|
Küresel ısınmadan ötürü dünya ülkeleri, olanaklar çerçevesinde önlemler almaya çalışmakta, konuya ilişkin uzmanlardan görüş ve öneriler almakta, konuyu uluslararası platformlara taşımaktadırlar. Dünyada baş gösteren iklim değişiklikleri, kurak mevsimler, su kaynaklarını azalttığı gibi, ağaçları da olumsuz yönde etkilemekte, orman arazilerinin küçülmesine neden olmaktadır. Böyle olunca da yağışlar gün be gün azalmakta, ziraatçılık alanında verim düşmektedir.
Dünkü 'Kıbrıs' gazetesinde Lisani Kalkanlı arkadaşımızın 'Asırlık zeytinler kurudu' başlığı altında yayınlanan haberinde, KKTC'nin en verimli ve de ünlü zeytin ağaçlarının göz göre göre kuruduğu yazıldı. Yazın sıcağına dayanamayıp kuruyan bu asırlık ağaçların halini görüp de üzülmemek elde değil!
Zeytine meraklı vatandaşlar, ağaçların kuruma sebebinin susuzluğun yanı sıra bakımsızlık olduğunu ifade ediyorlar. Ağaçlara gerekli bakımın yapılması durumunda kurtulabileceklerini belirten zeytin üreticilerinden İbrahim Dervişoğluları, ağaçların budanıp hafifletilmesi durumunda kurak geçen bu yılı ağaçların atlatabileceğini belirtti.
Dervişoğluları, "kimse malına bakmıyor, eskiden herkes malına malım derdi. Şimdi kimse malına malım demiyor ve ilgi göstermiyor" şeklinde dert yandı.
Acaba ilgili bakanlar ve bakanlık yetkilileri, çevreciler dün kuraklık ve bakımsızlık nedeniyle kuruyan asırlık zeytin ağaçlarının fotoğraflarını görünce ne tepki gösterdiler?.. İçleri cız etti mi?.. Hele o ağaçların sahipleri hiç mi hicap duymadı?..
Maharet sadece ürününü toplayıp keyfe bakmak mıdır?.. Böyle bir muameleye maruz kalan zeytin ağacı, inanın; değil kuraklıktan, susuzluktan, fakat kahrından da ölür. "Sahibimin bana olan sevgisi bu mudur" diye kahrederek can verir.
Burada esas mesele ilgidir. Kuraklığa rağmen ağacın hak ettiği ilgi gösterilmiş olsaydı, o ağaçlar kurumaz ve bir takım önlemlerle bu geçiş dönemini atlatabilirdi.
Peki; ilgili bakanlıklar ve bakanlık yetkilileri bu konuda ne yaptılar, ne gibi bir çalışmada bulundular, ağaçların kurtarılması için ön ayak oldular, yol gösterdiler mi?.. Kurumaması için elini kolunu kıpırdatmayan mal sahibini uyardılar mı?.. O mal sahibi, taşıma su ile de olsa o güzelim ağaçları kurtarma istemi veya niyeti gösterdi mi?..
Geçenlerde benzeri bir konuya değindiğimizde, Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Suat Günsel'in, YDÜ kampüsünde kurumaya yüz tutan bazı ağaçları nasıl kurtardığına işaret etmiştik. Tüm ağaçların altına bir güzel çukurlar kazdırılmış ve ağaçların taze toprakla beslenmesi, nefes alması sağlanmış, taşıma su ile de söz konusu çukurlara 'hayat suyu' verilerek ağaçlar ölümden kurtarılmıştır.
Değirmenlik'teki, veya bir başka yerdeki mal sahibi istedikten sonra bunu beceremez mi?.. Yeter ki istek olsun, yeter ki niyet olsun!..
Hükümetin de bu konuda yapması gerekenler vardır. Bunları da bir başka zaman dile getirmeye çalışacağız. Ancak şunu hatırlatalım. Bu güne kadar kuruyan göletler incelemeye alındı mı?.. Barajların tabanındaki 'mil' dediğimiz kum yığınları temizlendi mi, temizlenmesi düşünülüyor mu?.. Hiç olmazsa yağışların olmadığı bu dönemde böyle bir çalışma yapılamaz mı?.. Eğer paraları yoksa; dayansınlar yine Ankara'nın kapısına ve durumu anlatsınlar. Hükümet, bunları yapmaktan bu kadar aciz midir?..
ÇAMLIBEL'DEN MEKTUP
Bugünkü yazımı Çamlıbel'den gönderilen bir mektupla noktalamak istiyorum. Mektubun metni şöyle;
"Merhaba; öncelikle size köşenizde bu konu ile ilgili yer ayırdığınız için bir Kıbrıslı ve Çamlıbel köylüsü olarak teşekkürü borç bilirim.
Sayın Cemal, bu olay Kıbrıs Türk halkına hükümet tarafından yapılan mantıksızlıkların basit bir örneğidir. O hükümet ki, hep halkçı ve referandumcu olmuştur; şimdilerde halkı bile bilgilendirmeden, kendi başına buyruk kararlar almakta ve meclisten geçirmektedir.
Sizin de yazdığınız gibi, Lapta nire Çamlıbel nire? Çamlıbel ve bucak köyleri nire? Lapta, gitsin de sahildeki otel ve gece kulüpleriyle ilgilensin. Ne bileyim para bulamıyorsa gece kulüplerine kadın başına ek vergi alsın. Emin olun bu daha ahlaki olur. Yani akıl mantık işi midir, Lapta Belediyesi araçları kalkacak Beşparmak Dağı'nın Kuzey yamacından ve gelecek Beşparmağın güneyindeki ovaların, meranın ve köylerin hizmetini sağlasın?.. Neden Çamlıbel belediye olmuyor? Ben eminim Lapta Belediyesi'nden çok daha güzel hizmet verebilir. Tabii muhtarlık olarak da kalsa, bunu yine yapabilir, şimdi yaptığı gibi.
Kıbrıs'ta bu yaşananlar hepimizin ayıbıdır. Yapılan tüm yasalar, Anayasaya aykırıdır. İnsanlar artık hakkını mahkemelerde bile arayamıyor. Hükümet, sanki de başka bir Kıbrıs'ta yaşıyormuş gibi yasalar, garip işler yapıyor. O da yetmezmiş gibi bazen de dönüp tükürdüğünü yalıyor. Ben kendilerine 'Kapital Komünist' diyorum." (Saygılarımla-Hüseyin Nuri)
|