Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
64 bin 552 alışveriş
2 bin ağaç elektrik kurbanı
HSBC kriz içinde atılım yaptı
Bağcıl'ın 4. yabancısı Enio Da Silva
Haftalık yıldız falınız
Türkiye ikinci yarıda: 2-1
Futbolda alt yapı antrenörleri belirlendi
Sabri Ugan spor yazarları ile buluştu
TRİO
Küba Büyükelçiliği konusunda Güney'deki tartışma sürüyor

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



S O Y A m u c i z e s i

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Haziran 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

4000 yıldır anavatanı olan Çin ve Uzakdoğu'nun beslenme alışkanlığının vazgeçilmez bir parçası ve birçok hastalığa karşı şifa kaynağı olmuş soya. Çözünür lif, kaliteli protein, vitamin ve mineralden zengin, bitkisel kaynaklı omega-3 yağ asitleri ve fitobesinler içeren soya, mucizevi bir süper gıda olarak da tanımlanıyor.

 

Beslenme tarihinde soya

 

      Soya fasulyesi M.Ö. on birinci yüzyıldan beridir Çin'de yetiştirilmekte. Çince anlamı "daha büyük fasulye" olan soya, aynı zamanda "kemiksiz et" anlamına da geliyor. Dört bin yıl önce deniz yolculuğu ile Çin'den dünyanın pek çok ülkesine götürülen soya fasulyesinin yararlarının anlaşılması ise neredeyse yirminci yüzyılı bulmuş.  İkinci Dünya Savaşı sonrasında protein ve yağ teminindeki yetersizlikler soya fasulyesinin insan gıdası olma yönündeki önemini arttırır. Soyanın işlevlerinin amaçlarımıza uydurulması için ise çeşitli proseslere tabi tutulması ancak bu yüzyıl içinde gerçekleştirilebildi.

 

Asyalının vazgeçilmezi

     

      Sağlık açısından önemi gittikçe daha çok anlaşılmaya başlanan soya fasulyesi, Asya halkının beslenme alışkanlığında vazgeçilmez bir besin olarak yer alıyor.  Soya fasulyesinin popülerliğinin artmasına neden olan özellikleri ise kısaca şunlar:

1 Zengin bir protein kaynağı olması.

2 İçerdiği B1 vitamini oranının ete nazaran daha yüksek olması; kalsiyum, demir, çinko, fosfor, magnezyum içermesi.

3 İnsan vücudunun ihtiyaç duyduğu amino asitler açısından mükemmel bir denge oluşturması.

4 Kolayca sindirilebilmesi ve kolesterol içermemesi.

5 Sütte bulunan 'laktoz'u sindirme güçlüğü çektiklerinden (laktoz intoleransı), sütü tükettiklerinde mide bulantısı veya ishal gibi şikayetlerde bulunanlar için soya ürünlerinin protein ve kalsiyum açısından önemli bir alternatif sunması.

 

Soya ürünleri

 

      Tofu, soyanın en iyi bilinen ürünlerindendir. Kızartma ve çorbalarda kullanılabilen tofu, soya fasulyesi ve sudan yapılan peynire benzeyen bir yiyecektir.

      Soya sütü; soya proteininin en iyi kaynağıdır. Öğütülmüş, pişirilmiş ve süzülmüş soya fasulyesinden üretilir.

      Soya filizi; yeşil soya fasulyesinin uzantısıdır.

      Soya sosu; soya fasulyesi, buğday unu, şeker ve tuzlu su içerir.

      Soya unu ise tam soya fasulyesinden üretilir. Ekmek, kek ve  kurabiyelerin protein içeriğini zenginleştirmek için kullanılır.

       

Soya: Alternatif protein

 

      Soya ununun % 51'i, kuru soya fasulyesinin % 35'i, balığın yalnızca % 22'si, hamburgerin % 13'ü, tam yağlı sütün de % 3'ü proteindir. Soyanın, bitkiler içinde en yüksek kalitedeki protein kaynağı olmasının yanında sağlıklı yağ dengesiyle kolesterol içermemesi ve aynı zamanda vitamin, mineral ve fitobesinlerce zengin olması beslenme açısından önem taşımakta.

 

      100 gr. çiğ soya fasulyesi, 141 kalori eşdeğerinde enerji, 14 gr protein; 10,1 gr karbonhidrat; 0 kolesterol; 17,3 gr yağ (bunun %84'ü doymamış yağlardır); 1.4 gr lif içeriyor. 191 mg fosfor; 83 mg kalsiyum, 3 mg demir, 510 mg potasyum, 0,9 mg çinko; 660 IU A vitamini; 0,31 mg B1 vitamini, 0,13 mg B2 vitamini; 1,2 mg B3 vitamini, 17 mg C vitamini ve 1,1 mg E vitamini de diğer bileşenleri.

 

Soya ve sağlığımız

 

      Soyanın sağlığımız üzerinde bilinen önemli bir özelliği, kalp ve damar sağlığı üzerindeki olumlu etkisidir. 1995'te New England Tıp Dergisi'nde yayınlanan ve sıklıkla örnek olarak gösterilen çalışmada 38 farklı araştırmanın analizi yapılmıştı. Buna göre de; soya proteini tüketiminin toplam kolesterolü (% 9.3), LDL kolesterolü (% 12.9) ve trigliseritleri (%10.5) önemli oranda düşürdüğü tesbit edilmişti. Bir başka bilimsel çalışmada menopoz öncesinde soyalı besinler tüketen kadınların, koroner arter hastalığı, felç ve diğer hastalık risklerinin azaldığını ortaya çıkarmış.

