Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Ata ATUN

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Temmuz 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Geçen haftalardaki yazılarımdan bir tanesinde, Lefkoşa'da kültür seviyeleri çok yüksek bir grup tarafından davet edildiğimden ve oradaki yüksek seviyeli beyin fırtınasından bahsetmiştim.

Belli ki şansım bu ara davetlerden açılmış. Hem de kaliteli insanların kaliteli davetlerinden.

Söz konusu yazımdan sonra, birbirinden güzel, birbirinden kaliteli iki davete daha katıldım bu son iki hafta içinde. Biri resmi, diğeri de özel bir davetti.

İşin güzel tarafı her ikisinde de müthiş bir entelektüel kalite vardı.

Resmi olandan pek bahsedemeyeceğim çünkü davet sahibinden izin talebinden bulunmadım, doğal olarak da onay almış değilim. Ama beni çok etkilediği için ucundan biraz olsun değinmek istiyorum bu davete. Özel davetin sahibinden ise izin aldım.

Resmi olan yemekli davette, KKTC'de ikamet eden sekiz İngiliz, sekiz de KKTC vatandaşı vardı. İngiliz davetliler, belli bir grubun üyeleri değil, KKTC'de yaşayan İngilizlerin oluşturdukları bölgesel grupların temsilcileri idiler.

Altısı erkek, ikisi de bayan.

Hepsi de davetin ağrılığına uygun resmi giyimliydiler. Hepsi de birbirinden şık, birbirinden kaliteli insanlardı.

Türk davetlilerin kimler olduğundan bahsetmeyeceğim, daha doğrusu demin de söylediğim gibi izin almadığım için bahsedemeyeceğim.

Yemeğin kalitesi, hizmetin kalitesi, bina, mobilyalar, kullanılan malzemeler ve insan kaynağı, Fransızca'da "Crème de la crème" dedikleri tanıma uygun, iyilerin en iyisi idi.

Bu davette İngiliz vatandaşlarımızla konuştuğum ilk konu!...

Aklınıza "vatandaşlarımız" kelimesini niye kullandığım takıldı herhalde. Evet, biri hariç hepsi de (sınırlı) vatandaşımız idi. O, biri de, benim sağ yanımda oturan, ülkemize dini görev yapmak üzere gelmiş, İrlanda asıllı bir İngiliz vatandaşıydı. Görevi de, Anglikan Kilisesi ruhani sınıflamasına göre İngilizcede "Chaplain" kelimesi ile tanımlanan Papazlıktı.

Girne'de, Girne Belediye binası yakınındaki Anglikan Kilisesinin Papazı idi. Ülkemizde bulunmasının nedeni de Girne bölgesinde yaşayan İngiliz toplumu için kilisede ayinler tertip etmek, vaaz vermek, düğün ve cenaze törenlerini yönetmek ve yeni doğanları vaftiz etmek benzeri gerekli tüm dini görevleri eksiksiz yerine getirmek.

En çok hoşuma giden sözü de, "Sizin insanınız çok hoş görülü ve din adamlarına çok saygılı. Yolda yürürken her kes bana gülümsüyor ve selam veriyor" cümlesi olmuştu.

İngilizler konuklarla ilk diyalogum, "Niye bir Kermes yaptınız ve gelirini Mehmetçik Vakfına bağışladınız" sorusu ile başlamıştı.

Aldığım yanıt ise bütün gecenin keyfine keyif kattı.

Verdikleri yanıt, "Biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde, Türk Barış Kuvvetleri yani Mehmetçik sayesinde huzur içinde yaşıyoruz, kendimizi güvencede hissediyoruz ve yaşamımızı korkusuzca sürdürüyoruz. Bu nedenle, şükranlarımızı ve duygularımızı dile getirebilmek için kermes düzenledik ve gelirini Mehmetçiğe bağışladık" şeklinde olmuştu.

Mükemmel bir yemek ve hizmet eşliğinde, böylesi güzel bir diyalogla başlayan davetten ayrılırken, sekiz İngiliz dostum ve güzel anılarım oldu.

Katıldığım ikinci davet de Girne'deydi.

Belli ki bu haftalarda şansım Girne'den açılmış.

"Girne Akdeniz Lions Kulübü"nün dünyaya gözlerini ilk açış toplantısıydı bu. Birçoğunu ismen tanıdığım seçkin ve kariyer sahibi bayanlar, bir araya gelip, kurucu üye olarak yeni kulüplerini kurmuşlar, adını da "Girne Akdeniz Lions Kulübü" olarak koymuşlar. İlk başkan olarak da Göksek Özdil hanımı seçmişler. KKTC makamlarına ilaveten, hem bağlı oldukları bölgeye, hem de ABD'deki Lions merkezine resmi başvurularını da yapmışlar.

Tabii ki aralarında konuklar da vardı.

Konukların arasında çok sevdiğim insan Safiye Nadir Hanım da bulunuyordu.

Onu görünce hayal dünyam 1950'li yıllara geri gidiverdi bir an. Aklıma, o dönemin Mağusa'daki en iyi marketlerinden biri sayıldığı dükkânlarında, gece-gündüz demeden, durmadan ve yılmadan çalışan rahmetli "İrfan Amcanın" ve "Safiye Teyzenin" hayalleri ve görüntüleri geldi. Tabii görüntü de "İrfan Amca ile Safiye Teyze" olur da "Asil ağabey" olmaz mı? O da vardı.

Asil ağabey, araba kullanmayı çok severdi ama yaşı elvermediği için de daha ehliyet alamamıştı o yıllarda. İngiliz döneminin polisleri de, gerek Türk olsun gerek Rum, çok acımasızdı. Yakaladı mı, gözünün yaşına bakmadan cezayı basarlardı.

Asil ağabeyin canı hem araba kullanmak ister, hem kızlara fiyaka yapmak ister, hem de "İrfan Amca"nın talimatlarını yerine getirmek ister ama ehliyet yok. Bisikletle de olmaz bu iş. Bir kere racona uymaz.

Ne yapsın, ne yapsın! Çareyi babasının şapkasını başına geçirmekte ve yanına da beni oturtmakta buldu. O dönemdeki araçların vitesleri direksiyonda, ön koltuk da tek parça ve üç kişilikti. Polis durdurursa ben ona "Baba" diye seslenecektim ve polisi de o şekilde, Asil ağabeyin 18 yaşından büyük olduğuna, ehliyeti bulunduğuna ve de evde bıraktığına inandıracaktık. Sonra da koyduysa bulsun bizi.

Ne şans ama! Kaç kere çıktıysak hiç yakalanmadık.

Tabii işin güzeli, dönüşte ödül olarak dükkândan dondurma yemek vardı. Bu önemli görevin en güzel tarafı da buydu zaten, benim için.

İşte bu film geçti gözlerimin önünden aniden, bu güzel toplantıda Safiye hanımı görünce.

Beni de konuşmacı olarak davet etmişlerdi toplantıya. Konum "20 Temmuz Barış Harekâtı" idi. Çok duygusal bir Barış harekâtı anısını anlattım Lionlara, arkasından da nedenleri ve sonuçları ile birlikte 20 Temmuz Barış Harekâtını. Dikmen'i, Bozdağ'ı, İngiliz Tepe'yi, Pınarbaşı'yı ve St Hilarion'u unutmadan. Kahramanlarımızı ve şehitlerimizi anlattım, Mehmetçiğimizi tanıttım bir kez daha Lionlara.

İnsanımızla gurur duyuyorum.

Düşünen, konuşan, araştıran ve tartışan insanımızla.

   668 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
14 Ağustos 2008, Perşembe   OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ
11 Ağustos 2008, Pazartesi   KIBRISLI TÜRKLER KARARINI VERMİŞ BİLE
10 Ağustos 2008, Pazar   Alternatif enerjiye ne zaman geçeceğiz?
07 Ağustos 2008, Perşembe   RUM KİLİSESİ TÜRKLERİ DÜŞMAN ADDEDİYOR
04 Ağustos 2008, Pazartesi   RUM TARAFINDA KRİZ RÜZGARLARI
03 Ağustos 2008, Pazar   RUMLAR TAKTİK DEĞİŞTİRİYOR
31 Temmuz 2008, Perşembe   MÜZAKERE TAKVİMİ BELİRGİNLEŞİYOR
28 Temmuz 2008, Pazartesi   KIBRIS HELEN CUMHURİYETİNİN DEVAMINA ONAYIMIZI İSTİYORLAR
27 Temmuz 2008, Pazar   DIKO NİYET MEKTUBUNU HATIRLATTI
26 Temmuz 2008, Cumartesi   EŞ ZAMANLI REFERANDUM



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital