|
Dün ciddi kader birliği yapanlar bugün karşı karşıya.
Hem de yapılan konuşmalar ve açıklamalarda kıran kırana bir saldırı üslubu.
Kıbrıs sorunuyla ilgili en zor virajla kader birliği yapan insanların elleri şimdi bir birlerinin boğazında.
Hiç ama hiç kuşkum yok, uzun sayılmayacak bir gelecekte bu toplumun barış, çözüm ve demokrasi mücadelesinde güç ve eylem birliğine gereksinim olacak. Bugün acımasızca karşı karşıya gelenler yarın nasıl aynı saflarda buluşacak?
Dün sabah güne Genç TV'de Canan Onurer'in haber programına stüdyo konuğu olarak başladım.
Sabah yataktan doğrulurken kararımı verip, kendi kendime "Hasan, bugün gene yoğun bir gündemi yaşayacaksın. Çeşitli randevular yanında Genç TV, BRT ve ART'de programların var. Sana göre etik olmayanlar, yanlışı doğrusundan ağır basanlar seni germesin. İnadına pozitif ol..." dedim.
İlk programım yaklaşık iki saat sürdü.
Gündem genel grev.
Sendika başkanları ve yurttaşlardan sonra Çalışma Bakanı Sonay Adem de programa telefonla katılıp eylemle ilgili görüşlerini kısaca özetledi.
Sendika başkanı arkadaşlarla canlı yayında soru ve görüşlerimi seslendirerek iletişim kurdum.
Sonay Adem'i yalnız dinledim. İçimden kırka kadar sayıp sakin bir şekilde programa devam ettim.
* * *
Gördüklerim, yaşadıklarım beni derinden üzüyor.
Dün ciddi kader birliği yapanlar bugün karşı karşıya.
Hem de yapılan konuşmalar ve açıklamalarda kıran kırana bir saldırı üslubu.
Kıbrıs sorunuyla ilgili en zor virajla kader birliği yapan insanların elleri şimdi bir birlerinin boğazında.
Hiç ama hiç kuşkum yok, uzun sayılmayacak bir gelecekte bu toplumun barış, çözüm ve demokrasi mücadelesinde güç ve eylem birliğine gereksinim olacak. Bugün acımasızca karşı karşıya gelenler yarın nasıl aynı saflarda buluşacak?
Programın sonunda Canan Onurer, gelecekle ilgili görüşlerimi sordu. İçimdeki karamsarlığa rağmen derin bir soluk alıp, konuştum: " Umudumuzu hiç bir zaman kesmemek gerekir. Hatayı yapanları yolcu eder yola devam ederiz."
* * *
Program sonrası TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı arayıp, "Gel bir kahve için sohbet edelim" dedim.
Saatime baktım randevulaştığımız saat öncesinde zaman vardı.
Ledra Palace barikatına yakın işyeri sahiplerinin sıkıntılarını daha önce dinleyip sizlerle paylaşmıştım.
TDP'deki randevuma gitmeden o bölgedeki esnafın derdinin ne olduğuna kulak vermek için Ahmet - Hülya Çavuşoğlu çiftine ait Hamur Lokantası'na gittim.
Gittiğimde saat 11.00'di.
Kahvemi sordular, sabah kahvaltı fırsatım olmadığı için dört adet hellim böreği istedim önce.
Hülya Çavuşoğlu, "Hasan Bey ne iyi ettiniz de geldiniz. Öğle oluyor ama sacın üzerine şu ana kadar hiç bir şey atmadık. Sana yaptığım dört hellim böreği günün ilk börekleri" dedi.
Son görüşmemizden bu yana durumda ne değişiklik olduğunu sordum. Ahmet Çavuşoğlu, sigarasından derin bir nefes alıp şunları söyledi: " İşler çok ama çok kötü. Bu sadece bizler içinde değil tüm esnaf için geçerli. Lokmacı kapısı açıldı burası öldü. Şimdi duyarız Lokmacı'da kilerin durumu da kötü. Bir çare bulunup iç piyasa hareketlenmezse hepimiz tek tek iş yerlerimizin kapısına kilit vuracağız."
Hanımı Hülya Çavuşoğlu, ise , "Eskiden Cumartesileri çok severdim. Şimdi neredeyse nefret ederim" deyince, "Neden?" diye sordum. İşte yanıtı: " Nedeni belli Hasan Bey. Cumartesi günleri hem işçileri hem de alış verişlerimizi ödeme günü. Bu kapıyı açtınız mı giderler tıkır tıkır işlemeye başlar. Gelir olmayınca bu giderleri nasıl karşılayacak insan? Usandık artık."
Hülya Çavuşoğlu, "usandık" deyince ben de aynı kelimeleri de içeren sözlerim geldi: "Ben da usanmadım dersem yalan olur. Kalemi bırakıp susma çizgisine gidip gidip dönüyor. Temiz insanlarımızın, 'İYİ Kİ VARSINIZ' sözleri bana nöbetimi anımsatıyor ve devam diyorum."
* * *
Devlette örgütlü sendikalar dün genel greve gitti.
Talep ettiklerini alacaklar...
Peki özel sektörde iflasın eşiğinde olan insanlar sesini nasıl çıkaracak ya da çıkardıkları zaman duyması gerekenler nerede?
Ahmet Çavuşoğlu, "Bizim halimiz duman, devletten maaş çekenler gene daha iyidir" dedi.
"Dua edin devlet çalışanlarının kazançları devam etsin ki onların çarşıya aktardıklarından siz de yararlanasınız" deyince adeta lafımı ağzıma tıkayıp şu çarpıcı yorumu yaptı:
" Memurdan çarşıya bir kaynak akmaz. Memurlar araba dahil lüks tüketime yöneldi. Devletten maaş çekenlerin aldığı paranın çoğu araba ve öteki lüks tüketime taksit olarak gidiyor, çarşı hava alır. Devlet kapımızı yardımcı olmak için değil kazanmadığımız paradan vergi almak için çalar."
Telsim ( Vodafone) ile lisans devir sözleşmesi
niye sessiz sedasız imzalandı?
Geçtiğimiz Cuma akşamı Telsim (Vodafone) ile lisans deviz sözleşmesi imzalandığı duyumunu aldım.
Ertesi gün araştırdım haber doğruydu. Dünkü yazı konum olabilirdi. Genel Grevi işlemeyi tercih ettim. Dün sabah katıldığım televizyon programında bu bilgiyi canlı yayında kamu oyu ile paylaştım. Daha sonra Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı'ndan kısa bir açıklama ile Telsim ( Vodafone) ile lisans devir sözleşmesi imzalandığı resmen açıklandı.
2007 yazında
Kuzey Kıbrıs Turkcell'le sözleşme imzalanıp lisans devri yapıldığı zaman Vodafone'ın sözleşme için şu üç talebi vardı: 1. Lisans devir sözleşmesi 3. nesil teknolojiyi de içermeli. 2. Güney Kıbrıs'la roaming hakkı tanınmalı. 3. KKTC Telekomüniskasyon Dairesi üzerinden çıkış zorunluluğunun olmaması, direk çıkış hakkı tanınması.
İlgili bakanlık sözleşmenin Kuzey Kıbrıs Turkcell'le imzalanan sözleşmede olduğu gibi önceden basının neden haberdar edilmediğini; Telsim (Vodafone) ile Kuzey Kıbrıs Turkcell lisans devir sözleşmelerinin aynılık ve farklılıklarını bir açıklama ile kamu oyuna duyurursa saydamlık, açıklık ve hesap verebilirlik bakımından yararlı olur.
Açıklamayı bekliyoruz.
|