|
Adı Hüseyin...
Soyadı Paşa...
Paşa gibi yaşadığı söylenemez...
Ama cesursa öldüğü söylenebilir...
***
Onu ilk gençlik yıllarımda tanıdım...
Sevginin ve kıskançlığın kolkola gezdiği bir dönemde...
O'da yeşile aşıktı...
Ancak, bana yenildiğini sanarak önümde ağlamıştı...
Ne bilsin ki, ben orada aradığı adam değildim...
***
Kendi iç dünyamda yaşadıklarıma baktığımda, hakkımda üretilen senaryoların da yabancısı olduğumu
sonradan anlayacaktım...
Onu üzmek istememiştim...
Onu sonradan üzecekleri de hesaba katmamıştım...
***
Bir zamanlar göçmenlere ev sahipliği yapmış Şahin Sineması'nda tanımıştım onu...
Büfeci Ahmet Dayı'nın oğlu olarak...
Annesi Kadriye Abla...
Tezatı fark etmiş, ancak, yorumu başkalarına bırakmıştım...
Hüseyin'in yapısı babaya uymuyordu...
***
Hikayenin aslı yıllarca sonra ortaya çıkacaktı...
O güne kadar baba bildiği adamın babası olmadığını öğrenmek onu yıkacaktı...
Ne gerek vardı...
Hangi dürtü bu gerçeği ortaya çıkaracaktı...
Hangi vicdansız, yılların suskunluğunu bozacaktı...
***
Bu olayı öğrendiği gün bana gelmişti...
Gözyaşları öfke olup taşmıştı...
Makarna, yani bizim mevzimizde alnından vurulurken, ben eminim ki, o tepkinin büyük payı vardı...
Yıllar kırmızı, yaşananlar trajedi boyutundaydı...
|