Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Tam bir skandal
Talat'a yoğun ilgi
"İddialar yalan"
Dostluk çağrısı
Gönyeli ile Lefke zirveye ortak
Esentepe İskele'den lider döndü: 2-3
A Takımı liderliğe devam dedi
Amaçları moral kazanmak

YORUMLANANLAR
Kabak çiçekleri başına iş açtı [2]
Tam bir skandal [4]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [1]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [1]
İngiltere donuyor [1]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [1]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [7]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [2]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak [2]
Maaşlar yargıda! [5]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [1]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]



AVVVVVVVVVV!..

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Ekim 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

   Avcılık bu ülkede büyük tutku... Av mevsimi geldi mi, binlerce insan tüfeğini omzuna vurup dağ-bayır avlanmaya çıkar... Ama artık ülkemizde avlanacak av mı kaldı?.. Gittikçe yoğun biçimde tartışılan soru bu... "Av mevsimi bu yıl açılsın mı, açılmasın mı?" ikilemi de geniş avcılar camiasını sarmalına almış durumda bugünlerde...

   Güncelleşen olayı bir yazıyla irdelemeyi düşünürken, kendisi de avcı olan Dr. Ersan Berksel'in mektubu elektronik postama düştü... Avcılık sporunu onaylamadığım halde bu spor ille de sürecekse, akılcı birtakım önerileri içeren bir avcı mektubu bu... Tabii ki paylaşacağım sizlerle... Ne ki, av konusundaki görüşlerimi özetlemeliyim önce... Kimilerinin hoşuna gitmese de!...

   Ben av mevsiminin hiç açılmamasından yanayım... Av mevsimleri nice canlı sevimli yaratığın ölüm mevsimidir... Kıyımdan geçirilen hayvancıkların "avvvvv!.."diye çınlayan feryatlarını duyabilmeliyiz... Onların da doğada insanlar kadar yaşam hakkı var... Canlı hedeflere yapılan atışları içime asla sindiremiyorum... Amaç spor yapıp hedefleri vurmaksa, cansız hedefler ne güne duruyor?.. 

   Kaldı ki, av kimileri için spor olmaktan çıkmış, ticari bir işleve dönüşmüştür... Vurduğu av hayvanlarını satıp para kazananlar hiçbirimizin meçhulü değil...Bu nasıl sportmenlik?!.. Bunun da kesin önlemi alınmalı... Sınırsız avlakları olan bir kıta mı burası?..

   Öte yandan, AB kıstaslarına göre yasaklanmıştır ama... Pulyalar hala avlanıp ziyafet masalarına  sürülmekte ve dahası hala pulya festivali düzenlenmekte!.. Bu da av olayıyla ilgili bir diğer paradoksumuz!..

                              *    *    *

   Şimdi gelelim Dr. Ersan Berksel'in mektubuna:

   "30 yıllık avcıyım. Av sezonu açılmadan avlakları gezen, her av günü mutlaka ava giden, tam gün avlayan bir avcıyım. Av sezonunu özlemle bekleyen, neredeyse avın açılacağı güne kaç gün kaldığını her gün sayan bir avcıyım...

   Ama bu yıl çok sevdiğim avın açılmasını istemiyorum. Kurak geçen bir yılın ardından sayıları çok çok azalan av kuşlarımızın bu yıl avlanması halinde avımızın tükenmesine neden olabileceğine inanmaktayım. Eğer bu yıl avlanır ve kurak bir yıl daha geçirilirse av kuşlarımızı ancak resimlerde görebilecek, bizden sonraki kuşak avcılara bunun hesabını veremeyeceğiz. 

   Bu konudaki önerim bu yıl büyük avın kapatılması ve 1 Ocak'tan  itibaren ince avın açılmasıdır. Hükümet, avcıların büyük oranda avın açılmasını istediğini düşünerek karar üretecek ise onlara da önerim avlanma ruhsatı olan avcılara bu yıl için avlanma isteyip istemediklerini resmi yoldan sormalarıdır. Bu uygulama pratikte zor olabilir ancak imkansız değildir.

   Avcı arkadaşlar... Bizler doğa dostlarıyız... Avlanmayı sevdiğimiz kadar çevremizi ve avımızı korumayı da çok iyi biliriz. Bu yıl büyük avın kapatılması ve sadece ince avın açılması için hükümeti cesaretlendirelim, avımıza sahip çıkalım.

   Başta dostum, takdir ettiğim Nilhan Bey olmak üzere, birkaç cümle de Avcılık Federasyonu'na söylemek istiyorum. Eğer avımızı tüketen Federasyon üyeleri olmak istemiyorsanız avlanmak duygusunu yeterince kontrol edemeyen avcı heyecanı ile 15-20,000 avcı adına karar üretmeyin.

   Karar aşamasında federasyona bağlı kulüp temsilcileri ile görüşürken eski, tecrübeli avcılara ve sizden önceki Federasyon başkanlarına örneğin; Zeki Taşcı, Süleyman Uyar, İrfan Paralik, Hasan Alicik, Olgun Olay, Mustafa Efe, Harper Orhon'a da bu konuda neler düşündüklerini sorun ve daha sonra avcılar adına son sözlerinizi söyleyin. 

   'Sadece bu yıl büyük av sezonunu kapatmak yeterli mi?' sorusuna cevabım ise biz avcılar olarak üzerimize düşeni yapmamıza dairdir... Ayrıca yetkililere de, gerekenleri yapmaları için baskı oluşturalım. Örneğin;

   1. Kaçak avcılıkla ilgili polisiye tedbirlerin artırılması,

   2. Kaçak avcılıkla ilgili cezaların artırılması için yasa düzenlenmesi,

   3. Ava zararlı zirai ilaçların gözden geçirilmesi,

   4. Rant için tuzaklarla avlanmanın önlenmesi. Özellikle Güneye satılan avların engellenmesi,

   5. Üretimin artırılması ancak üretimlerin yerinden (avlaktan) yapılmasının sağlanması,

   6. Ava açık bölgelerde av sahası içinde avlanmaya yasak bölgelerin planlanması,

   7. Kurak sezonlarda kullanabilmek için doğaya bırakılan sulukların artırılması,

   8. Av köpeklerine avlanma ruhsatı çıkartılması; ava gidecek 2'nci ve 3ncü köpekler için ayrıca ücret alınması, (1 köpekten ücret alınmayacak.)

   9. Avcılıkla ve av hayvanları ile ilgili eğitime önem verilmesi ve avcıların basın - yayın yolu ile bilinçlendirilmesinin sağlanması.

 

Saygılarımla,

Dr. Ersan Berksel"

   686 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ocak 2009, Perşembe   GAZZE CAYIR CAYIR...
07 Ocak 2009, Çarşamba   CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...
06 Ocak 2009, Salı   KÜLLERDEN YENİDEN DOĞMAK...
05 Ocak 2009, Pazartesi   İKİ MEKTUP: SU ARITIM PROJESİ VE GENÇLİK SORUNLARI...
04 Ocak 2009, Pazar   ŞEKEROĞLU'NUN ŞEKER GİBİ YAPITLARI...
03 Ocak 2009, Cumartesi   LAFORİZMALAR
02 Ocak 2009, Cuma   ...VE TANRI KADINI YARATTI...
01 Ocak 2009, Perşembe   NEREYE GİTTİ GÜZELLİKLERİMİZ?..
31 Aralık 2008, Çarşamba   O RENKLİ İNSAN MANZARALARIMIZ...
30 Aralık 2008, Salı   AVUSTRALYA...


Yorum Sayısı:   2
  Muharrem CALAY         - Urla-İZMİR /TÜRKİYE 30 Aralık 2008, Salı 10:40 
BU UNUTULUR MU?

(Unuttuk Maalesef…)



********



Birinci Dünya Savaşı'nda

İngilizlere,

150 bin askerimiz esir düştü.

Bu askerlerden bir kısmı da Mısır'ın

İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na

Hapsedildi.



********



Kampın tam adı,

'Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-I Harbiye Kampı' idi.

Bu kampta,

1918'de

Filistin Cephesinde esir düşen 16. Tümen'in 48. Alayı'na bağlı

Osmanlı Askerleri

Tutuluyordu.



