Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Her taraf toz duman
Refüje çarpıp takla attı
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Bariyerler durduramadı
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
AB, Talat ile temas kurmalı
Kıbrıs sorunu gelecek sonbahara kadar çözülmüş olacak
Anastasiadis taviz konusundaki sözlerine açıklık getirdi
Orucun zararı aşırı yemek
Hristofyas: Mülkiyet önemli mesele
Elektrik, yüzde 40 ucuzlamalı
Yamaç paraşütünde dünya klasmanındayız
Talat: AB Kıbrıs meselesinde olumlu rol oynayamaz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Otuz dört sene yetmedi...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Temmuz 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ganimetçilik anlayışında adaletin, alın terinin yeri yoktur.

Ve ganimete alışan her zaman ganimetleyecek bir şeyler arar.

Acı ama gerçek ganimet yerken toplum olarak kötü sonuçlar ortaya çıkaran bir başka travma geçirdik. 1963 travması toplumsal dayanışma ve kader birliğini beslerken, 1974 ganimet travması toplumsal birlik, beraberlik ve dayanışma anlayışını temelden dinamitledi

 

 

 Geriye dönüp şöyle bir bakıyorum... 15 Temmuz ve ardından 20 Temmuz'un üzerinden tam otuz dört sene geçmiş.

 1963'ü bedel ödeyerek yaşayanlardanım...

 1963'ün üzerinden de kırk beş sene geçti...

 1963 Aralık'ında Samson'un kumanadasındaki EOKA'cılar saldırmıştı K.Kaymaklı'ya. O güne kadar göçmenlik pek yoktu günlük dilimizde... Buz gibi soğuk bir Aralık akşamı evimizden hiç bir şey almadan Hamitköy'e gitmiştik. Giderken geri dönmemek aklımızın kenarında yoktu. Ama gidiş o gidiş oldu. Geri dönemedik. Göçmen olduk. Göçmenliğin ne demek olduğunu 1963 göçmenliğini yaşayanlar bilir. Kalacak evi boşverin, bir insanlık yer bulmak imkânsızdı.

 1963 de hiç kuşkusuz toplumsal travma nedeniydi. Ama o travmayı yaşarken cefa paylaşıldı.

 Cefa paylaşılırken güç sahibi olanlar cefadan daha çok pay istemedi tabii. O nedenle paylaşım kolayca adil oldu.

 ***

 1963'ün üzerinden on bir yıl geçti, 20 Temmuz 1974'ü yaşadık bu kez.

 On beş Temmuz'da Makarios'a karşı yapılan darbe Türkiye'ye müdahale hakkı verdi. 20 Temmuz sabahı şafakla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri adaya çıktı.

 Birinci ve İkinci Barış Harekâtı sonrasında şimdiki sınırlar berlilendi.

 İki yüz bin dolayında Rum, Güney'e göç etti.

 Güneyden, Kuzey'e gelen Kıbrıslı Türk sayısı ise göç eden Rumların dörtte biri kadardı.

 Ganimetin ne olduğunu 1974'te öğrendi Kıbrıs Türk Toplumu.

 200 bin Rum'un evini yerini, malını mülkünü ganimetledik.

 Ganimet yedik toplumca.

 Cefanın paylaşımında kendiliğinden oluşan adalete karşılık ganimette adalet olmadı. Suyun başında olanlar ganimetin büyük parçalarını aldı.

 1974'ün göçmenliği de 1963'ünküne benzemedi.

 Çok ama çok küçük bir azınlığın dışında herkes Güneyde bıraktığından çok daha iyi eve yerleşti.  Ama daha iyi eve yerleşme ganimette adil paylaşımı beslemedi.

 Bizler 1963'te bir battaniye bulsak bayram ederken 1974'te mutlulukla anlık yaşandı.

 Bir aile kendilerine verilen eve yerleşirken bayram yaptı ama bir başka tanıdıklarına verilen evin örneğin mutfağının az büyüklüğü onların bayramlarına noktayı koymaya yetti. Çünkü güneyde bırakılanla kıyas yapıldığı zaman o küçük fazlalık bile mutsuzluk nedeni olmaya yetti.

 İnsanların ötekinin sahip olduğuna sınırlı saygı göstermesi bile çok uzun zaman aldı. Çünkü sonuçta herkesin elindeki Rumun ganimetiydi...

 Emek harcamadan elde edilenler, toplumun haksız, adaletsiz sahip olma anlayışını besledi.

 Kısaca 1974'te yenilen Rum'un ganimeti Kıbrıs Türk Toplumunun tüm değer yargılarını yerle bir etti.

 Son otuz dört yılda hayatın her alanında yaşadığımız çirkinliklerin temelinde ganimet yemenin etkisi olduğundan hiç kuşkum yok.

 1974'te Rum'un ganimetini yiyenler daha sonra her fırsatta ganimetleyecek bir şeyler aradı.

 Günlük hayatın akışı içinde sıradan ilişkilerden siyaset dünyamıza kadar her yerde ganimetçilik egemen oldu.

 Otuz dört yıl önce Rum'un malını mülkünü ganimetleyerek elde edilen alışkanlık şekil değiştirerek seçim ganimetçiliğine kadar ulaştı.

 Yapanın yanına, tutanın eline kaldı.

 Ganimetçilik anlayışında adaletin, alın terinin yeri yoktur.

 Ve ganimete alışan her zaman ganimetleyecek bir şeyler arar.

 Acı ama gerçek ganimet yerken toplum olarak kötü sonuçlar ortaya çıkaran bir başka travma geçirdik. 1963 travması toplumsal dayanışma ve kader birliğini beslerken, 1974 ganimet travması toplumsal birlik, beraberlik ve dayanışma anlayışını temelden dinamitledi.

 Otuz dört yıldır artçı depremlerle ganimet yeme travması sürüyor. Toplumun psikolojisi bozuldu... Toplum olarak tedavi gerektiren psikolojik bozukluğumuz olduğundan hiç kuşkum yok. Hastalığın yaygınlığı içten fark edileşini zorlaştırıyor. Dıştan bakıldığı zaman ise hastalığın ne denli kronikleşip hayatın her alanına yayıldığı çok kolay görülür.

 Geride kalan otuz dört yıl ganimet travmasının tedavisine yetmedi.

 Bu düşüncemi, önceki akşam kısa bir sohbet fırsatı bulduğum, bu konularda dünya çapında bir isim olan Vamık Volkan'la da paylaştım. Daha uzun sohbet etmek için anlaştık. Ama kaygılarımda haklı olduğumu söylediğini sizlerle paylaşayım...

   

 Günün sözü:

 

 Ganimet yiyen, karşılığında insanlığını verir

 

   519 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Eylül 2008, Pazar   Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alkışlarım...
06 Eylül 2008, Cumartesi   Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...
05 Eylül 2008, Cuma   Unutulduk!!!
04 Eylül 2008, Perşembe   Köstek olunmasın yeter...
03 Eylül 2008, Çarşamba   Barış ve çözümü istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
02 Eylül 2008, Salı   Dört yıl önce, "Marksist Metropolit Neofitos'u dinlerken..."
01 Eylül 2008, Pazartesi   Mesele yılanları tanımak...
31 Ağustos 2008, Pazar   Yan-lış ya-pıl-dıııı!!!
30 Ağustos 2008, Cumartesi   KTÖS'te 40 sene önce vardı...
29 Ağustos 2008, Cuma   Hatice'ye değil neticeye bakınız...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

FARKLILIK YARATABİLME ADINA...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alk...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Hristofyas'ın tavsiyelerine bu halkın ...

Ahmet Tolgay

Okunması gereken "Kıbrıslı" bir ki...

Bilbay Eminoğlu

Eski insanlarımız

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Normal doğum mu? Sezeryan mı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Futbol diplomasisi

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Veee Renkler...

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital