|
Yeni adli yıl açılış törenleri, gazeteler için iyi malzemedir, çünkü bu açılışlarda güzel sözler söylenir, bazı gerçeklere dikkat çekilir.
Bunlar genellikle gazetelerin ön sayfalarında yer alır.
Yıllar önce muhabirken görevlendirildiğim bir adli yılı açılışında çok heyecanlanmıştım.
Söylenen sözler arasında o kadar çok başlığa, spota çekeceğim konu vardı ki hangisini öne çekeceğim konusunda seçim yapmakta zorlanmıştım.
Sonraki yıllarda da adli yıl açılışlarını takip etmekte istekli oldum ama yıllar ilerledikçe orada söylenenlerin, kulağa hoş gelen tekrarlardan başka bir şey olmadığını anladım.
Sorun tespit edilip orada söyleniyor ama o yakıcı sorunlara hiçbir tedbir alınmıyor.
Yeni adli yılı bugün de törenle başlayacak.
Yüksek mahkeme başkanı, başsavcı, baro başkanı, emin olun yine şok açıklamalar yapacaklar.
Törene gelen diğer devlet ve hükümet yetkilileri, siyasiler de konuşmaları büyük bir dikkatle dinleyecek, onaylar gibi başını sallayacak ve konuşmacı yerine otururken avuçları patlarcasına alkışlayacaklar.
Sonra ne olacak?
Hiç, hiçbir şey!
Ta ki yeni bir adli yılı açılışına kadar sanki o sorunları derin dondurucuda şok ayarında bekleteceğiz ve yeni bir adli yıl açılışında yine o şok konuşmaları dinleyeceğiz.
Can sıkıcı bir kısır döngü.
Artık hiç heyecanlandırmıyor beni adli yıl açılışları.
Belki biraz ağır olacak, özür dilerim ama bana biraz da basına yönelik şov gibi geliyor bu açılış törenleri.
Ben söyleyeyim size neler konuşulacağını;
Yasaların güncellenmesi gerektiği söylenecek.
İşlenen ve ceza oluşturması gereken teknolojiyle ilgili eylemlerin Kuzey Kıbrıs'ta ceza sayılmamasının yarattığı sıkıntılar anlatılacak.
Kuzey Kıbrıs'ın yabancı suçlular için oldukça cazip olduğu vurgulanacak.
Rakama vurulduğunda, suçluların daha çok Kuzey Kıbrıs dışından olduğu hatırlatılacak.
KKTC'de nüfusa göre suçların hayli yüksek olduğu, özellikle uyuşturucu suçlarında vahim artış görüldüğü, uluslararası bağlantıları olan suç çetelerinden sadece "maşa" olarak kullanılan kişilerin yakalanabildiği anlatılacak...
Para cezalarının yetersizliğinden yakınılacak...
Mahkemelerin verebileceği azami para cezalarının caydırıcı olmadığı söylenecek...
Ne kadar davanın neticelendirildiği, ne kadarının henüz beklediği konusunda rakamlar verilecek ve davalardaki artışa dikkat çekilecek.
Ülkeye giriş çıkışların daha sıkı denetlenmesi ve bazı kriterler uygulanması gerektiği üzerinde durulacak.
Toplumu rahatsız eden birçok olayda, ilgililerin sorunu mahkemeye götürmekle yetinip, mahkeme kararından sonra uhdelerine düşeni yapmaktan kaçındıkları söylenecek.
Hatta kumarhaneler ve bet ofislerin sosyoekonomik yapıyı bozduğuna vurgu yapılacak...
Bu bağlamda gece kulüplerinden de şikayet edip, buralardaki kadınların insanlık dışı bir muameleyle karşı karşıya kaldığı da söylenecek...
Baroyu temsilen konuşan kişi ise hukuk sisteminden şikayet edecek, reform isteyecek.
Hayır, medyumluğa başlamadım, geriye dönüp son 6- 7 yılın adli yıl açılışlarına bakan herkes bunu görebilir.
Aslında bir yere bakıp da okumaya da gerek yok, söylene söylene belleğimize kazındı.
Keşke hiç değişmeyen bu söylenenler bir teybe alınsa ve her adli yıl açılışında konuklara dinletilse, hiç olmazsa konuşmacılar çenesini yormamış olurdu.
Sorunlarla ilgili çarpıcı sözler duymaya ihtiyacımız yok, önemli olan bu sorunları çözmek, çözülmesi için baskı unsuru olmaktır.
Öyle senede bir gazetelere manşetlik sözler söylemekle bu sorunlar çözülse son 10 yıldır aynı şeyleri söyleyip durmazdınız...
|