********



12 Haziran 1920'ye kadar

Iki yıl boyunca

Her türlü işkence, eziyet, ağır hakaretler ve aşağılamaya maruz kaldılar.



********



İnsanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi…



********



Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların

Yalan yanlış çevirileri ve

kışkırtmaları nedeniyle,

kampların İngiliz komutanları,

azılı Türk Düşmanı haline

gelmişlerdi.



********



Savaş bitmişti.

Ancak,

Kamptaki ağır koşullar nedeniyle

ölenler dışındaki askerleri

Teslim etmek,

İngilizlerin işine

Gelmiyordu.

Çünkü,

olası yeni bir savaşta,

Bu askerlerin

Yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından,

İngilizlerin beyinlerine işlenmişti.



********



Çözüm

Toplu katliamdı…

Askerlerimiz,

Mikrop kırma bahanesiyle,

süngü zoruyla

Dezenfekte havuzlarına sokuldu.

Ancak;

Suya normalin çok üzerinde

'krizol' maddesi

katılmıştı..

Mehmetçik,

Suya daha ayağını soktuğunda,

aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyordu.

Ancak,

İngiliz Askerleri,

dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı.



Mehmetçikler,

Bellerine kadar gelen suya başlarını sokmak istemediler.

Ancak,

Bu kez İngilizler havaya

(başlarının üzerine)

ateş etmeye başladı.

Askerlerimiz,

ölmemek için,

çömelerek başlarını suya soktular.

Ancak,

başını Sudan kaldıran artık göremiyordu.

Çünkü gözleri yanmıştı…



********



Dışarı çıkanların halini gören

sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi

Ve 15 000 (15 bin) askerimiz

kör oldu.

Bu vahşet,

25 Mayıs 1921 tarihinde

TBMM.' de görüşüldü.

Milletvekilleri Faik ve Şeref Beyler

Bir önerge vererek,

Mısır'da esirlerin

Krizol banyosuna sokularak,

15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini,

Bunun faili olan

İngiliz doktor,

Garnizon Komutanı ve

Askerlerin

cezalandırılması için,

TBMM' nin teşebbüse geçmesini istediler.



********



Ancak,

Yeni kurulan devletin bin türlü derdi vardı.

Ağır sorunlarla uğraşan TBMM' de

Bu hesap sorma işi

Unutuldu gitti.

Ama onlar

Unutmuyorlar…





Kendi ihanetlerini bile

soykırım ambalajına sarıp,

dünya kamuoyuna

Sunuyorlar.





En üzücü olanı da

Malum birilerinin,

Bu karalama kampanyalarına

çanak tutması…



********



ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DİYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR.

BİZİM

TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.!!!

  Tahsin KAYA         - Güzelyurt 02 Ekim 2008, Perşembe 15:02 
Ben de bir avcı olarak Sn.Dr.Berksel'in düşüncelerine ortak olmamak elde değil. Gerçekten bu kuraklıkta hayatta kalmayı başaran çok az sayıdaki av hayvanını da bari damızlık kalmaları açısından vurmayalım. Muhakkak bir çözüm bulunmalıdır. Oylamaya gitmek hiç de zor olmasa gerek. Avın süresi azaltılabilir veya en azından bu yıl için kekliğin avlanması yasaklanabilir, tabi en garantisi bu yıl avı hiç açmamaktır. Av malzemesi satan esnaf da sübvansiye edilmesi halinde pek sorun olmayacak sanırım. Gerçek avcılar, av rushatları yine yenileyeceklerdir. İnce avda biraz sıkı kontrol yapılması halinde pek sorun olmaz diye düşünüyorum.
Haydi avcılar görüşlerinizi burada belirtiniz.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5107 1.5214
1 STERLİN 2.2554 2.2722
1 EURO 2.0571 2.0715



YAZARLAR : .

Reşat Akar

İnanılır gibi değil

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Akay Cemal

Mecburiyetten...

Hasan Hastürer

19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Ahmet Tolgay

GAZZE CAYIR CAYIR...

Bilbay Eminoğlu

Kıb-Tek'e gittim ve "indirimleri&#...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Aysu Basri

ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEV...

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital