|
Ülkemizde en büyük açmaz; toplumun büyük bölümünün şikayet ettiği bozuk düzenden nemalanıyor olmasıdır...
Aslında ortada çok büyük bir ikiyüzlülük var.
Herkes statükodan ya da başka bir deyişle sürer durumdan şikayetçi ama bu düzen değişirse de birtakım imtiyazları kaybedecek, rahatlığını yitirecek diye kimse bunun değişmesi için kılını kıpırdatmıyor.
Hiç kimse elde ettiği avantajı, imtiyazı ya da avantayı yitirmek istemiyor...
En basitinden yıllarca partizanlıktan, adam kayırtmacılıktan şikayet eden bir kişi, kendi partisi iktidara geldiğinde de aynı ayrıcalığın kendisine sağlanmasını istiyor.
Mantık; "biz çektik başkaları çekmesin" değil, "biz çektik onlar da çeksin" oluyor maalesef.
Biraz ütopik gelebilir size ama bence ülkemizde kemikleşmiş sorunların üstesinden gelmek için seçim kaybetme kaygısı olmayan, bir defalığına bu işleri halledip çekilecek bir ekip, idealist bir ekip başa gelmeli, reformları yapıp çekilmeli.
Örneğin devlet kadrolarının reform istediği ortada ama gelen giden hükümetler bu yapıya dokunamıyor.
Popülizm ön plana çıkıyor ve hayati tedbirler alınamıyor, sorunlar ellenemiyor.
Reformlar lay lay lom işler değildir, başta acılı olmaktadır, can yakmaktadır ama arzulanan düzeye gelmek için kaçınılmazdır.
Mevcut düzen, bir hayli imtiyazlı, ayrıcalıklı insan yarattı.
Örneğin bugün kamunun verimsiz çalıştığı, harcanan paranın karşılığının alınmadığı ortada.
Herkes devlet kadrolarında çalışmak istiyor...
Neden; çünkü hem rahat hem olanağı çok.
Bugün devlet kadrolarında olup da özelde iş sahibi olan, devletteki işini ikinci plana atıp, ağırlığı kendi işine veren yüzlerce insan var.
Hatta bazıları dairelerine bile gitmeden maaş alıyor.
Mesela bu işlerden canı yanan bir hükümet, nasıl olur da hekimlerin hem devlet hastanelerinde çalışıp hem de özel klinik açmasını yasal hale getirir?
Ödeyeceksin biraz dolgun maaş, tercih hakkı sunacaksın; "ya özel ya devlet" diyeceksin.
Başka ülkelerde insanlar akılsız mı ki böyle yapıyor, yanı başımızdaki Güney Kıbrıs'ta da devlet hastanesinde çalışan hekim, özel klinik açamıyor.
Bazı doktorların mesleğini istismar ettiği, hastaları hastaneden özel kliniklere, özel hastanelere çektiği, devlet hastanelerinde isteksiz davrandığı bilinen bir gerçek...
Etik değerler o kadar ayaklar altına alınmış durumdadır ki, devlet hastanelerinde çalışan hekimler, kendilerini tanıtırken çalıştığı özel hastanenin ismini veriyor.
Sağda solda özel hastanenin doktoru olduğunu söylüyor, kartvizitine yazıyor, gazeteye röportaj veriyor, bu kadar da olabilir mi?
Oluyor işte...
Aynı şey öğretmenler için de geçerli.
Özel ders, dershane sistemi eğitimi yozlaştırdı.
Sendikalar her türlü olayı eleştiriyor ama üyelerinin okullardan özel derse öğrenci çekmesine seyirci kalıyor, "bu sorunu hükümet çözsün" diyor.
Hükümet çözsün derken gerçekten çözülmesi konusunda samimiyseniz, siz de yardımcı olsanız olmaz mı?
Her alanda, ister sağlık, ister eğitim, ister diğer kamu çalışanları için sendikalar üyeleri konusunda uyarıcı olmalı, disiplinsiz üyesini ilk onlar uyarmalı ama sendikalar ne yapıyor, suç işleyen üyesini de, çalışmayan üyesini de koruyor, çürük elmalarla sağlamları aynı kefeye koyuyor.
Böylece sağlamlar da çürüklerle birlikte bozulup gidiyor.
Yaptığının yanına kalacağını bilen çalışan iş yapmıyor, görevini istismar ediyor.
Siyasiler, devlet kadrolarına adam sokuyor, buraları seçim için araç olarak kullanıyor, kurum, kuruluşları, üniversiteleri arpalık olarak kullanıyor, önemli mevkilerde inanılmaz işler yapıyor.
Hem yönetenler hem yönetilenler; herkes bozuk düzenin bir yerinden tutmuş, sonra da düzenden şikayet ediyorlar; aslında birçok kişi bu düzenin hiç bitmemesini istiyor.
|