|
Bence ülkemizde siyasilere olan güvensizliğin en büyük nedeni tutarsızlıklarıdır.
Siyasi partiler topluma verdikleri sözleri unutmaktadır.
Politikacıların kişisel olarak verdiği sözler de vardır...
Onlar da pek tutmazlar verdikleri sözleri.
Geçmişte eleştirdiklerini bir süre sonra kendileri yapabilmektedirler.
Partilerin, muhalefetteyken söyledikleriyle hükümete geldiklerinde yaptıkları ya da hükümetteyken yaptıklarıyla muhalefete düştüklerindeki söyledikleri rahatsız edecek derecede çelişkilidir.
Hatta muhalefetteyken dahi siyasi partilerimiz; üç ay, beş ay, bir yıl önce söylediklerini unutabilmektedirler.
Mesela UBP ile DP; hatırlayın, kendilerinden koparılan kişilerle ÖRP kurulduğunda AKP ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında neler söylemişlerdi neler!
ÖRP'nin AKP tarafından kurdurulduğu üzerinde durarak eleştirinin dozunu iyice artırmış, hatta hakarete varan açıklamalar yapmışlardı.
Doğrusu çok yadırgamamıştım bu tepkilerini, çünkü sonuçta canları yanmıştı, daha partilerinden istifa etmeden bu kişiler CTP ile hükümet pazarlığı yapmıştı.
Doğal olarak UBP ve DP tepki gösterecekti, gösterdiler de.
Ancak bir süre sonra ne oldu, hem UBP hem DP kurmayları Türkiye'ye AKP merkezine bir ziyaret gerçekleştirdiler ve eleştiriler birdenbire kesildi.
Neden, çünkü oralardan kendilerine "susun" denildi, onlar da bir beklenti içerisine girdi, eleştirilerini kesti.
Ta Türkiye'den ÖRP'nin kuruluşu için Kıbrıs'a gelen ve bu konuda başrolü oynadığı söylenen AKP Başkan Yardımcısı ve MYK üyesi Şaban Dişli, bu iki partinin hedefindeydi.
O günkü eleştirilerde Dişli'nin ismi çok geçmişti.
Basından da takip ettiğiniz gibi, bir süre önce Şaban Dişli'nin ismi bir yolsuzluk olayına karıştı ve sonuçta AKP'deki görevlerinden istifa etmek zorunda kaldı.
Ben beklerdim ki UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu ve DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, çıksın ve desinler ki "ÖRP'yi kurduran adamın adı Türkiye'de yolsuzluğa karıştı. Görün işte ÖRP'yi ne biçim adamlar kurdurdu!"
Ancak her iki partiden de böyle bir açıklama gelmedi.
Canlarını yakanların başında gelen, buralara kadar gelip ÖRP'yi kurduran kişi olduğu söylenen Şaban Dişli'nin bugün adının yolsuzluğa karışması ve AKP'deki görevlerinden istifa etmek zorunda kalması, aslında ballandıra ballandıra kullanabilecekleri bir unsurdu ama yapmadılar.
Gözlerinden kaçmadı...
İsteyerek söz etmediler, çünkü AKP'yi ağızlarına almaya, eleştirmeye korkuyorlar.
Biliyorlar ki hükümete gelmek istiyorlarsa Türkiye'deki hükümetle iyi geçinmek zorundadırlar.
Hele de UBP kurmayları, kamuoyu yoklamalarında birinci parti görünüyorlar, CTP'nin başarısızlığı karşısında da ellerini ovuşturuyorlar ve "hazır hükümete doğru yürürken deli miyim ki şimdi AKP ile uğraşayım?" diye düşünüyorlar.
AKP'deki görevlerinden istifa etse dahi Şaban Dişli'nin adını ağızlarına almaları aleyhlerine olabilir diye düşünüyorlar.
İşte ülkemizdeki tüm siyasilerin kaybettiği nokta budur; tutarsızlık.
İşte muhalefetteki iki partinin, bir ÖRP'nin kurulduğu günlerdeki tutumlarına bakın bir de bugünkü tutumlarına...
O zamanki söyledikleri, o öfke birdenbire gitmiş, sanki o zamanki eleştirileri hiç yapmamışlar, hiç konuşmamışlar, sanki o süreç tarihten silindi.
AKP merkezine gittiler, efsunlandılar, bissi kedi olup döndüler...
İktidara giden yolun AKP'den geçtiğini biliyorlar çünkü.
İlkeymiş, tavırmış, tutarlılıkmış, kimin umurunda?
Yani bu ülkede hükümet bir alem, muhalefet başka bir alem, sonra da "toplum neden politikadan soğudu?" diye söylenip duruyorlar.
Vatandaş nasıl soğumasın, politikada kime güveneceğine şaşırdı insanlar ve sonunda "yok aslında bir birlerinden farkları" noktasına geldi.
|