Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı
Hem aldatıldılar, hem hapse gittiler
Doğal pınarı kendi malı gibi kullanıyor
Başkanlık konusunda uzlaşamadılar
Evraklarını yeğenine verdi polise "kaybettim" dedi
Tatbikatlar iptal
Ertuğruloğlu: Herkes mesajı aldı,UBP tek başına iktidara yürüyor
Esnaf tükenme noktasında, acil önlem şart
Öztürk: Ülkede toplanan sütün yüzde 20'sinin fiyatı borsada belirleniyor
Kıbrıs sorununun çözümü, AB'ye katılıma da yardımcı olacaktır

YORUMLANANLAR
Doğal pınarı kendi malı gibi kullanıyor [1]
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı [3]
KTÖS: Bakanlıkla konuyu netleştirene dek yıllık planlar yapılmayacak [2]
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki" [1]
Avcı: Su sorunu, Anavatan Türkiye'nin desteğiyle çözümlenecek [4]
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek [2]
Güzelyurt kökenli Rumlar, sözde "işgale" karşı yürüyüş düzenledi [5]
Cumhuriyet Meclisi'nin izleyici konumuna sokulması kabul edilemez [1]
Konfederasyon ve iki ayrı bağımsız devlet istemiyoruz [5]
İnşaatlar durdu müteahhitler çoğaldı [1]



Evetin ağırlığı ve hayırın hafifliği

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

"Evet" ve "hayır" ilişkilerdeki alış verişlerin önemli düzenleyicileridirler. Bu iki sözcük, dünya ile sınır alanımızı çizme gücünü taşır. Duygusal, sosyal, kültürel pek çok iletişim için kapıları açar ve kapar. Doğru yerde, doğru kişilerin dudaklarından döküldüğünde ise; ilişkilerde olumlu katkılar yaratır.

Nasıl oluyor da kendi ihtiyaçlarımızı giderme uğraşımız bize suçluluk duygusu verirken; başkalarının üstümüze vazife olmayan istekleri bizden "evet" cevabını alıyor?

Yakınlarımıza, sevdiklerimize "hayır" demek bazılarımız için çok zordur. Mutluluğu, başarıyı, huzuru sevdiklerimiz adına yakalama arzumuz, gücümüzü son raddesine kadar kullanmaya iter bizi. Bu da hayır diyememenin ağırlığını yükler sırtımıza.

"Hayır" dediğimiz zaman, sadece bizden istenileni kabul etmemiş olduğumuzu unutup, onları reddettiğimiz yanılsamasına düşüyoruz.

"Hayır" dememiz gereken her "evet", sırtımıza bir yüktür. Bu sorulara "evet" desek de aslında cevapları "hayırdır". Bile bile yanlış cevap verdiğimizden, kendimizi kızgın, kullanılmış, değersiz ve yalnız hissederiz. Kendi isteklerimizin önem kaybetmesi ile birlikte gündelik yaşamımızın kontrolünü de kaybederiz. Sorulara verilen yanlış evetler, uzun vadede ilişkilerin kötüye gitmesine neden olur. Hayır diyememek sadece söyleyemeyeni değil; muhatabını da etkiler. Örneğin çocuğunuza hayır diyemediğinizde, onun isteklerini daima yerine getirdiğinizde masaldaki düş dünyasının sınırlarını çizersiniz. Bu dünyadan gerçek dünyaya geçtiğinde ise, yaşamda mücadele etmeden hiçbir şey elde edemeyeceğini fark eder. Bu geç kalmış fark ediş; -bütün geç kalmalar gibi- sancılı ve bunalımlıdır. Telafisi ya da geriye dönüşü de yoktur.