 

      Vücutta hem anti oksidan hem de östrojen görevi gören isoflavonların en iyi kaynağı olarak kabul edilir soya. Soyadaki iki izoflavonun (genistein ve daidzein) koroner kalp hastalığı riskini, hormonlar tarafından tetiklenen kanserlerin şiddetini düşürdüğü belirtiliyor. Öte yandan, soyanın zengin içeriğinde bulunan maddelerin kansere karşı koruyucu etkisi olduğu, birçok bilimsel araştırmanın konusu olmaya devam ediyor.

 

Sağlıklı ürün: Soya

 

      Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu(FDA),  soyalı ürünlerde "sağlıklı ürün" ibaresinin kullanımına izin verilmesine 1999 Ekiminde resmen karar verdi. Bu kararla da, doymuş yağ ve kolesterolden düşük bir diyetle birlikte alınan soya proteininin, kan kolesterol düzeyini düşürerek koroner kalp hastalığı riskini azaltabildiği kabul edilmiştir.

 

      Uzmanlar, sağlıklı bir yaşam ve dengeli beslenme için soya ürünlerinin kullanılmasını öneriyor. Birçok sayıda bilim adamı da, bugün hala üzerinde yoğun araştırmalar yaptıkları soyanın, çağımızın birçok hastalığına karşı koruyucu etkiler yapan bir ürün olarak görülmesi gerektiğinde hemfikirler.

 

**********

 

Y a ş a m  P ı n a r ı . . . Y a ş a m  P ı n a r ı . . . Y a ş a m  P ı n a r ı

 

 

 

Ağzımızdan çıkanlar, yediklerimizden daha önemli

 

 

Yaşam Pınarımız, bedenle birlikte ruhumuzun da sesini dinlemekten geçiyor biraz da. Klasik bir ifade ama; kadim bir gerçek şu ki: ideal sağlık için beden - zihin - ruh dengesi çok önemli. Bu ifadeye çok güzel bir yaklaşımla açıklama yapan Rona Herman'ın aşağıdaki satırlarını okuyalım hep birlikte:

 

      "Ağzınızdan çıkanlar, yediklerinizden daha önemlidir. Çünkü sevgi dolu bir kalp ve pozitif bir zihin hali basit bir yemeği sağlıklı bir ziyafete dönüştürebilir.

 

      Kutsal bir yemek düzeni nasıl olmalı? Yemek düzeni tamamen kişiseldir ve her kişinin yaşını, sağlık durumunu, aktivite durumunu ve kişisel tercihlerini göz önünde bulundurmalıdır. Her şey, içinde farklı seviyelerde yaşam gücü barındırır. Meyveler, sebzeler, yemiş ve tohumların hepsi yaşam gücü enerjisi taşır.

 

      Her konuda orta yolu seçmeniz önemlidir. Bedeninizi dinleyin. Bedeniniz için neyin yararlı olduğunu, neyin olmadığını ögreneceksiniz. Sizin için neyin en iyisi olduğunu sizden başkası bilemez, özellikle içsel rehberliğinizi takip ederseniz. Sevgi ve nezaket örtüsü,  yediğiniz ve yaptığınız her şeye yararlı özellikler katar.

 

      Birçoğunuz için herhangi bir şekilde güçsüzlük göstermek zordur ve genellikle bedeninizin size gönderdiği acı dolu sinyalleri görmezden geliyor ve kendinizi tükenme noktasına itiyorsunuz. Bedeninizi dinleyin. Neyi dengeye kavuşturmanıza dair içsel rehberliğinizi takip edin, hem içinizde hem de dışarıda.

 

      Zihninizde izin verdiğiniz düşünceler, sağlıklı yemekler yemek, bol su içmek ve spor yapmak kadar önemlidir. Negatif düşüncelerin zihninizi ele geçirmesine izin vermek yerine pozitif düşüncelere odaklanmayı ögrenirseniz, sağlıgınız da iyileşecektir. Zihninizdeki bir şeyi düşünmekten vazgeçemezsiniz, ancak düşüncelerinizi izlemek ve endişeli düşünceler yerine olumlu onaylamalar ile değiştirmek için kendinizi disipline edebilirsiniz. Her günü dolu dolu yaşayacağınıza ve karşınıza çıkan küçük büyük tüm armağan ve mucizeler için teşekkür edeceğinize dair söz verin. Düşüncelerinizi değiştirin, dünyanızı da değiştirebilirsiniz.."

 

   797 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   Gıdalardaki Mineraller
04 Ekim 2008, Cumartesi   Mineraller
27 Eylül 2008, Cumartesi   Tanrıların armağanı: ARMUT
14 Eylül 2008, Pazar   Lifli Gıdalar ve sağlığımız
07 Eylül 2008, Pazar   Veee Renkler...
31 Ağustos 2008, Pazar   Aflatoksinden korkmalı mıyız?
24 Ağustos 2008, Pazar   ENERJİ İÇECEKLERİ
17 Ağustos 2008, Pazar   Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OLMAK
10 Ağustos 2008, Pazar   Gıda mı?İlaç mı?
03 Ağustos 2008, Pazar   İnsanoğlunun beslenme şeklinde doğaya dönüş:Canlı Gıdalar



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Unutmadan, sesimiz kısılmadan....

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Biraz da okuyucu konuşsun... Türk emlaki n...

Ahmet Tolgay

KÜRESEL KRİZ GELİP ÇATTI... ÇIKIŞ YOLLARI ...

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital