|
"Rüzgar kırdı dalımı ellerin günahı ne?...
Ben yitirdim yolumu yolların günahı ne...
Ne kış dedim, ne bahar içtim sabaha kadar...
Erken ağardı saçlar, yılların günahı ne"...
***
Bu şarkı bizim nesli de çok iyi anlatır esasında...
Rüzgarların değil, fırtınaların kıracağı gencecik dallardık çünkü...
İlk sevgide bakışı yaşamadan unutulanlar hanesine yazılacaktık...
Ve, yıllar sonra baktığımız aynalarda kendimizi bile tanıyamayacaktık...
***
Geldiğimiz noktada, Mehmet Ali Akpınar'ı rahmetle anarak devam edelim yolculuğumuza...
Necip Fazıl'ın dediği gibi; "Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya"...
Çok iyi, ancak pahalı bir gazeteciydi...
Pahalılık, o bölge insanına has bir veridir de ondan(!)...
Hep; "Back Round" derdi...
Benim gibi İngilizce fakiri için bir handikaptı bu...
"Handikap" ise değişik anlamlar içerir aslında...
Bu yabancı terimlere kızanlar da oldu zaman zaman...
Engel demekle aşamazsınız bu sözü...
Sadece engel sözcüğü çaresizlikten öteye götürmez sizi...
Hele de İngilizin dilinde(!)...
***
Pasaport davası dönüm noktasıydı...
"Back Round'an vazgeçmiş, "Round Up" yapmaya başlamıştı...
Ve, Silahşör devreye girmişti...
İki kişi haricinde imzaları almıştı...
Diğer ikisinin de masrafları ödenince sıkıntı bitmişti...
Masa altında sayılan İngiliz liralarının garip kıvraklığı altında...
|