|
Gün geçmiyor ki Lefkoşa Merit Otel'den şikayet gelmesin.
Otelin inşasının başladığı ilk günden bugüne sürekli şikayetler işitiyoruz bölge halkından.
Uzunca bir süre inşaatın yarattığı sıkıntılardan yakınıp durdu vatandaşlar; toz topraktan, iş makinelerinin yarattığı gürültüden ve trafiği aksatmasından şikayet ettiler.
Otel bitti nihayet ama sıkıntılar bitmedi, hatta bölge halkının söylediğine göre daha da artmış sorunlar.
Oteldeki önemli etkinliklerde yolun kapanması değil bölge halkının, neredeyse tüm kentin sorunu olmuş.
Otelin otoparkı olmadığı için bölgede inanılmaz bir kaos yaşanıyormuş.
Casino müşterileri otomobillerini, geceleri evlerin, garajların önüne park ediyor, insanlar evlerine girip çıkamıyormuş.
Her gece polisi aramaktan bıkıp usanmışlar.
Hatta polis de usanmış bölge halkının şikayetlerinden ve gelip bölge halkını da yazmış, arabalarını yol kenarına park etti diye.
Adeta, "her gece şikayet edersiniz ha, sizi de yazalım da görün gününüzü" der gibi, intikam alır gibi...
Gazeteye telefon eden adam isyanlarda; "Kumarcı arabasını garaj kapıma park edip gidiyor, ben de yol kenarına park ettim diye yazılıyorum, olacak şey değil" diyor.
Bununla kalsa neyse; şimdi de otelin klima sisteminin gürültüsü bela olmuş bölge halkının başına.
"Ama öyle gürültü deyip geçmeyin, dayanılacak gibi değil, bir uğultu adeta, beyninizi kemiren bir uğultu" diyor arayan vatandaş.
Gece rahatça evine çekilip rahat edecek insanlar otelden gelen uğultu sesiyle perişan oluyormuş.
Açık Öğretim Fakültesi Kampusu ile otelin casinosunu bir yolun ayırması da yapılan eleştirilerden.
Evet, Lefkoşa'ya lazımdı belki beş yıldızlı bir otel ama yeri yanlış seçildi gibi geliyor bana.
Kentin en işlek, en yoğun olduğu, trafiğin can damarını oluşturduğu bir alanda, kaldırımı da işgal ederek yapılmış otel.
Önemli etkinliklerin, konferansların, seminerlerin yoğunlukla bu otelde yapılacağını hesaba katarsak, konukların gidiş gelişinde bölgedeki trafik akışında bu sorunların hep yaşanacağı ortada.
Tüm sorunlar çözülse de trafiği tıkama konusunda sorunlar zor çözülecek gibi.
Otel yetkilileri, 100 kişilik modern bir otopark yaptıklarını, yakında hizmete sunacaklarını, bu sorunların yaşanmayacağını söylüyormuş.
İnşallah öyle olur, en azından evlerinin önüne park edilen araçlardan bıkan insanlar rahatlamış olur.
Tüm bu şikayetlerde abartı var mı diye bölgede yaşayan tanıdıklarımla konuştum, onlar da bu sıkıntıların gerçek olduğunu söylüyor.
Hatta buradaki vatandaşlardan biri bir yetkiliyle konuşmuş, yetkili kendisine; "Adamlar yatırım yaptı sevinemedi. Ne yapalım, gülü seven dikenine katlanır. Hem yatırım yapmalarını isteyip, hem de taciz mi edelim?" demiş!
Vay vay vay, nankör Kıbrıslı seni, ne memnun olmaz şeysin sen öyle.
Bak, adamlar yatırım yapmış bir de konuşuyorsun.
Kentine modern bir otel yapılmış sen caddenin kaosa uğramasından, özel günlerde trafiğin güzergahının değişmesinden yakınıyorsun.
Ne olmuş yani, bir otel için araçların güzergahı değişmişse?
Beş yıldızlı oteliniz var, ne olmuş otel müşterilerinin otomobilleri, ya da otelin devam eden işleri için gelen TIR'lar kapınızın önüne, garajınızın önüne park edilmişse?
Değmez mi yakınınızda saraylar gibi beş yıldızlı bir otel olmasına?
Ne olmuş yani klima sesleri beyninizi kemirmişse, kapatın pencerenizi, o da mı çare olmadı, ses geçirmez çift cam taktırın, nankörlük etmeyin Türkiye'mizin güzide bir firması gelmiş Lefkoşa'mıza bir değer kazandırmış!
Casino ile fakülteyi yol ayırıyormuş, diğer üniversitelerde okuyan öğrenciler de yoğunlukla oralarda yaşıyormuş, casino öğrenciler için tehdit oluşturuyormuş...
Yok canım siz de ne önemi var, zaten o öğrencilerin çoğu Türkiye'den gelmiyor mu, kantinlere, cafelere, bakkallara, restoranlara, kitapçılara verecekleri parayı varsın casinoya yatırsın, size ne?
Size ne ha, nankör mahalleli, kesin sesinizi!
Hep öyle olmuyor mu, her olumsuzlukta "sizin için yaptık ne konuşuyorsunuz?" diye terslemiyorlar mı seni sevgili Kıbrıslı Türk?
Sus işte, otur yerine de kaderine razı ol.
İnşallah otel yetkilileri de o hükümet yetkilisi gibi düşünmüyordur da bazı önlemler alır.
Gülü seven dikenine katlanırmış, yahu diken battıkça batıyor, can acıtıyor, bırakın "avuu" diye bir ses olsun çıkarsın canı yanan!
|