|
Kuzey'deki ekonomi-politiği yapısını kökten sallayacak, değişimin tetikçisi olacak olan "Rekabetin Korunması Yasası", yaklaşık iki yıl sonra meclis gündemine geldi. Önümüzdeki günlerde, ilgili komite yasayı tartışmaya açacak. Görünen odur ki yasa bu kez yasallaşacak.
Rekabet yasası, demokrasi ve serbest piyasa sistemini birlikte uygulayan ülkelerde "en baba" yasalardan biridir. İşin demokrasi tarafında, nasıl seçme ve seçilme yasaları, siyasi partiler yasası..vs kilit fonksiyonda ise işin ekonomi tarafında da rekabet yasası aynı fonksiyondadır.
Rekabet yasası, içerdeki ahbap-çavuş kapitalizmini, popülizm ve yozlaşmayı, devletin ekonomideki varlığını kıracak yegane, içsel dinamiklerden, enstrümanlardan biridir. Bizi hayatın her alanında metazori değişime zorlayacak.
Bir kere bu yola girdikten sonra bundan kaçış yoktur. Yeter ki, yasada "devlet yardımları, bütçe dışı idareler, KİT'ler, devletin imtiyaz ve iznine bağlı sektörler, fiyata taraf olduğu, tespit ettiği alanlarda ve en genelinde liberalizasyon politikaları" ile ilgili "KALICI DEREGASYONLAR" oluşturulmasın. İşin püf noktası burası!
Elbette, yerel gerçeklerimiz ve açmazlarımız var. Ama değişime karar verdiysek (ki çok emin değilim!), o vakit kaleleri yıkmayı göze almalıyız.
Bu bağlamda, ilk bakışta, yasada önemli miktarda bahsettiğim konularda, takvimsiz ve standartsız bir "muafiyet ve koruma" güdüsü görüyorum. Bu amaçla, yasa da telaş ve karmaşık prangalar var.
Tabii ki bütün bunları tüzüklerde daha net göreceğiz. Veya öncesinde tartışmalar sırasında yasa yapıcının aklındakileri daha iyi anlayabileceğiz. Ama ilk izlenimim, sanki mevcut yapıyı çok fazla sarsmadan bu(ki bu mümkün değil)yasayı geçirme yönündedir.
Halbuki, yasayı değişimin tetikçisi, hayatın normalleşmesi, ekonomi-politiği ortamında var olan sapmaların ve anomalilerin minimize edilmesi amacı olarak görüyorsak; o vakit bütün bu bahsettiğim alanlarda, yasaya veya tüzüklere(doğru adres hangisi ise) takvime bağlı, kurallı "geçici-süreli deregasyonlar" koymalıyız.
Daha da ötesinde, bu geçici deregasyonlara tamamlayıcı nitelikte ilgili alanlarda eşzamanlı takvime bağlı "düzenleyici-denetleyici politikaları" oluşturmalıyız. Yani, süresi önceden tayin edilmiş, aşamalı bir geçiş programı, icraat listesi yapmalıyız.
Mesela, bu sektöre şimdi şu kadar toplam yardım yapıyoruz(yöntemim de bu), şu kadar sürede aşamalı, şu yöntemle, şu noktaya geleceğim. Bunu gerekirse yasal açıdan da bağlamak lazım. Bu hem piyasalar tarafından hem de otokontrol açısından önemlidir. Lakin, bu değerli yasa, görüşme sürecine denk geldiği için bence çözüme havale riski var.
Aksi halde, yani kalıcı deregasyonları limitsiz ve takvimsiz, esnek-ucu açık birakırsak; yasanın etkisini ve kapsama alanını kısıtlarız ve o vakit de yasayı kadük hale getiririz. Ve yasadan beklediğimiz faydayı ve etkiyi sağlayamayız.
Samimi isek, yasayı yerel gerçeklerimiziz de dikkate alarak(kantarın topuzunu kaçırmadan), yasayı tamamlayıcı düzenlemelerle(örneğin yargı tarafı tamamlayıcı düzenlemlerden biridir)eşzamanlı dizayn etmeliyiz. Samimiysek, yasanın hayata dokunmasına(bilhassa kamu tarafına) izin vermemiz gerekir.
Umarım, hem içerik bakımından (teknik dahil) düzeyde, hem de tamamlayıcı düzenlemeler bakımından sıkıntılı olan ve bu yüzden piyasa tarafından kabul görmeyip-çalışmayan factoring ve leasing yasalarında yaptığımız yanlışları, bu yasada da yapmayız.
Bu hayati derecede önemli olan yasanın bir talihsiz tarafı var. Yasa, biraz sahipsiz gibi duruyor. Genelde, her yasanın bir hamisi vardır, ki bu da konusuna göre ilgili bakanlık olur. Ama ne yazık, yasa, alanı ve etkisi bakımından ismi var cismi yok diyeceğimiz bir bakanlığın uhdesinde. Turizm ve Ekonomi Bakanlığı'nın ekonomi tarafı hemen hemen hiç yok gibi. Adında ekonomi bakanlığı da yazıyor ama aslında turizm bakanlığı.
Dolayısıyla, bilhassa iş dünyasına çok büyük bir görev düşüyor ve yasaya sahip çıkması gerekiyor. İş dünyası, yasallaşma sürecinde proaktif olmalı, yoksa daha sonra kucağında süprizler bulur.
Bakın, AB'de bu yasa her bünyeye ayni şiddette ve içerikte uygulanmıyor, elbette işin makro düzeyde genel hatları standarttır ama yasanın ekonomiye entegrasyon şiddeti ve içeriği üye ülkenin hazmetme kapasitesine ve durumuna göre farklıdır.
Bir kere, aşağıda kabaca bahsedeceğim konu başlıkları baki kalmak kaydı ile, yasa iki yıl öncesine göre iyileştirilmiş ve geliştirilmiş durumda. Yasanın AB tornosundan geçtiği belli ama yine de yasayla ilgili derinliğine girmeden, katkı koymak adına ilk izlenimlerim şunlardır;
i-Yasada "güçlendirilmesi" gereken konular var.
ii-Yasada, yasa yapıcının bazı konularla ilgili aklındakilerinin(niyetinin) "sorgulanması" gerekir(bilhassa yukarıda bahsettiğim alanlarla ilgili).
iii-Yasada bazı "eksikliklerin tamamlanması" yanında, yasanın sağlıklı çalışabilmesi için "tamamlayıcı düzenlemlerin" de yapılması lazım.
iv-Yasada "değiştirilmesi" gerekenler var...
|