Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



Bre berber birader, gel beraber egemen olalım

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Ekim 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sicilyalı bir berber kendi köyündeki "yalnızca kendilerini tıraş etmeyen herkesi" tıraş edermiş. 'Ne var bunda?' demeyin. Bu, "siyasi egemenlik" kavramını daha iyi anlamak için kullanılan bir paradoks, yani çetrefil durumdur. Durumun karmaşıklığını ortaya çıkaran esaslı bir soru var: Berber kendi kendini tıraş etmeli mi?

Eğer berber kendi kendini tıraş ederse, yalnızca kendilerini tıraş etmeyen herkesi tıraş etmemiş olacaktır, çünkü kendini tıraş edebilen biri olarak berber kuralı bozacak ve kendini tıraş eden biri, yani berberin kendisi de tıraş edilmiş olacaktır.

Fakat, eğer berber kendi kendini tıraş etmezse, yine yalnızca kendilerini tıraş etmeyen herkesi tıraş edemeyecektir, çünkü kendisi, kendini tıraş etmeyen biri olarak, yani berber tarafından tıraş edilmemiş biri olarak kalacaktır.

Çelişkiden kurtulmanın tek yolu berberin köyün dışında yaşamasını şart koşmaktır. Kendi köyündeki yalnızca kendilerini tıraş etmeyen herkesi tıraş edebilmesi için berberin kendi köyünden kovulması gerekmektedir. İşini yapabilmesi için iş tanımındaki belirleyici koşul olan "herkes"ten kendini soyutlaması, dışlaması, yabancılaştırması esastır.

Böylece berber her gün köyü ziyaret edip, kendilerini tıraş etmeyen herkesi tıraş edecek, aynı zamanda kendi kendini tıraş edip etmemesi meselesi berberin icraatının tanımını bir mantıksal çıkmaza sürüklemeyecektir. Köyüne ait olmayarak, köyünün üzerindeki mesleki hükmünü sürdüren berber, herkes üzerinde bir etkiye sahip bir "hiç kimse", bir hayalet zanaatkar olabilecektir bu şekilde.

Siyasetçilerin hünerini, yani egemenliğin işleyişini kavrayabilmenin yolu da işte bu "çetrefil berber" örneğinden geçiyor. Berberimiz kendi köyündeki yalnızca kendilerini tıraş etmeyen herkesi tıraş ederken, siyasetçimiz "kendi ülkesindeki yalnızca kendileri için karar vermeyen herkes için" karar veriyor. Çetrefil durum ise, "siyasetçi kendisi için kararlar vermeli mi?" sorusuyla ortaya çıkıyor.

Eğer siyasetçi kendisi için karar verirse, yalnızca kendileri için karar vermeyen herkes için karar vermemiş olacak, çünkü bizzat kendisi için karar vermiş birisi olacak. Fakat, eğer siyasetçi kendisi için karar vermezse, yine yalnızca kendileri için karar vermeyen herkes için karar veremeyecek; kendisi için karar vermemiş biri olan kendisi için karar vermeyecek ve mesleğindeki noksanlığı bizzat kendisi temsil edecek.

Bu "egemenlik çelişkisi"nden kurtulmanın yolu, çetrefil berberin köyünden dışarı tuttuğu yolla bir midir? Karar verme yetisiyle büyük bir çoğunluğun hayatına yön veren siyasetçi, kişisel ilişkilerden bağımsız, ülkesinden soyutlanmış biri mi olmalıdır? Aksi takdirde, başkaları için kararlar verirken, kendisi için verdiği kararların tuzağına düşmesi, rüşvet yemesi, gücün ihtirasına kapılması, büyük biraderlere tapması, toplumuna tepeden bakması kaçınılmaz mıdır?

İşinin ehli, yönetim erbabı bir siyasetçinin herkes adına inisiyatif sahibi olabilmesi ve meslek ahlakını sapkınlık ve kalpazanlıkla lekelememesi için, hiçleşmesi, yabancılaşması, bizlerden biri olmaması, hatta olumlu bir kişiliksizliğe bürünmesi mi gerekiyor?

"Karar vermeyenler" olarak siyasetçilerimizi, çetrefil berberlerle bir tutup, memleketten kovmamızın, sürgüne göndermemizin zamanı çoktan gelip geçmiştir belki de. O zaman, kendisi için kararlar verirken, gönüllü sürgünlerle uluslararası güçlerin kapılarını aşındıran, kendi köyünün kanunlarından kendini muaf tutan ve mesleğini biçimlendiren toplumsal olgulardan hariç olup biçimsiz bir mesaiye kalan siyasetçinin iş tanımının mantıksızlıktan ve çelişkilerden ibaret olduğunu sessizce kabullenerek zaman öldürüyoruz demektir.

Yeni anayasalar, teröre karşı mücadeleler, uluslararası alanda tanınma gayretleri; bunların hepsi siyasi baskı aracı olarak kullanılmaya mahkumdurlar. Çünkü "karar vermeyenler" usturayı kendi ellerine almadıkça, egemenler tıraşı kesmeyeceklerdir... Saç sakal gibi, at izi it izi, konuşanlar havlayanlar hep birbirine karışacaktır.

   1466 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Görünmez sınıf ve silik öğreti: Bir ‘gözlemleyip adlandırma’ yarışması için çağrı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik
25 Ekim 2008, Cumartesi   Özür kabahatten büyük olamaz: ‘Muhtaç’ bir insanlık savunusu
18 Ekim 2008, Cumartesi   Enternasyonalizm öldü mü?
11 Ekim 2008, Cumartesi   Biyo-politika, sosyo-biyoloji: Bizi maymun eden öğretiler...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Orwell’den savaş dersleri: 2 + 2 = 5
27 Eylül 2008, Cumartesi   “İyi Alman” var mı? Af mümkün mü?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital