Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



Başbakan'a tenis tadında din dersi

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Eylül 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 Kısa vadeli sıcak tepkileri soğutmadan, Kuzey Kıbrıs'ın yakın geleceğini ilgilendiren önemli bir meseleyi hatırlayalım. İki hafta kadar önce, Başbakan Soyer, Türkiye'ye Kuran kursu için öğrenci gönderme olayının "ülkedeki eksiklikten" kaynaklandığını söylemişti. Başbakan'a göre, din konusunda "ülkede bir ihtiyaç" var ve "okul ile cami dışında" bu ihtiyaca cevap verilmesi gerekiyor. Benim ise Başbakan'ın bu sözlerine karşılık münasip bir politik müdahalede bulunmam, Başbakan'ın bu "servisini" sert bir "forehand" ile karşılamam gerekiyor.

      Başbakan'ın dediği gibi, şayet ülkede bir eksiklik varsa, bu, dinin nasıl ve hangi emellerle işlediğine dair bir şeffaflığın eksikliğidir. Yangından mal kaçırır gibi Kuran kursu aldırmak, dinin işleyiş tarzını açıklayıcı nitelikte olsa bile, böyle bir davranış, karşı çıkılmadığı takdirde, bütün bir toplumun arlanmazlığını ifşa eder. Karşıtlığımı dile getirmeden önce ise, "tinsellik" ve "din" arasındaki önemli ayrıma değinmek zorundayım.

      Vicdani huzur sağlayan, örgütlerden bağımsız olarak tecrübe edilen bireysel inanç sistemleri kendi başlarına din değildirler. Bu sistemler, "tinselliğin" ifadesidirler ve oldukça insani duygulara, örneğin ölüm korkusuna, yanıt verirler. Fakat bireysel inanç daima "kurumsallaşmış tinselliğe", yani dine kanalize edilme riskini taşır. Din, bu dünyanın kurumlarını, öteki dünyaya dair meseller ve asılsız yükümlülükler aracılığıyla, bu dünyada kazanç sağlamak ve iktidar kurmak için kullanan insan ilişkilerinin tümüne denir. 

      Dolayısıyla, Başbakan'ın dediği gibi, şayet din konusunda "ülkede bir ihtiyaç" varsa, bu, dinin sosyoekonomik ve politik işlevlerinin karşısına "deizm-agnostisizm-ateizm" külliyatını koyma sorumluluğuna olan ihtiyaçtır. Din, batıl vaatlerini ve taleplerini bu üç "din karşıtı" (tinsellik/maneviyat karşıtı değil) felsefenin ulaştığı ve savunduğu dünyevi bilgilerin kesinliğiyle yüzleştirmek zorundadır. Din, temelsiz ve tutarsız iddiaları yüzünden, deizme, agnostisizme ve ateizme bir açıklama borçludur.

      Kendi perspektifimden sunacağım iddia ise şudur: Din, esasen zavallı bir mahluk, en iyimser haliyle az kültürlü bir memeli olan insanın kendisinin icat ettiği bir "kontrol ve baskı mekanizması" olmadığını ateizm testinden geçerek ispat etmelidir. Ateizm testi, tarihsel geçerlilik ve güvenirlik testidir. Tek tanrıcı din kitaplarının tarihsel kökenlerinin muğlaklığı ve peygamberlerin hayatlarına dair tarihsel kaynakların çelişikliği gerçekten iman sarsacak niteliktedir.

      Ateizm ve din arasındaki politik mücadele, çocuksu bir "Tanrı vardır, Tanrı yoktur" atışmasından ibaret değildir. Tarihsel gerçeklik ve politik özgürlük adına ateizm, sorgulanamaz kurallar ve fetvalardan oluşan "dini bütün monologları" kırmalı ve dinin taraftarları ve karşıtlarının oluşturacağı ucu açık bir diyaloğa katkı koymalıdır. Bu katkı elbette yalnızca ateizme ait olamaz. İnsana müdahalede bulunmayıp doğa kanunlarını koyan bir Tanrı'ya inanarak dinleri reddeden "deizm" de, Tanrı'nın varlığının bilinemez olduğunu savunarak dinleri reddeden "agnostisizm" de bu çok yönlü diyalogta yer almalıdır.

      "Din kursu eksikliğini/ihtiyacını" nasıl gidereceğimize dair pratik önerimi de hemen sunayım ki meydan boş kalmasın: Okul ve cami dışında verilmesi planlanan din dersleri, kutsal kitaplarda anlatılan tuhaf arzulara sahip şaibeli figürlerin "itaat et" çağrısının yanı sıra, "eleştirel din sosyolojisi" metinlerinin geliştirdiği "insan veya ilah, her türlü otoriteyi sorgulama" refleksini de öğretmelidir. Yeni din kurslarını düzenlemeye talip olacak iktidar odakları, biraz medeni cesarete sahipseler, hazırlayacakları müfredatta, Kuran ayetlerini ve İslami dünya görüşünü okutup tanıttıktan sonra, örneğin Ibn Warraq'ın "Why I Am Not a Muslim" (Neden Müslüman Değilim) eserinden veya "www.turandursun.com" adresinin "Kuran'ın Eleştirisi" bölümünden birkaç sayfa okuturlar.

      Amiyane tabiriyle "sıkıysa", "reşit olmayan" çocuklara, cinsel ayrımcılığı ve ırkçılığı tasvip eden bir ulvi sembolün köleleri olmak ile sınırsız düşünce özgürlüğünü tatmayı öğrenen bağımsız bireyler olmak arasında bir seçim şansı sunsunlar; toplumsal yapımız hangi seçenekten yana olacak, görelim. Açık tenis turnuvalarını andıran kamusal tartışmadan mı, kapalı din pervalarından mı? Bu tür bir "eleştirel" din dersinin okul ve cami dışındaki muhtemel mekânı da bittabi gazeteler olabilir. Bu yazıyı da eğrisiyle doğrusuyla, eleştirisiyle savunusuyla dini tartışma daveti olarak kabul edebilirsiniz.

      Ibn Warraq takma adını kullanan yazarın niye 2007 yılına dek kimliğini saklamak zorunda kaldığını ve hâlâ yoğun güvenlik önlemleri olmadan kamusal alana çıkamadığını sorgulayalım. Araştırmaları sonucu müftlüğü bırakıp "dinden özgürlüğü" savunmaya başlayan Turan Dursun'un niye öldürüldüğünü tartışalım. Ayetullah Humeyni'nin "katli vaciptir" fetvasının, "Şeytan Ayetleri" adlı "romanı" yazdığı için Salman Rüşdü'ye dünyayı dar etmesinin İslam'ı ne kadar hoşgörülü bir din yaptığını düşünelim. "Ben, hiçbir yasağın, hiçbir hadiseyi durdurabileceğine inanmıyorum," diyen Başbakan Soyer'e ise dini yasağın yaşam denen hadiseyi hunharca durdurabileceğini hatırlatalım.

      Başbakan'ın kullandığı "çocuklarına din ya da tenis kursu aldırmak isteyen insanlar" betimlemesinin hiyerarşisinden kurtulmanın zamanı çoktan gelmiştir. Mumla aradığımız, "çocuklara hangi kursu almak istediklerine kendi başlarına karar verme kabiliyetini öğretebilecek insanlar"dır. Ve son olarak, Başbakan'ın kurduğu anlamsız "tenis kursu-din kursu" analojisini tedavülden kaldırmak gerekiyor. Tenis, mücadele ruhunu besleyen fiziksel ve zihinsel bir spordur. Din, özgür muhakeme yetisini tasfiye eden fiziksel ve zihinsel bir külfettir. Match point, Sayın Başbakan...

   737 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Görünmez sınıf ve silik öğreti: Bir ‘gözlemleyip adlandırma’ yarışması için çağrı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik
25 Ekim 2008, Cumartesi   Özür kabahatten büyük olamaz: ‘Muhtaç’ bir insanlık savunusu
18 Ekim 2008, Cumartesi   Enternasyonalizm öldü mü?
11 Ekim 2008, Cumartesi   Biyo-politika, sosyo-biyoloji: Bizi maymun eden öğretiler...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Orwell’den savaş dersleri: 2 + 2 = 5
27 Eylül 2008, Cumartesi   “İyi Alman” var mı? Af mümkün mü?


Yorum Sayısı:   5
  Hakan Kırgın         - Lefkoşa 05 Ekim 2008, Pazar 12:05 
Sayın Başbakan, Türkiye'nin dinci başbakanı önünde peyk atmak adına kendisinin de politik kökeninin temel anlayışını içeren bu yazıdaki tespitleri göremeyecek kadar bilinç dışına kaymış olamaz sanırım... Eline ve yüreğine sağlık Mehmet Ratip, Kıbrıslılar tabii ki zihinsel ve fiziksel külfet yerine zihinsel ve fiziksel gelişimi vaat eden sistemlere daha yatkındır.
  Mustafa Seyfettin         - Erzurum 22 Eylül 2008, Pazartesi 15:59 
Sayın yazar, insanların kendilerinin bir vicdan meselesi olduğu genel kabul gören din konusunda herhangi bir yerden herhangi bir şekilde kendi rızalarıyla eğitim ya da öğretim görmeleri; ve halkının kahir ekseriyeti müslüman olan bir ülkede ve bu müslüman insanların da oylarıyla iktidar olan bir hükümetin öyle veya böyle desteğiyle görmeleri;siz de bir müslüman olarak neden bu kadar sizi rahatsız ediyor. "Sizin dininiz size bizim dinimiz bize"
  birsen         - lefkosa 22 Eylül 2008, Pazartesi 11:36 
cok guzel bir sekilde bu tenis-din kurslarini ele aldiniz, cok bilimselce yaklastiniz tebrik ederim sizi. ama is isten coktan gecti ve eminim coktan okeyi vermislerdi bu konuya ... yani bence onumuzdeki sene yaz tatilleri icin de bu cocuklar (belki yine gundeme gelecek bu konu ama sonra yine sonecek isigi) gonderilecek. cunku bizim herhangi birseyi degistirebilmemiz mumkun degildir, herseyde oldugu gibi... hersene kavgalarla baslayip, sonra yine unutulacaktir... yanilmam umidiyle ...
  ayse t.         - semerkant 22 Eylül 2008, Pazartesi 11:31 
"cocuklar icin" kavramini kullanarak ulkeyi degistirme cabalari ne kadar ucuz! hele ki masum gorunmeye calisarak "tenis" sozcugunu eklemeleri de bir o kadar ayip! "yazik" malesef desem de, bu halkin o kadar kor olmadgina inanmak istiyor insan,,,
  mustafa mehmet         - limoges 20 Eylül 2008, Cumartesi 13:03 
Süper bir yazi,Basbakanin vermis oldugu kuran kursu, tenis kursu beyanatina en güzel cevap ama anlayana!.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital