Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



Lacan ve motosikletli kız... Entelektüel yazı ve gündelik yaşam...

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Mayıs 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Meşhur Fransız psikanalist Jacques Lacan 1969 yılında verdiği bir seminerine kısa bir anekdot anlatarak başlar:

"Bir gün birisi, belki de şu anda bu seminerde bulunan ama şüphesiz kendini tanıtmayacak olan birisi, ben tam bir taksiye binmek üzereyken konuşmak niyetiyle bana yaklaştı. Küçük motosikletini kenara çekti ve bana "Siz Dr. Lacan mısınız?" diye sordu.

-"Evet, benim," dedim, "Neden?"

-"Yine seminer verecek misiniz?"

-"Evet, tabii ki, yakında."

-"Nerede?"

Ardından -ki gerçekten bunu yapmamın bir mazereti vardı, ve mazeretim olduğu konusunda bana inanmasını rica ediyorum- ona şöyle cevap verdim: "Görürsün."

Küçük motosikletiyle o kadar hızlı uzaklaştı ki hem şaşkına döndüm hem de büyük pişmanlık duydum. Eğer bugün buradaysa, ona pişman olduğumu söyleyerek özür dilemek istiyorum, ve beni bağışlamasını umuyorum.

Aslında, bu bize bir insanın hiçbir şekilde yalnızca bir başka insanın aşırılıkları yüzünden şaşkına dönmediğini, ambale olmadığını anlama fırsatını sunuyor. Mutlaka her zaman karşımızdaki insanların aşırılıkları bizim aşırılıklarımızla rastlaşıyor, çakışıyor. Ben içinde bulunduğum aşırı bir zihin meşguliyetinden ötürü yakışık almadığını anında fark ettiğim o cevabı verdim."

Bu küçük anekdotta çok da derin anlamlar aramamıza gerek yok. Bu yazıda, Lacan'ın değerini kibarlığı ve duyarlılığı üzerinden ölçmeyeceğiz ne de olsa. Fakat Lacan'ın kendisini eleştirdiği son paragraf üzerinden, entelektüel yazılar ve bu tür yazıların okurları arasındaki ilişkinin doğasına dair bir gözlem yapmamız mümkün. Aykırı ve kolay anlaşılmayan fikirlerin sunulması -ki şüphesiz Lacan gibilerin yaptığı ve entelektüel yazıların amaçladığı da budur- bazı okurlara gereksiz bir "aşırılık" gibi gelebilir. Örneğin, bir Fransız psikanalistin karmaşık düşüncelerini anlamaya çalışma gibi bir entelektüel çabanın seçkin bir zümreye ait olduğu önyargısından hareket eden okur, entelektüel yazılardaki zor anlaşılan tuhaf düşünceleri "gereksiz bir aşırılık" olarak tanımlayabilecektir.

Gazete gibi gündelik yaşamla iç içe olan bir kamusal alanda entelektüel/felsefi yazılar yazmaya çalışan biri olarak Lacan'la hemfikirim: "aşırılıklarımızın çakıştığının" farkına varmamız gerek. Entelektüel yazıdaki "aşırı zihin meşguliyeti", sokaklardaki ve makamlardaki "aşırı zihin tembelliğiyle" çakışmaktadır; bir gazetede yayınlanan entelektüel yazılar aracılığıyla felsefeyle tanışmaya niyetlenebilen meraklılar ise hayatında hiçbir felsefeciyi okumamış olağan gazete okuruyla aynı sayfalarda, birkaç saniyeliğine olsa bile, rastlaşacaklardır.

Bu iki grubun, entelektüel olan ile kabaca umumi olanın birbirlerine yakışık almayan sözler sarf etmesi pek muhtemeldir. Önemli olan, Lacan'ın kısa hikayesinde yaptığı gibi, aşırılıklarımızın, yani uğraşlarımızdaki aşırı tezatın, bariz uyuşmazlığın sebep olabileceği duygusal tepkilerden (örneğin, "felsefe okuyunca karnımız mı doyacak?!" tepkisine karşılık "felsefe okuyamadığınız için böylesiniz!" tepkisi) pişmanlık duyup kendimizi eleştirmeye başlayabilmemizdir.

Gazeteler, "özeleştiri kültürünü" besleyebildikleri ölçüde, özeleştirel tepkilere (örneğin, "felsefeyi herkesin anlayabileceği dilden anlatmayı denesem, en azından denesem" veya "Ulan şu filozof kimmiş, neyin nesiymiş, biraz olsun anlamaya çalışsam" gibi) yol açabildikleri takdirde, sayfalarında buluşan "zıt" insanların uyumlu birlikteliklerine zemin oluşturabileceklerdir. Entelektüel yazıların en temel önemi de bu fikirde saklıdır zaten. Lacan ve motosikletli kızın sokakta rastlaşması gibi, entelektüel çaba ve gündelik yaşam (felsefe ve politika) ancak sokaklara mal olmuş gazetelerde rastlaşabilir.

   1390 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Görünmez sınıf ve silik öğreti: Bir ‘gözlemleyip adlandırma’ yarışması için çağrı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik
25 Ekim 2008, Cumartesi   Özür kabahatten büyük olamaz: ‘Muhtaç’ bir insanlık savunusu
18 Ekim 2008, Cumartesi   Enternasyonalizm öldü mü?
11 Ekim 2008, Cumartesi   Biyo-politika, sosyo-biyoloji: Bizi maymun eden öğretiler...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Orwell’den savaş dersleri: 2 + 2 = 5
27 Eylül 2008, Cumartesi   “İyi Alman” var mı? Af mümkün mü?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital