|
Bir ülkede yolsuzluklar, usulsüzlükler, suiistimaller ve vurgunlar, yapanın yanına kalırsa ne olur?
Tabii ki yapanın yanına kaldığını gören başkaları da bu işlere soyunur.
Bu işler o kadar artar ki kimsenin kimseye güvenmediği, herkesin birbirine kuşkuyla baktığı bir ülkeye dönüşürsünüz.
Maalesef bizim ülkenin durumu tam da böyledir.
Aslında o kadar küçük bir ülkeyiz ki herkes kimin ne yaptığını biliyor.
Kim kime yakın, kim kime kıyak geçiyor, kim kime rüşvet veriyor, kim hakkı olmayan parayı yiyor, kim hortumluyor, kim vurgun yapıyor, kim perde arkasında fuhuştan kazanıyor, kim hangi kurumları arpalık gibi kullanıyor biliyoruz aslında.
Biliyoruz, görüyoruz, bunların çoğu gözle görülüyor ama iş "belgelemeye" gelince burada pek başarılı olamıyor yetkili makamlar, ya da aslında bunların üzerine gitmek istemiyorlar.
Peki belgelenenlere ne oluyor?
Koskoca bir hiç?
Hatırlayacaksınız, ağustos ayı içinde KIBRIS gazetesinde "Sayıştay ne işe yarar?" başlıklı bir manşet vardı.
Meclisin tozlu arşivlerinde bir teki dahi ellenmeden bekleyen 116 Sayıştay raporunun olduğuna işaret ediyordu bu haber.
Ülkemizde yürütmeyi denetleyen, anayasal ve bağımsız bir kuruluş olan Sayıştay Başkanlığı'nın, 1986 yılından bu yana hesabı sorulsun diye Cumhuriyet Meclisi'ne havale ettiği 116 dosya...
23 yılda yolsuzluk, usulsüzlük, suiistimal ve vurgunlarla dolu 116 dosyanın kapağı bile açılmamış.
Haber yapılalı 1.5 ay oldu, belki de yeni dosyalar da eklendi bunlara.
Ortaya çıktığı günlerde müthiş gürültü çıkaran nice yolsuzluk olayı maalesef zaman aşımına uğramış, hafızaların unutkanlığına terk edilmiş durumda.
Yolsuzluklara karışanlar ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşıyor, götürdükleriyle de hayatını garanti altına almanın keyfini yaşıyor.
Çaldıklarıyla yeni iş kuranlar var...
Olay o kadar trajikomik duruma dönüştü ki devlet kadrolarında adı yolsuzluğa karışıp da dosyası ellenmediği için terfi edenler bile var...
Haberimizde "Başsavcılık'ta bekleyen dosya var" ifadesine serzenişte bulunan Başsavcı Aşkan İlgen, "Başsavcılıkta bekleyen Sayıştay dosyası yok, gerekeni yaptık. Polis soruşturması gerekiyorsa bu sağlanır ve konu yargıya havale edilir" diye açıklama yapmıştı.
Şimdi bir bakalım.
Demek ki Sayıştay Başkanlığı görevini yapıyor...
Başsavcılık görevini yapıyor...
Polis görevini yapıyor...
Diğer devlet ve hükümet yetkilileri görevini yapıyor...
Meclis görevini yapıyor...
Peki 116 dosya tozlu raflarda neden bekliyor?
Peki herkes görevini yapıyorsa neden yapanın yanına kalıyor, nasıl oluyor da adamlar çaldıkları çırptıklarıyla işyeri kuruyor, işyeri büyütüyor, servetine servet katıyor, keyfini sürüyor?
Herkes görevini yapıyorsa nasıl oluyor da adı yolsuzluğa, usulsüzlüğe, vurguna karışanlar terfi alabiliyor?
Görevlerini yaptığını söyleyen bu kurumlardaki yetkililerin vicdanı rahat mı acaba?
Yiyenin yemeyeni enayi saydığı bir düzende aslında normal bunlar.
Bugün yetkili makamların bulaştığı ama resmen ortaya çıkarılamayan, halkın bildiği olaylar da vardır...
Geçmişte siyasilerin karıştığı ama yerlerine gelenlerin onlardan hesap sormadığı yolsuzluklar, usulsüzlükler vardır.
Bu çürümüşlük, halkın devletine ve hükümetine güvensizliğini körüklüyor, üstelik de güven ve birlikteliğe en çok ihtiyaç duyulduğu zamanda.
|