|
Otistik dünyanın çocukları, daha bebeklik çağından itibaren sarılma, kucaklaşma gibi davranışlardan uzak dururlar. İlk gülücüklerini görmek için anne babanın oldukça uzun zaman beklemesi gerekir. Mekanik ve duygudan yoksun davranmaya eğilimleri vardır ve annelerinin sevgi ve şefkatine ihtiyaçları yokmuş gibi görünürler. Yüz ifadeleri gelişmediğinden sosyal gülümseme ve diğer duygusal ifadeleri yansıtamazlar. Ana babalarının seslenişine tepki vermezler ya da çok geç tepki verirler. Büyüdükçe sosyal ve iletişim alanlarındaki gelişim bozuklukları daha belirgin hale dönüşür. Akranları düş güçlerini oyunlar aracılığı ile geliştirirken onlar böyle bir ihtiyaç duymazlar. Merak etmezler ve araştırmazlar. Oyuncaklarını amacına uygun kullanma becerisini gösteremezler. Akranlarıyla ya da yakınlarıyla iletişim kurmayı istemezler. Çekingen ya da ilgisiz davranırlar. Oyuna ya da grup etkileşimine katılmaları için ısrar edildiğinde öfkelenebilirler, bağırabilirler hatta vurabilirler. Göz temasından kaçınırlar ve üzüntüyü, mutluluğu ifade edemezler. Başkalarının da bu tür duygularını anlayamazlar ve ilgilenmezler.
Konuşma biçimleri de akranlarına göre farklıdır. Sözcüklerinde, duygusal ifadeleri sağlayan vurgulara rastlayamazsınız. Sözcüklerle davranışlar arasında uyum göremezsiniz. İsteklerini elde etme amacı dışında konuşmaktan hoşlanmazlar. Bazen hiç konuşmayabilirler ya da birkaç sözcükten öteye geçmezler. Konuşmaları bize anlamsız ya da anlaşılmaz gelebilir. Zamirleri karıştırırlar. Kendilerinden "ben, benim" gibi zamirlerle bahsetmekte zorlanırlar ve kendilerinden söz etmek zorunda kaldıklarında, 3. şahıs imişcesine adlarını kullanırlar.
İnsanlara yönelik bu tutukluklarının yanında; eşyalarla daha fazla ilgilidirler. Örneğin oyuncağın genel işlevinden ziyade parçaları ile ilgilenirler. Tek yönlü bir ilgi alanı seçip, derinlemesine didikleyebilirler. Yaşamlarındaki değişikliklerden hoşlanmazlar ve direnç gösterirler. Yemek yedikleri tabağın ya da sofrada oturdukları yerin değişmesine sinirlenebilirler. Bunların yanında ısı, ışık, ses gibi uyaranların değişimine aşırı tepki gösterebilirler ya da hiç tepki göstermeyebilirler. Hareketli oyuncaklardan ve nesnelerden hoşlanırlar. Kendi etraflarında dönmekten, sallanmaktan, ellerini çırpmaktan hoşlanırlar.
Zamanla diğer insanlarla sosyal etkileşim kurabilirler; ancak pasif rol üstlendiği bu ilişkilerde basmakalıp davranışlar sergilerler, beklenen uygun davranışı icra edemezler ve duruma göre davranamazlar.
Otistik çocuk bazı "olağanüstü beceriler" taşıyabilir. Genellikle uzak bellek ile ilgili olan bu beceriler bizleri şaşırtır ve otistik çocuğun "çok akıllı" olduğunu düşünmemize neden olabilir. Tarihi olaylar, yıllar önce bir defa duyduğu şarkılar, dünya kupasının bütün maçlarının sonuçları, şehrin telefon rehberi gibi bilgilerin detaylarına hâkim olabilir. Bunları her ortamda ve sürekli olarak ritmik bir biçimde tekrarlayabilir.
Otistik bozukluk, ne yazık ki her 5oo çocuktan birinde görülebilen bir yaygın gelişimsel bozukluktur. Erkek çocuklarda kız çocuklara nazaran 4- 5 kat daha fazla görülmektedir. Bu bozukluk üç yaşından önce başlar ve 15 aylıktan itibaren teşhis edilebilir. Çocuk psikiyatrisinin ya da çocuk nörologunun tanı koyma yetkisinin bulunduğu bir bozukluktur ve teşhis sürecinde konuşma ve zekâ düzeyinin değerlendirilmesi büyük önem taşır. Çok çeşitli özelliklere sahip bir bozukluk olduğundan ve her çocukta farklı belirtiler ya da öğrenme güçlükleri barındırdığından değerlendirme sürecinde, konusunda uzman psikolog, çocuk doktoru, dil terapisti ile işbirliğine gidilmelidir. Otistik çocuklar için erken teşhis büyük önem taşır. Her otistik çocuğun diğer otistiklere benzemeyen farklı özellikleri ve her birinin farklı öğrenme güçlükleri vardır. Bu durum onlar için bireysel eğitim programlarının hazırlanmasını gerektirir.
Bütün bunların yanında otistik çocuğun yaşama uyumu için gereken terapiler ve eğitimler vardır. Ailesi ile duygusal bağlarını kuvvetlendirecek, günlük yaşama katılımını kolaylaştıracak, uygulanan ilaç tedavisini destekleyecek ve beden sağlığını iyileştirecek terapilere; beceriler kazanmasını sağlayacak eğitim olanaklarına ihtiyacı vardır.
|