|
Kadın sezaryenle doğum yapacak, günleri yanaşmış, doktordan rica ediyor; "Cumartesi doğurabilir miyim?" diye.
Doktor, "olmaz" diyor...
Kadın şaşırıyor ve soruyor; "neden cumartesi doğuramıyorum?"
Kadının sorusunu, "çünkü o gün Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi'nde mesai yok" diye cevaplıyor doktor.
Kadının şaşkınlığı bir o kadar daha artıyor; "Peki ama hastanede mesai olup olmamasının benim bu klinikteki doğumumla alakası nedir?" diye bir soru daha yöneltiyor.
Doktor, "Allah korusun ama klinikte istenmeyen bir şey olursa sizi hastaneye kaldıracağız da ondan..."
İşte bu diyalog, ülkedeki "klinik" gerçeğini ortaya koyuyor.
Aslında doktor hastasına, bir anlamda; "Sen burada çok güvende değilsin, her an bir şey olabilir ve seni hastaneye kaldırabilirim, idare et..." demektedir.
Bu tür hikayeler, şu günlerde çokça anlatılır oldu...
Aslında bugünkü tartışmalar bundan iki yıl önce Gamze Fellahoğlu'nun doğumdan sonra hayatını kaybetmesi sonucu yine yapılıyordu ama tartışıldı ve unutuldu...
Ta ki iki yıl sonra benzer bir nedenle Zeliş Balıkçıoğlu ölene kadar.
Bir kliniğe sapasağlam girip de sedye ile morga kaldırılmak kader mi yoksa şanssızlık mı?
Hastasının ölmesi, her doktorun başına gelebilecek bir durumdur, hekimlik riskli bir meslektir anlıyorum ve kimsenin başına gelmesin diyorum ama ortada hiçbir risk görülmezken ya da varsa da doktor bunu kestiremiyorsa ve insanlar bu kadar basit ölebiliyorsa buna da itirazım var.
Klinikler bu kadar güvensizse ve klinik sahibi hastanenin mesai saatlerine denk getiriyorsa ameliyatını ve kendisi bile kendine ve kliniğine güvenemiyorsa bu sistem neden devam ediyor?
Klinikler böyle de özel hastaneler farklı mı?
Onlar da sıkıştı mı devlet hastanesine koşuyor.
Yine okurlarımız anlatıyor, kalp krizi geçiren yakınlarını bir özel hastaneye götürmüşler ve orada kendilerine söylenen; "Biz size yardımcı olamayız devlet hastanesine gidin" olmuş.
Peki sen kalp krizi geçiren birine müdahale edemiyorsan nasıl hastanesin?
Yine bir kap krizi vakası ile başa çıkamayacağını anlayan bir başka özel hastane, hastayı apar topa devlet hastanesine kaldırmış.
Peki ama "klinikçilik", "özel hastanecilik" oyunu mu oynuyoruz?
Devlet hastanelerindeki "ilgisizlikten", "güler yüz görememekten" yakınan halkımız, "biraz daha fazla ilgi göreyim" derken aslında altyapısı yetersiz olan bazı kliniklerde, bazı özel hastanelerde hayatını riske atıyor anlaşılan.
Bir okurumuz, "hemşireler başımda fır dönmesin, varsın asık suratlı hemşireler ve doktorlar baksın bana ama risk altında olmamayım" dedi dün...
Düşünceleri değişmeye başladı insanların ama yine de özel kliniği olan doktorun hastanede kendisini kliniğindeki kadar özenli tedavi etmeyeceği endişesi taşıyorlar.
Bunu yapan, hastaları kliniğine taşıyan hekimler olduğu da biliniyor.
Hekimlerle ilgili kuşkular, hastane- klinik ikilemi insanları Güney Kıbrıs'a yöneltiyor maalesef...
Güney Kıbrıs'ta doğum yapanlar, ameliyat olanlar gittikçe artıyor.
Yanlışlarımız nedeniyle insanlarımızı güneye kaçırtıyoruz.
Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, geçirmeyi hedefledikleri özel hastanelerle ilgili sağlık yasasıyla özel kliniklerde doğumun yasaklanacağını açıkladı dün mecliste.
İyi olur gerçekten, buna geç bile kalınmıştır.
Acilen hastaların endişe duymayacağı, gönül rahatlığıyla hizmet alabileceği hastaneler yaratılmalıdır.
Keşke yapılacak yasada devlet hastanesi hekiminin özelde klinik açamayacağı bir düzenleme de getirilseydi, ancak o zaman kliniğe hasta taşıma istismarları önlenir, ancak o zaman yalnızca kliniğinde hizmet verecek hekim altyapısını daha iyi hazırlardı, ancak o zaman devlet hastanesi hekimi hastanedeki görevine dört elle sarılırdı.
İnşallah önlemler alınır, güven ortamı sağlanır ama iki yıl önce vefat eden Gamze Fellahoğlu'nun Türkiye'den gelmesi beklenen otopsi raporunun halen açıklanmamış olması da insanı ileriye umutlu bakmaya alıkoyuyor maalesef...
|