Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Skandalda ikinci perde
Önce araca sonra demir kapıya vurdu
İki çocuğuyla sokağa atıldı
Ayri, Girne'de başka kızları da telefonla arayıp rahatsız etti
Avcılardan ağaç katliamı
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı
Tam uyum

YORUMLANANLAR
Okan Ersan, Almanları büyüledi [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [16]
Avcılardan ağaç katliamı [2]
Tolga'dan bateri şov [1]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [33]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [5]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]



BİR GAZETE İÇİN MUHABİR Mİ KÖŞE YAZARI MI DAHA ÖNEMLİDİR?

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Eylül 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 Uzunca bir süredir yazı yazamadım, hatta pazar sayfamı da yapamadım.

 Cumartesileri ekran ekindeki sayfam da zaten oradan buradan derleme ve çok önceden hazırladığım biriktirilmiş yazılardan oluşuyor.

"Hayatta mısın?" diye mesaj atıyor okurlarımız haklı olarak; "hiç olmazsa pazar günkü sayfanı yap" diye kızıyor, sitem ediyorlar.

 Meğerse pazar sayfamdaki fotomontajların ne çok hayranı varmış, birçok kişi "Pazar keyfimizdi o fotomontajlar" diyor.

 Yazamadım bir türlü, yazdıklarımı da beğenmeyip yayınlamadım.

 Gazetede yorucu bir yeniden yapılanma çalışması içerisindeyiz ama yazamamamın nedeni o değil. Memleketin içerisinde bulunduğu genel olumsuz yapı, yazma şevkimi kırdı.

 "Halbuki neler yazılmazdı ki gelişen olaylarla ilgili?" dediğinizi duyar gibiyim. 

 Belki öyle ama sanki inanılmaz bir tekrara, bir tekerrüre dönüştü yaşadıklarımız ve yazdıklarımız.

 Sıkıcı tekrarlara...

 Acaba bendeki "bir ruh ölmesi mi?" diye düşündüm.

 Hayır işimi seviyorum, çalışma azmim ve enerjimden bir şey kaybetmedim ama köşe yazısı yazma işinde ara verme isteği doğdu bende.

 Her gün gazetelerdeki köşe yazılarını okuyorum, çok azı heyecanlandırıyor beni.

 Hep aynı şeyler, kelimeler değişiyor ama yazılanlar aynı...

 Okumayı çok seven birisi olmama rağmen, sıkıcı geliyor artık okuduklarım...

 Yazı yazmaya başladığımda eskiden kelimeler akıp giderdi ama artık o kadar rahat yazamıyorum nedense.

 Değişik bir ruh hali işte...

 Kesinlikle tembellik değil ama "ruh yorgunluğu" olabilir.

 O kadar çok telefonda konuşuyor, o kadar çok insanla muhatap oluyor ve o kadar çok yazı okumak zorunda kalıyorum ki sanki dolmuş, taşmış, tıkanmış gibi hissediyorum kendimi...

 Ama bu kadar ara tamam, artık şartları zorlayıp yazacağım.

 Belki her gün olmasa da en azından haftada üç- dört gün yazacağım.

 

***

 

 Geçenlerde öğrenciler geldi ziyaretime, "muhabir mi köşe yazarı mı daha önemli bir gazete için?" diye sordular, yaz tatili ödeviymiş.

 Cevabım kesindi, netti; ben oldum olası gazetede haberleri, köşe yazılarından daha üstün, daha değerli tutarım; bana göre bir gazete için muhabir daha önemlidir. 

 Mesleğe yeni başlayan arkadaşların bir süre sonra sorduğu soru; "Ne zaman köşe yazısı yazabilirim?" oluyor.

 Herkesin gönlünde yatan; köşe yazısı yazmak, köşe yazarı olmak.

 Ülkemizde o kadar özensiz davranılıyor ki bu konuda gazeteciliğin "g"sini öğrenmeden veya bilmeden ya da meslekle uzaktan yakından ilgisi olmadığı halde köşe yazarı olabiliyor insanlar.

 Bazı uzmanların kendi alanında yazı yazması elbette kaçınılmazdır ve yararlıdır ama onların "gazeteci" diye anılması, bu işten ekmek yiyen gerçek gazetecilere haksızlıktır.

 "Birgün" gazetesinde Türkiye'nin ilk kadın muhabiri Vasfiye Özkoçak'la yapılan röportajı okumuştum ve çok etkilenmiştim, geçenlerde "RED" isimli dergi de bir bölüm aldı o röportajdan.

