|
Devletin, bütçe açığını kapatmak için başvurduğu yollarla, elini nasıl vatandaşın cebinin en derinlerine soktuğunu gözler önüne serebilmek için dün KIBRIS gazetesinde yayınlanan Ergül Ernur'un kaleme aldığı "Ev sahibi dert sahibi" başlıklı haberden yola çıkılabilir.
Ergül Ernur'un, uzun zamandır sürdürdüğü araştırma sonrası elde ettiği verilerle hazırladığı habere göre, bir evi almak için yola çıkıp evin tapusunu ödeyene kadar geçen sürede, devlet ve devlete bağlı kurumlara ödenecek vergi ve harçlar evin bedelinin yüzde 22'sini buluyor. 50 bin sterline aldığınız bir ev, 72 bin sterline mal oluyor.
Vergi Dairesi'ne pul parası, KDV ve stopaj vergisi (satıcının ödemesi gereken bu vergi birçok sözleşmede alıcıya yükümlendiriliyor), Tapu Dairesi'ne tapu harcı, Elektrik Kurumu'na trafo katkı payı ve sayaç bağlatma depozitosu, Su İşler Dairesi'ne sayaç parası, Telekomünikasyon Dairesi'ne hat çekme parası adı altında devlet vatandaştan yüklü miktarda parayı alarak kendi açıklarını kapatıyor.
Devletin vatandaşa sunduğu hizmetler adı altında alınan paralar ve konulan vergilerin toplamının bu kadar çok olduğunun gözler önüne serildiği haber, devletin halkı köşeye sıkıştırıp cebini boşalttığını daha iyi gösteriyor.
Bu yıl mali krizi daha fazla yaşayan hükümet, sıcak para bulmak için yine kendisinden daha vahim durumda olan vatandaşı hedef seçti.
Yine, sadece ev satın alınırken yapılan yeni uygulamalara bakarak, devletin elinin vatandaşın boynunu sardığı gösterilebilir.
Geçtiğimiz yıl başlatılan uygulamaya göre, vatandaşın ev alırken imzaladığı sözleşme için Vergi Dairesi, evin bedelinin binde 5'i oranında pul parası alıyor. Bu da yetmezmiş gibi diğer bir yeni uygulamaya göre de alıcıyı koruma adına, evin sözleşmesi de bir bedel karşılığı kaydediliyor.
Ev alma sürecinin en düşüncesiz yeni uygulaması ise KDV ödemeleri konusunda yaşanıyor. Tapunun devri sırasında yapılan işlemlerden olan, devlete ödenen yüzde 5'lik KDV'nin, ev teslimi sırasında ödenmesi yönünde karar alındı.
Sıcak paraya olan ihtiyacını karşılamak için, hiç çekinmeden vatandaşı sıkıntıya sokan Maliye Bakanlığı, ev satan müteahhitlere yazı göndererek yüzde 5'lik KDV'nin ev tesliminde tahsil edilmesini talep etti. KDV'nin erkene çekilen ödemesi konusunda vatandaş ile müteahhidi yüz yüze getiren bakanlık, 1996'dan sonra ev alan, ama banka veya evi aldığı inşaat şirketine taksitlerini ödemeye devam eden kişilerden hemen evin bedelinin yüzde 5'i oranında KDV talep ediyor. İnşaat şirketlerinin büyük çoğunluğu bu uygulamaya karşı çıkarken, bazıları da müşterilerinden bu parayı talep etmeye başladı.
Bu son uygulama, devletin vatandaşı her an soyulacak tavuk gibi gördüğünün resmidir. Halkın bu uygulamalar karşısında ne kadar zora gireceğini hesaba katma gailesinde olmayan bir anlayışla, yeni kararlarla mükellefiyetler getirip, ya da yapılması gereken ödemeleri erkene çektirip, sıcak para alma derdiyle halkı zora sokmaya devam ediyor.
İnsaf...
Karpaz eşeklerinin yok olmasına dur demek için
Karpaz Milli Park alanındaki eşeklerin katledilmesini protesto etmek ve Karpaz eşeklerinin yok olmasına dur demek için yarın bölgede etkinlik düzenlenecek.
İskele Boğazı'nda yarın saat 12.00'de toplanıp, Karpaz'a toplu bir şekilde gidilerek Altın Sahil'de etkinlik düzenlenecek.
Bu katliamı yapanlar, ekinlere zarar verdiği için eşek öldürmeyi haklılaştırma telaşına düşenler, katliam karşısında sessizliğini sürdüren, bölgeden rant beklentisi olanlar, Karpaz Milli Parkı'nı Koruma Yasası'nı geçtiğimiz yıl eylülde meclise sunacağını açıklayan ve hâlen oralı olmayan ile bunları sorgulamayanlara mesaj vermek için hadi Karpaz'a...
Fişleme listesindeki Kıbrıslı Türkler
Türkiye'de Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek'in hazırladığı ve Mart 2006'da, KKTC'de Barış Kuvvetleri Komutanlığı görevinde de bulunan dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Işık Koşaner'e ilettiği andıç Kıbrıs'a kadar uzandı.
Üniversiteler, akademisyenler, medya organları, gazeteciler, sivil toplum örgütleri ve yöneticilerini kapsayan andıçta adı geçenler, AB ve ABD'den para alarak onların politikalarını uygulamakla suçlandılar. İşin ilginci bu suçlamayı yapan Genel Kurmay'ın da AB fonlarından faydalandığı ortaya çıkınca, andıçlanan kişilerin yeterince "sivil" oldukları ve bunların kimler olduğunun bilinmesi için liste oluşturulduğu belirtildi. Ayrıca, okunması tavsiye edilen gazeteciler de sıralanarak, çalışmalarının desteklenmesi önerilen kuruluşların da belirtilmesinden geri kalınmadı.
Bu listeden Kıbrıs'taki sivil toplum örgütleri veya yöneticileri, gazeteciler, araştırmacılar ve akademisyenler de yer aldı. KTÖS, Ali Erel, Ayla Gürel, Mete Hatay, Hasan Kahvecioğlu, Hasan Hastürer ve Sevgül Uludağ'ın da bulunduğu bu listede yer alan kişiler Annan planı dönemindeki tutumları ve çalışmalarından dolayı fişlendiler.
Türkiye ve Kuzey Kıbrıs'ta Annan planı döneminde tek ses çıkmamasının sorgusu niteliği bulunan bu andıçta sivil olmanın statükoyu yıpratmasından duyulan endişe aktarıldı.
2006'da hazırlanan bu listenin belli merkezlere uyarı listesi olarak gönderildiği izlenimlerini edinmemek mümkün değil. Çünkü andıçta kurulan bağlantılar, bazı çevrelerin koro şeklinde tekrarladıkları nakaratlara paralellik gösteriyor.
Andıçı hazırlayanlar Türkiye ve Kıbrıs'ta Annan Planı sürecinde izlenen farklı tutumun sorumluları gösterilirken, yapılan suçlamalar şöyle:
"Radyo, gazete, dergi, televizyon, video yayını gibi yeni propaganda aygıtlarının devreye sokulması, Amerikan televizyonlarının yerli şubeleriyle yayına geçilmesi, etnik kışkırtıcılık yapılması, geleneksel kurumların yıpratılması, merkezi devlete karşı vatandaşlarda güvensizlik yaratılması, yolsuzluk kampanyalarının gündeme getirilmesi, orduların ulusal savunma kimliğinden koparılması, ulusal bunalımlar yaratılması ve ulusal sınırların gevşetilmesi, "Çok kültürlülük" propagandasıyla toplumun ortak kültür temellerinin yıkılması..."
Sizden gelen
Yaşasın!
Sabah, işe gitmek için hazırlanıyorum "cüzdanımdaki paraya" bakıyorum.
Araba ile yolda giderken birçok "işçi" ile karşılaşıyorum.
İşte gazeteye bakarken birçok sendikanın katıldığı grevden "çok kısa bir şekilde" hatta utanmasalar bahsetmeyecekleri ilgi.
Eve dönerken, " kesilen portakal ağaçlarını" görüyorum içimden de sanki bir şeyler gidiyor.
Öğrencilerin, sınav haftası. "Özel ders veren öğretmenin kapısının önünde arabalardaki veliler çocuklarını bekliyor".
Markete gidiyorum. Bugün yine çalışma saatleri "değişti mi!" diye çalışma saatlerine bakıyorum. Ve insanların almak istediklerini değil "alabildiklerini" görüyorum.
Haberlerde "dövizin" fırladığını duyunca yine borcuma ne kadar kesileceğini hesaplamaya başlıyorum. Nasıl olsa maaşımız epeyidir değişmiyor zam olmadı ya...
Yaşasın Lokmacı açıldı!..
Teşekkürler, Övsün Akkor
|