Gerçekte, "hayır" dediğimizde kendimizi iyi hissetmek isteriz. "Hayırı" ağır bir yük olarak sırtımızda taşımak istemeyiz. Hayır diyemememizin en önemli nedeni; karşımızdakinin duygularına zarar verme korkusudur. Bu duygu önemlidir çünkü duygular bütün ilişki çeşitlerinin yönlendiricileridir. Gerek iş, gerekse özel hayatta duygulardaki incinmişlik, toplumsal ve kişisel ilişkilerimizi bozma gücünü barındırır. Bundan dolayı yaşamın her alanında kendimizle ilgilenme, kendi isteklerimizi gerçekleştirme ve bunlar için zaman yaratma çabamız; başkalarının bizden beklentilerine takılma riski taşır. "Hayır" sözcüğünü kullanma becerimiz; başkalarının bizden beklediklerine uygun bir cevap olmasının yanında, kendimizi nasıl algıladığımızı da anlatır. Kişinin gelişmiş benlik algısının "hayırlarının" faydası çoktur. "Hayır" demeyi öğrenmekle stres ve gerilimlerin kontrol altına alınma şansı olur. Kişi kendini daha güçlü ve cesur hisseder. Hayır ya da evet demek bir alışkanlık halini almadığından; çevre tarafından kişinin kararlarına güven duyulur ve itibarı artar.

Bunun yanında, bir birey olarak kendi gereksinimlerimize zaman ayırmayı bildiğimizi ve kendimiz dışındaki insanların ihtiyaçlarını önemsediğimizi gösterir.

Hayır cevabını açıklamadan önce, istekte bulunan kişi, iyice dinlenmelidir. Anlatmak istediklerini anlatmasını ve isteğini nedenleri ile açıklaması beklenmelidir. Verdiğimiz cevabın gerekçelerini açıklamak zorunda olmasak da; nezaketle açıklama yapmaktan kaçınmamalıyız. İmkân dâhilinde ise, sorununu çözmeye yönelik önerilerde bulunmalıyız.

"Hayır" demeyi öğrenmek istiyorsak, ilişkilerin sınırlarını çizmek ve aynı kişilerle yaşanan farklı rolleri birbirinden ayırmak gerekir. İş arkadaşınız aynı zamanda yakın dostunuz ya da akrabanız ise; aslında yapmak istemediğiniz bir şey için "evet" demekten kaçınmalısınız. "Hayır" demeye hazır olana kadar, isteklerinin bir bölümüne sınır çizmeyi ve kısmen kabul etmeyi de deneyebilirsiniz. Zor olsa da, incelikli bir zekâ kıvraklığı ile doğru zamanda "hayır" dudaklarınızdan dökülmeyi başarmalıdır. "Hayır" derken sadece sizden istenileni reddediyorsunuz. Karşınızdaki insanın kişiliğine ya da aranızdaki duygulara ve bağa yönelik yapmıyorsunuz.

Sizden beklentilerin, siz yaptıkça artacağını ve "hayır" diyememenin yükünün giderek ağırlaşacağını unutmayınız. Üstünüze aldığınız ve aslında size ait olmayan bu yükler, aynı zamanda sürekli artacak bir öfkenin ve gerilimin de habercisidir.

   959 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
12 Eylül 2008, Cuma   ÇOCUKLAR NE İSTER
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3916 1.4014
1 STERLİN 2.3972 2.4150
1 EURO 1.8957 1.9090



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

İSTESEK DE İSTEMESEK DE (*)

Ali Baturay

"BİZE BİR ŞEY OLMAZ ZATEN!"

Hasan Hastürer

Az bilgi çok laf...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Aman şeytan karışmasın!..

Ahmet Tolgay

KADINSIZ SİYASET... (2)

Bilbay Eminoğlu

74'ten bir anı ve düşündürdükleri

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Görevi bırakmaya hazırlanan İnce'nin ö...

Dilek ÇETEREİSİ

Sigaralar bu kez bahçede yandı

Aysu Basri

SAVAŞ SUÇLARI ve ARKASINDAKİ ACILAR

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Kâvânin (Yasama) Meclisi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital