|
KIBRIS gazetesi olarak beş büyük belediyeye başlattığımız ziyaretlerin üçüncü ayağı İskele Belediyesi'ydi...
Aslen Larnaka'ya bağlı Klavya köyünden olduğum için bir anlamda İskeleli sayılırım aslında...
İskelelileri tanırım...
Oralardan biraz uzak kalsam da gönül bağım var onlarla...
Mesela Alaniçi'nden sonra tuttuğum takım İskele'nin Gençlerbirliği takımıdır.
Uzun zamandır İskele'ye gitmemiştim, kent diye algılanan ama uzun yıllar köy havasından çıkmayan İskele, artık ağır ağır kent havasına bürünüyor.
Kentleşme yönünde önemli adımlar atsalar da, sevindirici olan; insanlar arası ilişkilerde yine o köy sıcaklığı sürüyor.
Sanırım böylesi de daha güzel...
Gelelim İskele Belediyesi'ne; Başkan Halil Orun, bir dokun bir an işit misali, icraatlarından önce bölgedeki sorunları sıraladı bize.
Orun, bölgede çok büyük fakirlik ve işsizlik olduğunu söyledi.
Milli gelirin yükseldiğinin söylendiğini ama bunun halka eşit yansımadığını vurgulayan Halil Orun, bölgede insanların çocuklarına süt alamayacağı derecede fakirlik ve müthiş bir işsizlik bulunduğunu anlattı bizlere.
Vatandaşların birçok ihtiyacı için belediyeye geldiğini, belediyeden başka başvuracak merci bulamamaktan yakındıklarını belirten belediye başkanı, yiyecek içecekten tutun da şileye kadar her türlü ihtiyaç için kendilerine başvurulduğunu, oldukça duygusal bir konuşmayla dile getirdi.
"Ülkede fakirlik yoktur" diyenlerin gelip de bölgeye bir bakmasını isteyen Halil Orun, kendilerine bağlanan 13 köyün ardından, münhal açmadıkları halde belediyeye 700 iş başvurusu yapıldığını söyledi.
Çiftçilikle uğraşan bölge insanının, yılın kurak gelmesi, ardından da gelen ekonomik krizle tam bir çıkmaza girdiğini ifade eden başkan, ağıllar bölgesindeki 50'ye yakın ağılın yarısının boşaldığını da vurguladı.
Ve hizmet götürecekleri 13 yeni köyden nasıl vergi alacaklarını sordu belediye başkanı.
"Adam çocuklarına süt götürecek para bulamazken bize nasıl para ödeyecek?" diyen Halil Orun, halini göre göre de onlara hizmeti durduramayacaklarını, bunun insaflı bir davranış olamayacağını söylüyor.
Orun, bölgenin bu yapısından dolayı gelirlerini istedikleri oranda toplayamadıklarını kaydetti.
Köylerin gerçekten de belediye hizmetine ihtiyacı olduğunu çünkü köylerin çöpten geçilmediğini, adeta çöp köyler oluştuğunu anlatan Orun, buraları temizledikten sonra çöp bidonları yerleştirdiklerini ve halkı bilinçlendirici girişimlerde bulunduklarını söyledi.
Halil Orun da aynen Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar gibi, kaymakamlıkların tüm hizmetlerini üstlendiklerini belirterek, belediyelere yapılan devlet katkısının artırılması gerektiğini vurguladı.
Orun, kaymakamların artık "tören ağasına" dönüştüğünü kendilerinin bile söylediğini belirtti. Üniversitelerdeki ve çalışma alanındaki oynak nüfusun, belediye nüfusundan sayılmasının haksızlık olduğunu, bunun bazı belediyelere haksız avantaj sağladığını söyleyen Orun, "Yılın büyük bir bölümünde ülkede bile olmayan bir nüfus için devletten katkı payı alınıyor, bu haksızlıktır" dedi.
Orun'un anlattığına göre, üniversitelerdeki nüfusla, yabancı işçi sayısı, belediye nüfusundan sayılınca, tüm belediyelere ayrılan pay içinde diğer belediyelerin payı düştü, özellikle kırsal kesim belediyeleri çok zor durumda kaldı.
Bölgelerinde üniversite olmadığı gibi inşaatların da durduğunu anlatan Orun, bu nedenle dezavantajlı olduklarını ve bölgeye bir kampus yapılmasının düşünülmesini istedi.
Piyasaya borçlarının olmadığını, çalışanın yatırımlarıyla ilgili sorun yaşamadıklarını, maaşları da zamanında ödediklerini anlatan Orun, belediyelerine 13 köy eklenince işlerinin zorlaşacağını ama yine de yükümlülüklerini yerine getiremeyecek duruma düşmeyeceklerini, bundan önce yaptıkları gibi, sistemli ve ekonomik akılla davranıp, bunun üstesinden gelebileceklerini söyledi.
Ve söz dolaştı UBP kurultayına geldi.
Halil Orun, bu konudaki görüşünü zaten daha önce açıkladığını, Derviş Eroğlu'nun aday olmasını benimsemediğini yineledi.
Tahsin Ertuğruloğlu'na fırsat verilmesi gerektiğini, şu anki başkanın en az bir seçim görmeden başarısız sayılamayacağını söyleyen Orun, kamuoyunda oluşan "Eroğlu kazanır" genel kanısının da Ertuğruloğlu için dezavantaj olduğunu, siyasi arenada bu gibi psikolojik yöntemlerin zaman zaman kullanıldığını ifade etti.
|