 Vasfiye Hanım'ın şu sözleri ne demek istediğimi özetliyor aslında:

   "Benim için gazeteci demek, muhabirlik demektir. Muhabir demek, haber demektir. Halka en kısa zamanda olayları vermek demektir. Gazetecilik enstitüsüne girdiğim zaman hocamız Burhan Felek ilk konuşmasında, 'gazete haber için çıkar, gazete köşe yazısı için çıkmaz' demişti. İlk derste bunu öğrenmiştim. Gazete demek haber demekti, halka en iyi haberi götürebilmek demekti. Muhabir alt seviyede, görülüyor. Oysa ki muhabirlik seviye değildir. Gazeteyi ayakta tutan muhabirdir..."

 Bu basın emekçisinin söyledikleri umarım genç arkadaşlarımıza ışık tutar. Kadın o kadar güzel söylemiş ki hayran olmamak elde değil.

 Bence bu meslekte yeterince muhabirlik yapmadan, gereğince sokağın nabzını tutmadan, olayların içine girmeden, haberin heyecanını doyasıya yaşamadan hiçbir meslektaşım ofise çekilip de müdürlük, editörlük yapmasın, köşe yazısı cazibesine kapılmasın, insan ofise çekildi mi paslanıyor ve heyecanını kaybediyor, her şey zamanı gelince güzeldir, birikim, hayat ve meslek tecrübesi yazarın yazdıklarının derinliğini, değerini ve güvenilirliğini artırır, öncesinde bu işe kalkışmak başarısızlık getirebilir.

 Mesleğimiz başka mesleklerden kişilerce kuşatma altında ama hiçbiri gelip de muhabirlik yapmıyor, haber kovalamıyor, köşe başlarına yerleşip akıl veriyorlar sağa- sola, kendilerini de 'gazeteci' diye tanıtıyorlar gittikleri yerde, esas mesleklerine ihanet ederek, esas mesleklerini inkar ederek. Mutlaka aralarında başarılı olanlar, kendini geliştirenler vardır, takdir de ederiz ama bu yazarların çoğu gazeteci değil, sadece köşe yazarıdır.

 Gazeteciliğin "g"sini yapmadan, öğrenmeden, hiçbir zahmetine katlanmadan "imaj" uğruna mesleğimizin adını kullanıyorlar.

 O yüzden mesleğinizin kıymetini iyi bilin, sahip çıkın sevgili arkadaşlar ve unutmayın; köşe yazısı olmadan da bir gazete çıkar ama haber olmadan, yalnızca köşe yazılarıyla bir gazete çıkamaz. 

 Muhabirler ve onların yaptığı haberler gazetelerin can damarıdır, bilmem anlatabildim mi?

   445 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
21 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK ÇOCUKTUR, IRKI MI OLUR ÇOCUĞUN?
20 Kasım 2008, Perşembe   SABIKALI LİDERLER
19 Kasım 2008, Çarşamba   VARSIN ALEMCİ OLSUN
18 Kasım 2008, Salı   ÖNCE TRAFİĞE KAPSAMLI ÇÖZÜM
16 Kasım 2008, Pazar   UMUT YOLCULUĞUNDAKİ İNSAN
15 Kasım 2008, Cumartesi   KUTLAYALIM
14 Kasım 2008, Cuma   CUMARTESİ AMELİYAT EDEMEM, DEVLET HASTANESİNDE MESAİ YOK
11 Kasım 2008, Salı   İŞADAMLARI TEHLİKEYİ GÖRDÜ
10 Kasım 2008, Pazartesi   FAKİR BÖLGENİN BELEDİYESİ: İSKELE
09 Kasım 2008, Pazar   BU DA FİKRET'İN DRAMI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6944 1.7064
1 STERLİN 2.5170 2.5358
1 EURO 2.1221 2.1370



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

LİDERLERİN KULAĞINA KÜPE...

Ali Baturay

ÇOCUK ÇOCUKTUR, IRKI MI OLUR ÇOCUĞUN?

Hasan Hastürer

Beni ciddi anlamda rahatsız ediyor be gard...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

Rusya'dan sevgilerle, görüşmeler keres...

Ahmet Tolgay

VAHŞİ BATI'NIN GECESİ: KIZILDERİLİLER ...

Bilbay Eminoğlu

Dostlar alışverişte görsün

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

BABALARINA BENZEYEN NESİLLER

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital