Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



Bunaltı vs. Bugs Bunny

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Mart 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarlığı meslek olarak benimsemeye niyetli herkesin ortak bir ızdırabı olmalıdır: Bunaltı.

Yaratıcılığı tamamen donuklaştıran bir "iç sıkıntıyla" boğuşmayan yazar, yazar değil, en iyi ihtimalle "muhasiptir".

Hatıra defterine not düşer gibi, eleştirel düşüncenin yanından geçmeyen, estetik kaygılardan yoksun, dil bilgisi kurallarına karşı umursamaz bu "anti-yazar" muhasip, olayları ya tarafsız bir biçimde özetler ya da çoğunluğu temsil eden taraflardan birine amigoluk ederek aktarır.

"Ne olup ne bittiğini" çoktan seçmeli bir soruya cevap verir gibi anlatır. Soruya dört ya da beş seçenek arasından bir cevap uydurur. Bilse de uydurur (otoritenin uygun gördükleri arasından kendince en uygun olanını seçer), bilmese de uydurur ("Madem dört seçenekten biri doğru, oynatalım kalemi... Ya çıkarsa?" hesabı).

Bunaltıyla yüzleşmiş yazar ise önüne çıkan her soruya karşılık olarak devasa ve bembeyaz bir sayfayla baş başa kalır. Yanıt, boşluktan ve hiçlikten doğmalıdır.

Başı döner, içi daralır, fakat gerçek yazar, nolursa olsun, "dürüstlük" denen acımasız politik reaksiyonla kendi aklının karışmasını sağlar. Kaos, başvurduğu en verimli kaynaktır. Bunaltı olmadan, kaleme sarılmanın ya da tuşlara dokunmanın hiçbir edebi/yaratıcı/estetik tarafı yoktur.

Bu köşede yazdıklarıma dönüp baktığımda ben de "bunaltı" görüyorum. Özellikle Kıbrıs politikasına dair söylediklerimde... Anlamsız geliyor yazdıklarım. Boşa kürek çekiyormuşum gibi. Halbuki ne bir nehir var üzerinde akıntısına kapıldığım, ne de bir yön ısrarla ilerlemek istediğim.

Mesela bir gün "Kıbrıs sorunu yoktur" demişim. "Bunaltı" cevap veriyor şimdi:

-Var işte. Var. Herkes bahsediyor, herkes çözümünü konuşuyor. Topluca hayal ediyor olsalar bile, bu insanlar bu sorunu bir tılsım gibi tekrarlıyorlar ve belki de tekrarlayarak yoktan var ediyorlar. Ama var ediyorlar. "Yoktur" demek senin neyine?

Diğer taraftan, "Kıbrıs sorunu yoktur" demek istiyorum hâlâ. Bir çizgi film karakterinin "rahat" gerçeklik algısını örnek alarak... Bugs Bunny nasıl farkına varmadan havada yürüyebiliyorsa ve nasıl yalnızca yere bakıp havada yürüdüğünü farkettiği takdirde yerçekimi kanunu işlemeye başlıyorsa, ben de öyle politika yazmak istiyorum. Düşme korkusu olmadan.

Evet, bir yazarın iç dünyasında çok keyifli bir savaş sürmektedir aslında. Bugs Bunny, Bunaltı'ya karşı... Çok sıkıldığınızda televizyonun önünde tembel tembel oturup çizgi film izlerken yakalayabileceğiniz küçük mutluluğu ("bir işe yaramak" mecburiyeti karşısında kazandığınız "öylesine uzanmak" zaferini), yazı yazarken de yaşayabilirsiniz.

Sürekli okursunuz, ama okumasanız ne olacak ki? Yazarsınız, ama yazmasanız ne değişecek ki? "Zamanını harcıyorsun," diyor Bunaltı. "Elbette boş yere... Haybeden..."

Ve soruyoruz Bugs Bunny'ye, "Kıbrıs Sorunu sence çözülür mü?" diye... Seçenekler: a) Evet, b) Hayır, c) Belki, d) Bilmem ki. Alıyor eline kalemi Bugs, ağzında havuç, gözlerde hınzırlık... Yazıyor: "e) Ne sorunu ahbap... Rahatla".

Yosemite Sam ve Duffy Duck'ın bunaltan hırçınlıklarına ve gösterdikleri sopalara rağmen, o aklını kullanıyor, düzenbazlık yapıyor, eğleniyor ve havucunu kemirerek kazanıyor.

Belki de İtalyan felsefeci Giorgio Agamben yeni bir "birliktelik" anlayışının örnek figürleri arasında çizgi film kahramanlarını da sayarken bunu kastetmişti. Bunaltıyı oyunbazlıkla alt eden insanlar belirlenmiş seçenekleri aşarak, sığlığı umursamayarak oyunun kurallarını değiştirirler. Ve böylece aykırı düşünceleri ve mizahi yatkınlıklarıyla havada yürüyebilirler.

Yazarlığın ıstırabı bunaltıdan ibarettir, fakat coşkusu Bugs Bunny'de vücut bulur.

   1433 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Görünmez sınıf ve silik öğreti: Bir ‘gözlemleyip adlandırma’ yarışması için çağrı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik
25 Ekim 2008, Cumartesi   Özür kabahatten büyük olamaz: ‘Muhtaç’ bir insanlık savunusu
18 Ekim 2008, Cumartesi   Enternasyonalizm öldü mü?
11 Ekim 2008, Cumartesi   Biyo-politika, sosyo-biyoloji: Bizi maymun eden öğretiler...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Orwell’den savaş dersleri: 2 + 2 = 5
27 Eylül 2008, Cumartesi   “İyi Alman” var mı? Af mümkün mü?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital