|
Sevgili Hüseyin Ekmekçi'nin Kıbrıs Medya Grubu'na dönmesine, daha etkin ve sorumlu görevler almasına çok sevindim. Çünkü, Hüseyin, sürekli kendini geliştiren, geleceği parlak bir medya mensubudur, bu yüzden onu çok takdir ederek ve beğenerek takip ediyorum.
Ama sevgili Hüseyin Ekmekçi'nin geçenlerde köşesinde "BELÇA, PEYAK OLMASIN" temennisi ne yazık gerçekleşmeyecek ve mevcut yapısı, dizaynı ile Belça istesek de istemesek de eninde sonunda PEYAK'laşacaktır. Hüseyin'in korktuğu başına gelecektir, bu kaçınılmazdır.
Hüseyin diyor ki, "Belça, Peyak olmasın, işçi, memur, öğretmen, Belça'ya derhal sahip çıksın". Sevgili Hüseyin, zaten sorun da budur. Belça'ya sahip çıkacak olan mali ve ekonomik açıdan sorumsuz sorumlu sahiplerle, kağıt üstü kamusal hissedarlarla Belça asla kurtulamaz.
Emin ol ki, işçi, memur, öğretmen..vs tüketicilerin çoğu, bireysel menfaatlerini artırmak için Belça'dan alış-veriş yapmıyorlar, tüketici refahını, güvenini, keyfini daha fazla artırdıkları yerlerde yapıyorlar Sevgili Hüseyin. Bu da zaten olması gerekendir.
Sevgili Hüseyin, şimdilerde yapılanlar, bilesin ki, sadece Belça'nın makus talihini ertelemekten başka bir şey olmayacaktır. Çünkü, eli taşın altında (sermayesi) olmayan bir sorumsuz sahiplik ve özel mülk dışı bir ticari faaliyetin yaşaması mümkün değildir.
Bizatihi ekonomi bilimi zaten bununla ilgileniyor. Sevgili Hüseyin, eğer Belça'yı çok seviyorsan acilen, Belça'yı kamusal mülkiyet ve sahiplikten kurtarmak için uğraş, yoksa batacak haberin olsun!
Ha, Belça'da, Dome Modeli de işe (sendikaya ve işçilere devir) yaramaz, kaldı ki, Dome'da yapılan işletme hakkı devri özelleştirme değil; birilerine (çalışan olması fark etmez) bedelsiz servet aktarımıdır ve ihalesiz yapıldığı için de çok yanlıştır. Dome'un şimdilerde geçici olarak kâr etmesi de operasyonun doğru yapıldığını göstermez.
BELÇA'yı niçin özelleştirmeliyiz?
Özelleştirmeyi tek cümleyle, "ekonomide kaynak israfını engelleyen bir operasyon " olarak tanımlayabiliriz. Bu bir kitaplık damıtık lafın üretilmesi için insanoğlu yüzyıllar harcadı.
Tabii, aynı zamanda insanoğlu bunun farkına varana kadar kıt kaynaklarını da israf etti. Umarım, bazıları bunu anlamak için bugüne kadar harcadıklarının yanına bir de Belça'yı koymaz ama korkarım ki koyacaklar.
Zaten, hayatta bütün mesele de budur, iyi yönetimler ile kötü yönetimler, iyi sistemler ile kötü sistemler arasındaki fark da buradadır. "Birey motivasyonlarını" esas alan dizaynlar başarılı olur, aksi dizaynlar her zaman kaybetmeye mahkumdur. Bak Sovyetler Birliği'nin çöküşüne!
Bireyin, hatta canlıların 3 tane temel motivasyonu vardır. Bendeniz bunlara hayatın ve ekonominin biyoloji kuralları diyorum ve defalarca da temcit pilavı gibi bu köşede bunlardan bahsediyorum. Çünkü, işin sırrı buradadır. "Bütün insanlar (canlılar) maddi ve manevi çıkarlarını maksimize ederler, kar motivasyonları vardır ve özel birikim yapmak isterler."
Hal böyle iken; BELÇA'nın rekabetin en derin ve çetin olduğu "perakente sektöründe" varlığını bu motivasyonları es geçerek (hele özel mülkiyet güdüsünü ve sahipliğini) devam ettirmesi mümkün değildir.
Belça'nın, "kamusal mülkiyet, atanmış yöneticiler ve faaliyette bulunduğu sektördeki rekabete uygun olmayan çalışma ve istihdam koşullarıyla", sürdürülebilir faaliyet karı üretmesi ve varlığını devam ettirmesi mucizedir. Aksini beklemek hayaldir.
Böylesi bir kamusal varlıkta "yozlaşma ve verimsizlik" de işin doğasında vardır. Marks'ın ıskaladığı ve beğenmediği özel mülkiyetin olduğu işletmelerde (Nazım Beratlı ağabey kızmasın) buna izin vermezler, verenler de batmaya mahkumdur zaten. İşin sırrı "özel mülkiyette ve mülkiyet haklarındadır". Hani, İngiltere'de başlayan sanayi devriminin altında yatan gizli gerçekte.
Bakın, sorun Belça'da çalışanlarda veya yönetenlerde değildir. Sorun, kişilerde değil, dizayndadır, sistemdedir. Bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Böyle bir dizaynda kişilerin sapması veya düşük performans göstermesi doğaldır ve beklenendir, aksi sürprizdir.
Mevcut rekabet ortamında ve kamusal mülkiyet temelinde, mali açıdan sorumsuz sahiplikte, Belça'nın batması kaçınılmazdır. Belça'yı,diğer KİT'ler gibi bütçeden finanse edemeyeceğimize göre, fazla uzun olmayan bir vadede mali açıdan geride batak bırakarak varlığını sona erdirecektir. Acı ama gerçek olan budur.
Belça, aşağıda önereceğim alternatifler dahilinde özelleştirilmezse, yakın bir zamanda, muhtemelen piyasada, yapıcı yıkımın bir parçası olarak tarihe gömülecektir.
BELÇA'nın faaliyet yaptığı sektörde müthiş bir rekabet var ve rakipleri "kar motivasyonu, özel mülkiyet, birikim motivasyonu" ile sahiplik sorumluluğunda esnek, piyasaya göre tam zamanlı pozisyonlar ve kararlar alabiliyor.
Rekabetin derin ve pazarın esnek olduğu bir piyasada, tıpkı KTÖS'ün tespit ettiği gibi, Belça çalışanlarının, kamunun fahiş çalışma ve sosyal güvenlik, düzenli maaş artışı..vs şartlarında varlığını sürdürmesini düşünmek, zerre kadar bu işten anlamamakla eşdeğerdir.
Hele, Belça'nın çalışma saatlerine karşı aptalca direnmesi intihardır. Belça'nın mevcut şartlarda ve dizaynda bu rekabete ayak uydurması zordur. Belça, ancak aşağıdaki özelleştirme alternatifleri gibi açımlarla kurtulabilir;
1-Belça, süpermarket olarak (veya başka bir iş) ihale yolu ile özelleştirilebilir, satılabilir. Ama mevcut istihdam sayısı ve şartları için özel düzenlemeler yapılmalıdır.
2-Belça, özel sektöre, süpermarket veya başka bir faaliyet için "kar ortaklığı, payı" karşılığında devredilebilir. Hatta, her bir Belça şubesi için farklı özelleştirme alternatifleri dahi yapılabilir. 3-Belça'nın özellikle Lefkoşa'daki arazisi çok değerlidir, gerekirse arazisi ihale yolu ile en iyi projeye kar ortaklığı karşılığı veya tamamen satış yoluyla devredilebilir. Benzer bir yaklaşım,diğer bölgeler ve yerler için de yapılabilir.
|