|
Bu tür yazıları bilmem kaç kez yazdım ama bir kez daha yazmakta çekince görmüyorum.
Gerçi bir şeylerin değişmediğini görmek insanın moralini bozuyor ama olsun...
İşadamı Sayın Salih Toros, dün bir e-mail gönderdi gazeteye, çevreye karşı toplumumuzun duyarsızlığıyla ilgili...
Turistik tesislere, eski eserlere karşı saygısızlığımız ve ilgisizliğimizle ilgili...
Kısacık bir yazıydı ama Sayın Toros'un yaşadığı dehşeti satırlarından çıkarmak mümkündü.
İsterseniz önce bu mektubu aktarayım sizlere:
"30 Kasım Pazar günü, memleketimizin en muhteşem tarihi kalelerinden biri olan Bufavento Kalesi'ni ziyaret ettim.
Bu ziyarette edindiğim bazı tecrübeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sabah 11.00'de Bufavento Kalesi'nin hemen güney altındaki noktaya motosikletimle çok manzaralı bir yoldan ulaştım ve keyfim yerindeydi.
Etrafa bir baktım; kırık bira şişeleri, çöpler iğrenç bir görünüm yaratıyordu...
Bir de ne göreyim?
27 Şubat 1988'de o bölgede vuku bulan uçak kazasında ölenlerin anısına yapılmış olan mini-anıt kırılmış ve harap edilmiş!
Kötü niyetli kişilerin yaptığı belli.
Üzülerek, yaya olarak kaleye doğru tırmanmaya başladım.
30 dakikalık çöp atıkları ile dolu bir patikada yürüdükten sonra, muhteşem manzaralı Bufavento Kalesi'ne vardık.
Ne bilet soran oldu, ne bakıcı veya bekçi.
Odalarda pislikler, çöpler, duvar grafitileri vardı, ahşap kapılar kırılmıştı.
O kadar çevre rahatsızlığı vardı ki, o muhteşem manzarayı gölgelemişti sanki.
Keyfim kaçtı ve süratle oradan uzaklaştım..."
İşte bunları anlatıyor işadamımız...
Defa defa yazdım, ülke tam bir çöp ülkeye dönüşmüş durumda.
Her tarafımız çöp...
15 Kasım kutlamaları öncesi belediye çalışanları yol kenarlarındaki çöpleri topluyordu, yine torbalar dolusu çöp toplandı.
Millet çöpünü arabasının penceresinden dışarı fırlatıyor, inatla ve ısrarla, yattığı yere dışkısını yapan hayvanlar gibi.
Tutsana be kardeşim o çöpü de durduğun yerde bir çöp bidonuna atasın!
Yok, illa ki pencereden fırlatacak...
Sayın Toros, bir pazar günü Bufavento'ya gidiyor ama o güzelim manzaranın tadını bile alamıyor, çünkü her taraf çöp, pislik içinde.
Kale kaderine terk edilmiş, bakımsız, pislik içinde...
Turist bekliyorlarmış, ne yapacaksın turisti, gelecek turist zaten sana burada lanet okuyacak ve bir daha da oralara ayak basmayacak.
Çöplerin, pisliklerin karşıladığı ve kaleye ulaştığınızda yine bakımsızlığın, ilgisizliğin, pisliğin sizi beklediği bir ortama turist gelse ne olur gelmese ne olur!
Dünyanın parasını verip turizmimizi tanıtmak için fuarlara gidiyorlar.
Ne gidiyorsunuz oralara, "gelin de pisliğimizi görün" demek için mi?
Bufavento Kalesi gibi bir değeriniz var ama kıymetini bilmiyorsunuz, zaten hangi tarihi eserin kıymetini bildik ki?
1988'de düşen uçakta ölenlerin anısına yapılan anıtı da darmadağın etmiş birileri.
Yahu ne yaptı size o anıt, ne biçim manyaklıktır bu?
Anlamlı bir anıt, uçak kazasında ölenler için yapılmış, üzerinde isimleri var...
Gel sen bunu parçala yerle bir et...
Soktu sanki kendilerini bu anıt, insanlıktan nasibini almayanların yaptığı bir vahşilik.
Ne devlet ne vatandaş koruyor...
Hem pislik içinde yaşıyoruz hem de çevreye olduğu kadar her şeye duyarsızız...
Kendi keyfimiz için başkalarını hiçe sayıyoruz, kirletiyoruz, gürültü kirliliği yapıyoruz, kırıyoruz, döküyoruz...
Ne ölüye saygımız var ne diriye...
Bozulduk, gerçekten çok bozulduk, hem de tanınmayacak hale geldik...
Üzülmemek elde değil...
|