Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



Münhal vaziyetteki münevver meslek üzerine

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Eylül 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dünyaca ünlü Filistinli-Amerikan edebiyat kuramcısı Edward Said'in "Entelektüelin Temsilleri" (Representations of the Intellectual) adlı kitabından yola çıkarak entelektüelliği irdeleyelim... "Entelektüelin Temsilleri" kısa bir kitap ve yazarın akıcı bir üslubu var. Türkçe'ye "Entelektüel: Sürgün, Marjinal, Yabancı" olarak çevrilmiş. İyi bir tercüme mi bilemem, ama Said'in kullandığı sade dilin çevirmenin işini kolaylaştırması gerektiği kesin.

"Entelektüelin Temsilleri", aydın, entelektüel, düşünür, yazar gibi başlıklar altında toplanabilecek figürlerin toplumlarını, görüşlerini, ve kendilerini nasıl temsil etmeleri gerektiğine dair kısa denemeler içeriyor. Said'in kendisi, bir entelektüelin ne söyleyip yapacağını bilmemizi sağlayacak kuralların var olmadığını kitabının başında dile getirse de, Said için kesin olan, gerçek entelektüelin taptığı ve hiç tereddüt etmeden takip ettiği bir otoritenin olmaması gerektiğidir.

Bir kişinin entelektüel veya bir zümrenin aydınlar olarak tanımlanmasına benim gibi şüpheyle bakanları, entelektüellik diye bir meslek olduğu konusunda çok rahat ikna edebiliyor Said. Diyor ki, "her entelektüel kendisini izleyen, dinleyen, okuyan bir topluluk için bir şey temsil eder, ve bu şekilde kendisini de kendisi karşısında temsil eder. Bir akademisyen, kalender bir yazar, veya bir bakanlık danışmanı olabilirsiniz, ama her halükarda yaptığınız işi nasıl ve niye yaptığınıza dair kendiniz hakkında bir fikri temsil edersiniz".

Entelektüelliği bir "üst-meslek" olarak düşünebiliriz aslında. Gazetelere yazan, gündemi yakın çevresiyle tartışan, toplumsal bir irtibat noktasına sahip herhangi bir mesleği olan (eğitim kurumları, devlet daireleri, eğlence mekanları, medya, vesaire) veya düşünceleriyle "nevi şahsına münhasır" bir karakter temsil eden herkes entelektüel sayılabilir.

Hayata dair özel bir felsefe edinmiş hoşsohbet bir barmen veya içinde bulunduğu çürümüş yapıya rağmen yönettiği kurumu farklılaştırıp çölde vaha yaratan amir... Laçka düzene lakayt kalamayan, emeğini esirgemeyen memur veya içi geçmiş, sersem bir yeni neslin ilgisini bilimle, edebiyatla uyandırmaya çalışan eğitimci... Mesleklerimizi nasıl icra ettiğimiz, entelektüel katkımızı ve zihinsel aydınlığımızı belirliyor.

Said'in birkaç başlık altında topladığı bir entelektüel tanımı var: "Entelektüel hep sürgünde ve marjinaldir, her zaman amatördür, içinde yaşadığı toplumun kıyısında yaşar, ve güce karşı gerçeği konuşan bir lisanın yazarıdır."

Entelektüelin sürgünü ve marjinalliği, kendi rahatını düşünmesinden ve tanıdık bir ortamda kendini güvende hissetmesinden fazla, rahatlıktan rahatsız olmasından, tanıdık bir çevrede yabancı gibi durmasından, ve söyledikleriyle, yaptıklarıyla içinde yaşadığı toplumun rahatını ve çehresini bozmasından ibarettir.

Entelektüelin hayat çizgisi aykırı ve benzersizdir. Kalıplara uymayan, değişken, sürekli keşif halinde olan, doğaçlama bir tavrın yegane temsilcisidir. Kimsenin duymak istemediği konuları dile getirdiği için, kendi evinde sürgündür. "Kimler neleri niye duymak istemiyor?" sorusu evi, toplum tarafından onaylanmış yaşam tarzlarını koruyan tabuları yıkmak da görevidir. Herkesin mutabık olduğu siyasal-toplumsal oyunların kurallarını çiğnemek ise temel uğraşıdır.

Fakat entelektüel hiçbir zaman kusursuz bir şövalye veya ideal bir örnek değildir. Hataları vardır, dengesizlik timsalidir, aklı karışıktır. Toplum içinde yaşamaktan başka bir alternatifi olmadığını bilecek kadar gerçekçi, toplumunun olumsuz yönlerini yerden yere vuracak kadar da kavgacıdır. Kavgası, sorgusuz sualsiz kabul edilen gerçeklerledir. Bu yüzden merkezde değil, hep kıyıdadır. Kalabalık içinde yalnızdır. Spotlar altındaki palyaço değil, ip üstündeki canbazdır (değerli düzeltmenim "cambaz" olarak değiştirmezse şayet).

Eğer profesyonellik bir çalışma alanında uzmanlık ilan edip, o alanı farklı görüşlerden uzaklaştırmak ve kibirli bir bilgiçlikle kuşatmaksa, entelektüel sapına kadar amatördür. İlgi alanlarını durmadan, heyecanla yeniden keşfeder. Merağı bizatihi uyanıktır. En derin bilgiye sahip olduğu konuyu en geniş kitleyle paylaşmaya çalışır. Çünkü karşılaşacağı karşı görüşler ne kadar sert ve farklı olursa, entelektüelin sürdüreceği polemik de o kadar yaratıcı ve yenilikçi olmalıdır.

Entelektüelin güce karşı söylediği gerçek ise, "gerçeğin kaypak, gücün geçici olduğudur". Gerçek, uyuşuk bir çoğunluğun inanmaya muhtaç olduğu huzur dolu bir yalandır. Güçlü, durmadan "hem suçlu hem güçlü" olmak için çabalayan, akıllıca sorgulandığında ise yan basıp "yalnızca suçlu" olacağı güne yaklaşan hödüktür.

   1502 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Görünmez sınıf ve silik öğreti: Bir ‘gözlemleyip adlandırma’ yarışması için çağrı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik
25 Ekim 2008, Cumartesi   Özür kabahatten büyük olamaz: ‘Muhtaç’ bir insanlık savunusu
18 Ekim 2008, Cumartesi   Enternasyonalizm öldü mü?
11 Ekim 2008, Cumartesi   Biyo-politika, sosyo-biyoloji: Bizi maymun eden öğretiler...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Orwell’den savaş dersleri: 2 + 2 = 5
27 Eylül 2008, Cumartesi   “İyi Alman” var mı? Af mümkün mü?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital