|
"Dalap eşek gibi sakız çiğneme"...
Büyüklerimizin uyarısıydı...
Kulağımıza küpeydi aslında...
Ama, şimdilerdeki küpeler gibi değil...
***
Bu nedenle o zamanın sakızı, şimdilerin cikleti ile aram soğuktu...
Hele bu dalap eşek yakıştırması, tuz biber ekiyordu...
***
Gelin görün ki, şeytana uyduk bir kere...
Ya da şeytan insan kılığında yanıma geldi...
Zaten, dosyası kabarık bir kişi...
Sakıncalı bir adam...
Gittiğim her yerde suratım beni ele verecekti...
İyi ki, ruhumu anlayan çok iyi dostlarım var...
***
Sancak Kapısı'nda nöbetteyim...
Hüseyin geldi yanıma, Kaymaklılı...
Aynı sınıflarda okuduk...
Aynı acıları yaşadık...
Cebinden bir sakız çıkarıp bana verdi...
O gün ilk kez sakız çiğnedim...
***
Bir de baktım ki, Cihat Yarbay karşımda...
Öfkeli bir sesle konuştu...
"Tutulacak tarafın yok" diyerek...
***
Hakareti her zaman reddeden kişiliğim isyan etti...
Koğuşa gidip bir dilekçe yazdım...
"Tutulacak tarafın yok" cümlesine içerlemiştim...
"Bu şahsıma yapılmış mesnetsiz bir iddiadır, bu nedenle eski Birliğime iade edilmemi istirham ediyorum" dedim...
Ertesi gün kızılca kıyamet kopmadı...
Güneş açtı...
Takım içtimaya çağrıldı...
Cihat Yarbay, o kendine özgü kişiliğiyle dilekçeyi haklı buldu...
Ve, beni eski Birliğime gönderdi...
Sonradan trajik olayların yaşanacağı Birliğe...
|