Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Skandalda ikinci perde
Önce araca sonra demir kapıya vurdu
İki çocuğuyla sokağa atıldı
Ayri, Girne'de başka kızları da telefonla arayıp rahatsız etti
Avcılardan ağaç katliamı
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı
Tam uyum

YORUMLANANLAR
Okan Ersan, Almanları büyüledi [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [16]
Avcılardan ağaç katliamı [2]
Tolga'dan bateri şov [1]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [33]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [5]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]



ÇAKTIRMADAN ÇÖZÜM (!)

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Nisan 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Açıkcası, ara hedef 2009 Haziran AB parlemento seçimlerine, nihai hedef ise 2009 sonlarındaki TC-AB kritik zirvesine endekslenerek, 2008-2009 bandında "dışsal dinamiklerin etkisi" ile yeni bir müzakere sürecine gireceğimizi tahmin ediyorduk.

Tahmin etmesine ediyorduk da, lakin bu sürece Güney'de hangi liderle gireceğimizi tahmin edemiyorduk? Bu, hem sürecin etkisi ve neticesi bakımından, hem de içsel dinamikleri algılama bakımından (Güney'i) çok önemliydi. Dış dinamiği biliyorduk ama topun olduğu sahadaki iç-yerel dinamiği yeterince bilemiyorduk, öngöremiyorduk.

Genel kanı, TC ve KKTC tarafı dahil, Papadopulos ile bu sürece gireceğimiz yönündeydi. Herkes bu yönde pozisyon almıştı. Lakin, hayatın her alanında motivasyonları irdeleme manyağı bir iktisatçı olarak, 27/11/2007'de "Kıbrıs'ta Yeni Bir Viraj: 2008-2009 Periyodu" adlı makalemde aynen şöyle demiştim.

"... Öyle görünüyor ki, 2008 şubat seçimleri ve 2009 Avrupa Parlementosu seçimleri arasında, BM(ki AB baskın ve katalizör olacak) muhtemelen yeni bir federal çözüm denemesi yapacak ve önümüzdeki periyoddaki dinamikler de şimdiden Rumlar üzerinde "motivasyon ve topuz" etkisi yapmaya başladı bile. Kimse, Hristofyas'ın adaylığını hafife almasın."...

Anlayacağınız, o vakitler, belki haddimi aşarak Hristofyas'ın adaylığına büyük anlamlar yükleme cesaretini göstermiştim. Çünkü, referandum neticesinin ve sonrasındaki 4 yılın, Rumlar üzerinde "motivasyon ve topuz" etkisi yaratacağına; bilahare Rum aydınlar ve liderlerinin de topluma alternatif maliyetleri göstererek, Güney'deki iç dinamikleri harekete geçireceğini tahmin ediyordum. En azından ekonomi-politiği tarafından baktığımda bu yönde beklentim vardı.

Nitekim öyle oldu, bu beklenti çalıştı. Ve dışsal dinamiklerle - içsel dinamikler, ilk kez çakıştı. İçsel dinamikler "zaman faktörü" bakımından da çakıştı; Kuzey'i "Türkiyelileşme" ve Güney'i de "bölünme" korkusu sardı.

Ve 21 Mart süreci ile masa kuruldu, muhtemelen bugünden itibaren de, liderlerin yapacağı kapsamlı müzakere öncesi "çalışma grupları" ve günlük konuların irdeleneceği "teknik komiteler" karşılıklı görüşmeye başlayacak.

Yeni süreçte, elbette bizim taraf imajını ve prestijini korumaya, karşı taraf ise değiştirmeye uğraşacaktır. Ama, iki taraf olası bir anlaşmazlıkta, imaj koruma ve yenileme gayretinde olsa bile, uluslararası camia bizi çaktırmadan çözüme sürükleyecektir.

Uluslararası camia bu fırsatı bulmuşken- hele Hristofyas-Talat ikilisini- topuz zoruyla bizi çözüme iteleyecektir.

Çünkü, Kıbrıs yüzünden, TC-AB-NATO-ABD ve sair global ilişkiler, ihtiyaçlar daha fazla kilitlenmeyi kaldıramaz. Üstelik, TC'nin mevcut ekonomi-politiği ortamının ve bununla ilintili AKP iktidarının, şu sıralar AB çapasına fazlasıyla ihtiyacı var. Bu Kıbrıs için bir şanstır.

Güneyde ve dışarıda durum böyle iken bizim tarafa baktığımda, içsel dinamiklerde anlaşılması güç, garip bir motivasyon kaybı var. Bunun önemli bir sebebi, sorunun kronikliğidir. Diğer bir sebebi de, 2004 sonrası yarım-yamalak açılımlarla ortaya çıkan refah ve kısmi özgürlüklerin, toplum üzerinde yarattığı "uyuşturucu etkisi" dir.

Sonuçta, toplumsal iç dinamikler henüz sürece konsantre değil. Toplum günlük ve cari dertleriyle ilgili. Süreci, sadece yan kulağı ile takip ediyor. Halbuki, Kuzey'deki Kıbrıslı Türk varlığının ekonomik, siyasi ve demografik açıdan baskın pozisyonunu koruyabilmesi açısından son fırsat olabilir.

Elbette, Annan Planı ve referandum dönemindeki motivasyonu ve hareketi beklemiyorum; çünkü hem çözüm yönünde karşı tarafa güvensizlik var, hem de 2003 dönemi ekonomi-politiği ortamından çok daha ileri bir konumdayız.

Lakin, bana göre çaktırmadan dolu-dizgin ve paldır-küldür çözüme doğru gidiyoruz. AB üyesi bir Kıbrıs'ın çözümsüzlüğe daha fazla takadı kalmadı. Kıbrıs sorunu, 2002-2004 arasında sağlam darbe yedi, artık sorunun ayakta kalacak hali kalmadı.

Kıbrıs sorunu 2010 yılında olmayabilir, o yüzden var gücümüzle yeni sürece tüm iç dinamiklerimizle asılmalıyız. İçsel dinamiklerin esas tango başlamadan pozisyon alması ve sürece aktif olarak katılması gerekir.

Son bir enteresan nokta... Bu yeni süreçte, eğri gemi doğru seferle bazı avantajlarımız da var aslında. Annan Planı'na yeterince hazırlanamamıştık, sadece güçlü çözüm motivasyonu ile sürece angaje olmuştuk, o kadar.

Şimdi, yeni süreçte, bizim açımızdan referans noktası olan Annan Planı'ndaki eksikliklerimizi, ihtiyaçlarımızı, neler talep etmemiz gerektiğini de biliyoruz. Yani, referandum sonrası Kuzey'deki "ekonomik, siyasi, idari, hukuki" yapımızı çok fazla değiştiremedik. Ve bu açıdan, ortaklığa yapı olarak çok fazla hazır hale gelemedik.

Artık, bu noktadan sonra tek şansımız, çalışma gruplarının kalitesi, yönetimi ve müzakere kapasitemizdir. Diyeceğim odur ki, yeni kurulan çalışma gruplarının, bu açıdan bütün bu eksiklikleri ve ihtiyaçları tespit edip, Cumhurbaşkanı Talat'ın yapacağı müzakerelerde, Kuzey'i ortaklıkta daha iyi konuma getirme şansı vardır. Umarım bu şansı kullanabiliriz.

   999 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
19 Kasım 2008, Çarşamba   ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ
17 Kasım 2008, Pazartesi   PİYASAYI, 350 MİLYON USD'den AŞAĞISI KESMEZ
12 Kasım 2008, Çarşamba   KUZEY PİYASASININ "STERLİN AÇMAZI ve FIRSATI"
10 Kasım 2008, Pazartesi   İŞ İNSANLARINA ÇAĞRI : GÜNEY'e GİDİN !..
05 Kasım 2008, Çarşamba   EURO SAÇMALIKLARI (Bu kadarı da fazla!)
03 Kasım 2008, Pazartesi   KKTC MERKEZ BANKASI BAŞKANI ile SÖYLEŞİ
29 Ekim 2008, Çarşamba   DOLAR YUKARI, SERVETLER AŞAĞI
27 Ekim 2008, Pazartesi   PİYASAYI "TAMİR EDİCİ POLİTİKALAR" UYGULAMALIYIZ
20 Ekim 2008, Pazartesi   ZOR TERCİH
15 Ekim 2008, Çarşamba   LİMANIN HAYAT VERDİĞİ ŞEHİR: MERSİN



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6944 1.7064
1 STERLİN 2.5170 2.5358
1 EURO 2.1221 2.1370



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

LİDERLERİN KULAĞINA KÜPE...

Ali Baturay

ÇOCUK ÇOCUKTUR, IRKI MI OLUR ÇOCUĞUN?

Hasan Hastürer

Beni ciddi anlamda rahatsız ediyor be gard...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

Rusya'dan sevgilerle, görüşmeler keres...

Ahmet Tolgay

VAHŞİ BATI'NIN GECESİ: KIZILDERİLİLER ...

Bilbay Eminoğlu

Dostlar alışverişte görsün

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

BABALARINA BENZEYEN NESİLLER

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital