|
İşadamları gerçekleri gören çevrelerdir.
Daha doğrusu yaptıkları işin gereği gerçekleri görmek zorundadırlar.
Ayakta kalabilmek, rekabete ayak uydurmak için geleceği görüp, bunun üzerinden politika üretmek zorundadırlar.
İşadamlığında duygusallığa yer yoktur, duygusallıkla şirket yönetilemez, akılla, ekonomik akılla, gerçeklere dayalı politikalarla yönetilir.
İşadamı, milliyetçi bir derneğin tavrıyla eğilemez konulara, hamaset yapamaz...
Zaman zaman onları biraz pinti, biraz kendine çeken, zaman zaman biraz anlaşılmaz, fazlaca liberal bulsak da, can acıtıcı önerilerine dudak büksek de acı ama gerçekçi tespitlerine kulak da vermek lazım.
Bazen işadamlarının, sanayi çevrelerinin görüşlerine katılmasam da saygı duyarım ve kafa yorarım.
Lafı, Ticaret Odası'nın TÜSİAD'a sunduğu pakete getireceğim.
KIBRIS gazetesinin dünkü manşet haberiydi.
Ticaret Odası'nın hem Türk hem de Kıbrıslı Türk işadamlarına acilen Güney Kıbrıs'ta işbirlikleri ve ortaklıklar tavsiye etmesini olumlu buluyorum.
Çözümü beklerken fırsatın kaçabileceği belirtiliyor Ticaret Odası...
Onlar görebiliyorlar Güney Kıbrıs'ın ekonomik açıdan kuzeyi yutabileceğini ve bugünden çare üretmeye çalışıyorlar.
Annan Planı referandumuna hazırlanırken bazı işadamlarının sürpriz çıkışı, çıkıp da çözüm lehine, plan lehine konuşmalar yapması da onların bu içe kapalı yapımızla ileriye gidemeyeceğimizi, ekonomik yönden kurtuluşun da memleketteki çözümle olacağını görmelerindendi.
Biliyorum, "Güney Kıbrıs'a gidip işbirliği yapın, ortaklıklar kurun" denilmesinden çok rahatsız olanlar vardır.
Liderler masada görüşürken, bunun Türk tarafının aleyhine olacağını, Rumların bunu uluslararası arenada koz olarak kullanabileceğini, "bu kadar pasaport, şu kadar kimlik kartı verdik, bu kadar insan hastanelerimizden tedavi görüyor" dedikleri gibi "bakın işadamları da bizi istiyor" diyebileceğini iddia edebilirler.
Bence hastanelerde tedavi görülmesi, kimlik kartı, pasaport alınması ile işadamlarının Güney Kıbrıs'ta iş kurması aynı şey değildir.
Pazar ve ticaret yaratıcı faaliyetler için Güney Kıbrıs'a gitmek, aslında bir devrimdir, keşke yapılabilse.
Sevgili Necdet Ergün de yazdı, özellikle Türkiye bayiliği olan Kıbrıslı Türk işadamlarının, gümrük birliğine dahil olan ürünlerini Güney Kıbrıs'ta pazarlayabileceğini belirtti.
Yani işadamlarımızın kuzeyde yaptığı işi devam ettirip, şimdiden güney pazarında faaliyet gösterebileceği, güney piyasası içinde mal ve hizmet üretebileceği vurgulanıyor.
İşadamları, güneye şimdi gitmenin, çözüm sonrası gitmekten daha önemli ve avantajlı olduğunu, çünkü çözümde belki de bazı Kıbrıslı Türklerin bypass olacağını söylüyor.
Kıbrıslı Türklerin AB üyeliğini kullanarak, Güneye gidebileceği Türkiye- Kuzey Kıbrıs- Güney Kıbrıs ortaklıkları kurulabileceği belirtiliyor.
Ticaret Odası, bu işi öylesine ortaya atmadı, bu konuda ciddi olduklarını göstermek için önerilerini alıp TÜSİAD'a götürdü, bunun bir devlet politikası olması yönünde çaba sarf ediyor.
Türk işadamını da güney işadamını inandırması, önerinin devlet politikası haline gelebilmesi için Türkiye ve Kuzey Kıbrıs hükümetlerini de ikna etmesi gerektiğini biliyor Ticaret Odası ve işe TÜSİAD'ı inandırmaya çalışmakla başlıyor.
İnanın bana Türk işadamının aklına yatarsa, TÜSİAD bastırırsa bu iş olur.
İşadamlarının baskısına hükümetlerin dayanacağını sanmıyorum, yeter ki tüm tarafların aklına yatsın.
Türkiye'de yönetenler de bu fikre uzak değil, hatırlayın, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ilk göreve geldiği günlerde Türk işadamlarına "alın çantanızı Güney Kıbrıs'a gidin" dememiş miydi?
Bugün Türkiye'den ürünlerin Güney Kıbrıs'ta satıldığı bilinen bir gerçektir.
Biliniz ki işadamları politikacılar gibi düşünmez, işadamının manifestosu politikacının manifestosuna benzemez, işi "oraya gidersek, milli politikaya zarar veririz, ölürüz biteriz" şeklinde değerlendirmeyin, esas bir şeyler yapmaz, o büyük piyasada yer almazsak ölüp biteceğiz.
İşadamları tehlikeyi gördü, o kadar hazırlıksızız ki bir çözüm olduğunda sudan çıkmış balığa döneceğiz, yalnızca işadamları bazında, ekonomi bazında değil, her alanda hazırlıklı olmalıyız, aksi takdirde bir çözümde oturmuş bir düzeni olan Rumlar yanında ezik halimiz sürecek, bugünkü gibi zengin ve yoksulu
oynayacağız.
|