Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



ÖZGÜR RUHLARIN TUTKULU DANSI

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Ağustos 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bülbülyuvasının şakıyan kuşları birdenbire susunca, ilişkinin ışığının söndüğü düşünülür. Işık söndüğünde ya da söndüğü zannedildiğinde ilişkiyi bitirmeme gerekçeleri hazırdır: "Aşk bitti. Zaten bitecekti. Sürdüğü görülmüş mü ki! Ama bak, elimizde kocaman bir sevgi var. Hadi ona sarılalım." Öyle ya, günümüzün sevdaları oldukça sabıkalı bu konuda. Bir taraftan, ebedi aşkın ve tutkunun masallarda kaldığına inanırız; öte taraftan dondurma reklâmında bile bunları satmaya çalışırız. Bu da yetmezmiş gibi, kadın ve erkeğin gerçek hayatta oynadığı dansın büyüsünden nasibimizi almak isteriz.

Çok uzun ve keyifli bir dans olmasını umut ederek başlarız dansa. Bu umudu gerçekleştirmek için, canla başla çabalamaya da hazırızdır aslında. İşte ilişkinin rotasını tayin eden de budur: "Çaba gösterirsem, kaybetmem."

Bu çabalama sürecinin içeriği, ilişkinin geleceğini de belirler. Kendi istek, arzu ve beklentilerini tanımlamada yetersiz olan kişi, kendini ancak eşinin tepkileri ile tanımlayacak; bu durumda kendi istediği ve hissettiği davranışı geliştiremeyecektir. Duygusal tepkilere olanak veren bu durumda kişi, hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını düşünmeye başlayacaktır. Ne yaparsa yapsın, sihri tekrar yakalayamayacağı inancına kapılacaktır. Coşku ve tutku yoksunluğunu sevgisizliğe yoracaktır. Oysaki cevabı sevgisizlikte aramak; doğru bir çaba değildir. Buradaki doğru adım, ilişkinizde üstlendiğiniz rolleri gözden geçirmenizdir. İlişkinizde "o istediği için" yaptığınız davranışlarınız var mı? Lütfen bir gözden geçirin. Sevdiğiniz kişiye, eşinize kendinizi, istek ve arzularınızı baskı altında tutmadan yansıtabildiniz mi? Yoksa onun beklediği gibi davranırken bir yerlerde kendinizi unutmuş olabilir misiniz? Onun alınmaması, yanlış anlamaması için arzu ve isteklerinizi bastırdınız mı? "Benim hakkımda ne düşünür? Böyle davranırsam, yanlış anlar mı? Nasıl tepki verir?" tarzında düşünceleriniz oldu mu?

Bu düşüncelerin yarattığı gerilim çiftlerin birbirlerine endişe ve korku ile yaklaşmalarına neden olur. Kendi benliklerinin isteklerine kulak tıkayıp, sıradan davranış modelleri geliştirmeyi emniyetli bulurlar. Kaygı ve endişe giderek arttığından, son perdede birbirlerini suçlamaya ve karşılıklı can yakmaya başlarlar.

Bunun yerine, çiftlerin kaygı ve gerilimin üstüne gitmeleri ilişkiye olumlu katkı olarak döner. Çözülen çatışmalar çiftlerin ilişkisine şekil verir, duyguları taze tutar. İlişkisinin gerilimi ile yüzleşen kişinin kendine sorduğu sorulara bir bakalım:

"Neden gerildim? Ondan veremeyeceği kadar çok şey mi istedim? Onun beklediklerini verebilecek kapasitede olmadığımı düşündüğüm için mi öfkeliyim? Ve neden öfkemi ona yöneltmek için büyük bir arzu duyuyorum?"

"Onu sevdiğim zamanlar çok gerilerde kalmış gibi. Onu özlemiyorum. Sinirlenmem için varlığı yetiyor. Bu duygum gerçek mi? Yoksa sadece mutsuzluğumun tepkisi mi?"

"Beni terk edecek, biliyorum. Bağırıp çağıran bir sevgiliyi kim ister ki?"

"Hep onun istediklerini yapmaya çalıştım. Ne oldu?"

Bunlar değerli sorulardır ve üstüne gitmek gerekir. Kaygı ve gerginliğe rağmen ve ilişkideki duraklamaları göze alarak. İlişkideki gerilim; bireylerin gelişmesinde, kendilerini ve isteklerini tanımalarını sağlayan geliştirici dönemeçler olarak algılanmalıdır. Bir çift olmak, başka biriyle bütünleşmek; kendi benliğimizi kaybetmek demek değildir. Aksine, uzun süreli ilişkilerin en güçlü dostu, gelişmiş benlik algısıdır. Güçlü benlik algısına sahip kişiler, kendilerine değer verdiklerinden, duygularının dışavurumunda başarılıdırlar. İlişkinin, önüne çıkan engellerden güç alarak gelişmesine olanak verirler. Onlar da gerilim ve endişeler yaşarlar; ama her zaman kendilerini ve isteklerini ifade etmeyi bilirler. Başkalarından farklı taraflarını, duygu, düşünce, arzularını dile getirme ve kendi seçimleri olan davranışa dönüştürme becerisine sahiptirler.

Çiftlerin, bireysel olarak elde ettikleri benlik gelişimi, onların bağımsız kişilikler olarak birbirleri ile bütünleşmelerini sağlar. Bu bütünleşmenin içindeki aşk, sevgi, tutku, içtenlik gibi güzellikler, danslarının adımlarını oluşturur.

Kendilerini açığa vurmaktan korkmayan kendilerini keşfetmeyi ve ifade etmeyi başaran kişilerin dansı, özgür ruhların dansıdır. Esen Kalın sevgili dostlar.

   1424 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
16 Kasım 2008, Pazar   EVLAT SEVGİSİ
14 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK VE CİNSEL EĞİTİM
14 Kasım 2008, Cuma   UYUŞTURUCUDAN KORKUYORUZ
14 Kasım 2008, Cuma   İŞİMİZ “İŞ” OLMAKTAN ÇIKARSA
14 Kasım 2008, Cuma   UYKU SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR
09 Kasım 2008, Pazar   AİLEDE BENCİLLİK
12 Eylül 2008, Cuma   ÇOCUKLAR NE İSTER
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital