunu tayin etti.
Tatlısu adam markajı yaparken, Türk Ocağı, alan savunması ve kısa ve görüşlü, isabetli paslarla, maçın genelinde daha etkiliydi.
Kısa paslarla rakip savunmasını dağıtan Ocak aynı başarıyı girdikleri gol pozisyonlarında gösteremedi. Altı pas içerisinde topu kalenin üzerinden aşırma becerisini (!) gösteren Ocak futbolcularının kimi vuruşları da direklerden oyun alanına döndü. Belli ki şans Ocak'tan yana değildi...
Bu karşılaşmaya giden futbolseverler, puan sıralamasının son halini düşünerek, oyunu bu bilgilerle bütünleştirerek izlediler.
Oyunun genelinde Türk Ocağı'nın rahat duruşu, bir puanla orta sıralardaki yerini koruma gibi bir oyun düşüncesi olduğu şeklinde değerlendirilebilir. Golden sonra yer alan baskılı oyunu ise bu arzusunun devamı niteliğindeydi.
Tatlısu'nun hedefi ise rakibine göre daha yüksekti. Ocak'ın bir puan gerisinde, bir başka deyişle, küme düşme hattına bir adım daha yakın olan Tatlısu, alacağı üç puanla rakibinin iki puan önüne geçme ve tehlikeli bölgeden bir adım daha uzaklaşmayı istedi. Bu isteği de gerçekleşti.
Geriye kalan beş haftada yer alacak maçlar, sekiz ve dokuzuncu sıralarda kalan Tatlısu ile Türk Ocağı'nı ne derece etkileyecek bilinmez ama büyük ölçüde, alt sıralardaki grupta yer alan beş takıma göre daha rahat oldukları bir gerçek.
|