Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Zamanı yaşamak ya da harcamak

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yaşamdaki önceliklerimiz ve onlara ayırdığımız zaman arasındaki ilişki nasıldır acaba?

   Her birimize eşit olarak verilen nadir imkânlardan birisi olan zamanı, harcıyor muyuz yoksa yaşıyor muyuz?

"Zamanı harcamak" önemli olanı ertelememize neden olan bir tuzaktır. Hep yapmamız gereken bir iş vardır. İşte ve evde "görev" duygusu ile yetiştirmeye çalıştığımız pek çok ayrıntı zihnimizi kurcalar ve zamanımızı işgal eder. Bu arada ele geçirilen bütün boş vakti ailemizle ya da çocuğumuzla geçirme telaşına düşeriz. Bu telaşımız, yaşamsal önem taşıyan ilişkilerimizi kuvvetlendirme ve verimli kılma amacı taşır. Ancak; ilişkiler telaşı ve araya sıkıştırılmayı sevmez. Yakınlarınıza "harcadığınız" zamanın uzunluğu, verimliliği ya da kaliteyi belirlemede bir ölçüt değildir. Detay çalışılarak hazırlanmış bir etkinlik planı da zamanı yaşamak için yeterli değildir. Rol icabı, görev duygusu ya da gerektiği için onlarla zaman geçirmek; sadece zamanı harcamaya neden olmaz. İlişkinin gelişimini ve kişiler arasındaki bağı da incitir. Onların ilişkimiz içinde kendilerini değersiz hissetmelerine neden olur. Sevdiklerinizle geçirilen zamanda, çok yönlülük önemli bir kriterdir. Bedeniniz orada ama dikkatiniz TV'deki filmde. Çocukla oynuyorsunuz ama aklınız ofisteki işlerde. Yaşanana kendinizi bütün olarak vermek, o anı her yönüyle paylaşmak; zamandan, durumdan ya da vuku bulandan kopmak değildir. Akşamın telaşını anlamamak mümkün mü? Ya da işteki aksiliklerin olası sonuçlarını düşünmemek, umursamaz davranmak? Ancak, yaşamın her türlü yüzü; sevdiklerimizle paylaşımı, onlara katılmayı ya da onları katmayı olanaklı kılabilecek ayrıntılarla yüklüdür.

   Zamanı yaşamak; kişinin elde edişlerinin farkında olduğu ve ilişkilerine karşılıklı katkı koyduğu bir süreci barındırır. Bu süreçte kişi; öncelikli olarak önemsediği kişilerle doyurucu etkileşimde bulunur. Günümüzde "kaliteli" zaman geçirmek dediğimiz bu süreç, yapılan işten ya da harcanan zamandan bağımsız bir detayı içerir: İletişimde bulunduğumuz kişiye bir şeyler verir, onu bir şeylerin içine katar. Bize ve onlara karnımızın doyması gibi bir rahatlık hissi verir.

   Sevdiklerinizle kaliteli zaman geçirmek demek; aranızdaki bağa, biraz daha sağlamlık ve kopmazlık katmak demektir. Var olanla yetinmeyip; ilişkiyi daha öteye götürmek, birbirini biraz daha tanımak ve kabul etmektir. Karşılıklı paylaşım, yürekten gelen ortak gülümsemeler zamanı yaşanmış kılar.

Kendimizi ve sevdiklerimizi değerli kılmanın yollarından biri de; onlarla geçireceğimiz zamanı "yaşamayı" başarmaktır. Yaşamındaki önceliklerin farkında olan bireyler; olağanüstü durumlar dışında bu kurala uyarlar. İlişkilerine ve kendilerine ayırdıkları zaman dilimini bozuk para gibi harcamazlar. İncelikle ve ilişkilerine katkı koyacak şekilde ele alırlar. Var olanla yetinmeyip, ilişkilerini daha öteye götürmek, birbirlerini biraz daha tanımak ve kabul etmek adına önceliklerini belirlerler.

 

   943 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
12 Eylül 2008, Cuma   ÇOCUKLAR NE İSTER
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital