|
Bildiğiniz gibi, 2003-2006 yüksek tempolu büyüme döneminde, bundan önceki dönemlerden farklı olarak bu dönemde göreli özel sektör ekonomisi lokomotifti. Bu sürede, büyümenin finansmanı, "yabancı portföy girişlerine ve direkt sermaye yatırımlarına, yerli aktörlerin özkaynaklarına, yerel kredilerdeki artışlara" dayanıyordu. Tabii, devrede kamu aracılığıyle TC kredi ve hibeleri de vardı.
Bugün bu maksatla bankacılık sektöründeki kredi genişlemesine ve batak kredilere bakacağız. 2003'ten 2007 sonuna kadar nominal olarak kredilerde kayda değer bir artış oldu.
Sistemde ağırlıkları birbirine yakın, hem YTL hem de döviz olduğu için, hangi para birimi üzerinden konuşsak, aşırı değerli YTL'den ve rezil dolardan dolayı sorunumuz oluyor. Neyse, yine de biz dolar bazlı konuşmayı tercih edelim.
KKTC Merkez Bankası'nın son açıkladığı 2007- IV çeyrek raporundan öğrendiğimiz kadarıyla, 2003-2006 arasında kredi artışı nominal olarak hep GSYİH artışından daha fazla olmuş. 2007'de ise durum farklı görünüyor.
Merkez Bankası'nın raporlarında çok önemli bir veri daha var aslında. 2003-2006 arasındaki parasal genişleme de(M3) büyümeye paralel çok sert ve hızlı gerçekleşmiş. Büyüme ile parasal genişlememiz arasındaki sıkı korelasyon incelenmeye değerdir ve sonra bu konuya daha ayrıntılı bakacağız.
ÖZEL KREDİLERDE PATLAMA OLDU
...2003'te toplam krediler(kamu + özel) 560 milyon USD imiş ve kredi mevduat oranımızda toplamda % 29,5 civarında imiş. Ama önemli olan özel sektörün bunun içindeki payının ne olduğudur? 2003'te özel krediler nominal 270 milyon USD ve toplam mevduat kredi oranının % 14,5'i imiş.
2007 Kasım'a göre toplam krediler nominal 2.1 milyar USD'ye ulaşmış. Toplamda kredi mevduat oranı da % 50'ye gelmiş. Lakin, hem miktar hem de göreli olarak özel kredilerde ciddi şekilde artış gerçekleşti ve özel sektör kredileri toplamda nominal olarak 1.530 milyon USD'ye ulaştı.
Yani, 2003'ten 2007'ye özel krediler 1.260 milyon USD civarı artmış. Bir başka ifade ile işletmeler ve tüketiciler, 4 yılda 1.260 milyon USD kredi kullanmış(faizleri ile birlikte), yahutta piyasaya bu kadar para girmiş. Özel kredilerin payı da, toplam mevduat içinde % 37'lere ulaşmış. Ki, bu tarihimizdeki en yüksek orandır.
NE KADAR BATAK KREDİ VAR?
Gelelim sadete...Acaba, bu sürede bankacılık sektörümüzde ne kadar tahsili geçmiş alacak(TGA) ortaya çıktı? Ne kadar para, şüpheli alacak, yahutta batak kredi haline gelmiştir?
Mevcut hukuk ve yargı sistemimizle, kimse kusura bakmasın, tahsili geçmiş alacak demek(ki, elbette bir miktarı tahsil edilecektir), benim için pratikte "batak kredi" demektir. Ha, bankacılık sektörü TGA'lara karşılık ayırdığı için sistemde sorun yok, merak etmeyin.
Bankacılık sektöründe TGA'ların toplam krediler içindeki payı son iki yılda(2007 Kasım) 2 puandan fazla artmış, 2003'e göre ise artış çok daha fazla. Yani, anlayacağınız sistemde doğal olarak bataklar arttı. 2007 Kasım'da, bu oran resmi ve genel kabul görmüş bankacılık kurallarına göre % 9.9'a ulaştı.
Peki, bu paraları kim daha kötü kullanmış, kim batırmış acaba? Şunu da sormak mümkün tabii. Acaba, sistemde bastırılmış, şimdilik üzeri örtülmüş daha ne kadar TGA var?
Kabul edelim ki, aslında % 9.9 TGA oranı, teorik ve pratik olarak özel kredileri kapsıyor. Niçin? Çünkü, teorik ve pratik olarak kamu kredilerinin batak olması ve TGA haline dönüşmesi mümkün değildir.
Bu durumda, sistemden kamu kredilerini ayıkladığımızda, ve sadece özel sektöre(işletme ve tüketici) kullandırılan kredileri(1.530 milyon USD) hesaba kattığımızda, sistemin defacto TGA oranı % 13-14 civarına denk geliyor.
Merkez, doğal ve resmi olarak böyle hesaplamıyor. Fakat, bana göre, esas TGA ve batak budur. Ve 2007 Kasım verilerine göre de özel kredilerde TGA haline dönmüş bakiye 210 milyon USD civarıdır. Muhtemelen, bu rakam yeni raporda hem mutlak, hem de nisbi olarak artacaktır. Zaten, Merkez'in beklentisi de bu yöndedir.
Merkez'in kayıtlarına göre TGA'ların çok büyük bir bölümü "yerel bankalarımızdadır", şube bankalarında ise ihmal edilebilecek kadar çok az TGA vardır. Şube bankalarında çok çok az olması normaldir, çünkü esas büyük şube bankaları hem zaten kredi vermiyorlar, hem de verdiklerinde batak yazmıyorlar.
Kritik nokta şu, acaba yerel özel ve kamu bankalarımız arasında TGA paylaşım oranı nedir? Yani, TGA'ların ne kadarı özel bankalarda, ne kadarı kamu bankalarındadır ve başta kamu bankaları olmak üzere(diğer yerel bankalarımız dahil) daha ne kadar bastırılmış, potansiyel TGA vardır?
Verilerden bunu göremeyiz(en azından benim gözüme çarpmadı) ama tahmin edebiliriz. Kuvvetle muhtemel, TGA'ların çoğu ve bastırılıp, üzeri örtülenler, kamu bankalarımızdadır.
Sontahlilde, eğer, yakın zamanda müzakereler ve çözüm süreci ile ilgili ekonomide yeni bir talep dalgası ortaya çıkmaz ise, ne yazık bunlar görünür hale gelecektir.
|